Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Basın ahlâkı

31 Mayıs 2015 Yazarlar

Medya'da yer alan ekonomik haberlerin yüzde 90'ı, ya siyasi propagandadır ya da ticari reklamdır. Medyanın, meslek ahlakına (etiğine) uymayan bu tutumu, sayfalarında veya ekranlarında propagandaya veya reklama yer vermesi değildir. Bunlar tabii olacaktır. Ahlaksızlık, bunların habermiş gibi sunulmasıdır. Firmalarının veya siyasi kuruluşlarının “basın bültenlerinin” haber formatına sokulmasından daha vahimi, bunların bir kısmının imzalı makale biçiminde halka “özgür yorum” diye yutturulmasıdır. Bu çirkinliğin sebebi, medya kuruşlarının iktisadi olarak kendi ayakları üzerinde duramamasıdır. O zaman da sektöre, gazetesini veya TV kanalını, tüccara veya siyasetçiye kiralayan, haberci ve yazarlarını bu besleme ilişkiye alet eden patronlar egemen olmaktadır. Bu oluşumu, tüccar-bankacı Gresham (1519-1579) “kötü patron/para, iyisini piyasadan kovar” (bad money, drives out good) özdeyişiyle 500 yıl önce anlatmıştır.

PROPAGANDAYA ALET OLMAK

Okurlar uyanık olmalıdır. Çünkü “halkla ilişkilerde” kural şudur: “Olay yok, vesile var; haber yok, propaganda var.” Propaganda ve reklam yapma veya patron imajı cilalama siparişi alanların düsturu şudur:
1. Propaganda veya reklam metnini yaz,
2. Bunu haber veya makale formatına sok; “resimle ve isimle”,
3. Medyada adamını bul, yayımlanması için bir vesile ara,
4. Vesile çıkmazsa, bekleme; sen olay (event) yarat, vesile olsun.
Geçen perşembe gazetelerde bir haber vardı. Bilmem ne dergisinde yer alan habere göre ünlü bir “iş insanı” Boğaziçi'ndeki konağında Başbakan ve iki yardımcısıyla, otuz kadar büyük iş insanını ağırlamış. Sabaha karşı 02'ye kadar süren bu toplantıda iş adamları “sorunlarını Başbakan'a arz etmişler, Başbakan da onlara ricalarını iletmiş.”
O toplantıda ben olsaydım, kendimi rakı masasında meze tabağı gibi hisseder ve müthiş bunalırdım.

OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE YASA DIŞI GREVLER

Bu konudaki fikrimi daha önce açıklayacaktım. Pişmiş aşa su katmayım, anlaşma olsun sonra yazarım diye bekledim. Bazı fabrikalarda anlaşma sağlandı, ama olay yayıldı. Daha fazla beklemem yanlış olurdu. Görüşümü açıklıyorum: “İşçiler hatalı davranmıştır.” Direnişin sonunda ücretlerine zam almaları, yapılan eylemin ne halkı, ne de doğru olduğunu kanıtlamaz. “Toplu sözleşme” yapmanın en büyük faydası, işveren için “iş barışını”, işçiler için “çalışma koşullarını” belli bir süre güvenceye almaktır. Bu direnişle “çalışma barışı” bozulmuştur. Ekonomik ve sosyal hayat bir “sözleşmeler düzenidir.” Bu düzen sakatlanmıştır.
Son söz: Toplu sözleşme bozulursa, “toplumsal sözleşme” yara alır.

YAZARIN TÜM YAZILARI