Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

O hayalet ‘ben’im

7 Mayıs 2015 Yazarlar

Dünkü Hürriyet'te Ertuğrul Özkök, geniş köşesinin “Günün Dedikodusu” bölümünde “Üçüncü havaalanına bir hayalet dadandı” başlıklı bir fıkra yazmış. Fıkra şöyle başlıyor: Cumhurbaşkanı seçim meydanlarında haykırıyor: “Üçüncü havaalanını engelleyemeyeceksiniz..” Özkök soruyor:
“Allah aşkına bu havaalanını kim engelliyor?”
Engellemeye çalışan biri var da biz mi görmüyoruz? Yoksa operadaki hayalet, havaalanı hayaletliğine mi transfer oldu?
Cumhurbaşkanından önce ben cevap vereyim. Üçüncü denilen havalimanın yapılmasını (ümitsiz bir şekilde) engellemeye çalışan “hayalet”in adı Ege Cansen'dir. Bir defa inşa halindeki havalimanı “üçüncü” değildir. Çünkü burası işletmeye alınınca, inşa edilenden daha değerli olan Atatürk havalimanı çatır, çatır yıkılacaktır. Zaten gerçek amaç, Yeşilköy'deki havalimanını yıkıp imar rantı yaratmaktır. Yoksa Sabiha Gökçen büyütülür ve Atatürk'le birlikte ihtiyaç duyulan kapasite artışı gerçekleştirilirdi. Bu model hem hava, hem de kara trafiği açısından çok daha ekonomiktir. Üstelik yatırım maliyeti çok daha düşüktür.
Gelelim Özkök'ün sorduğu esas soruya.
“Dolardaki bu artıştan sonra o müteahhitler bu işi nasıl bitirecek? Bitiremezse ne olacak?” Özkök devam ediyor. Bu beni çok ilgilendiriyor. Çünkü müteahhitlerin aldığı kredilere “Hazine Teminatı” verildi. Bu demektir ki; müteahhitler bankalardan aldıkları kredileri ödeyemezse, o paralar bizim vergilerimizden çıkacak. Yani biz ödeyeceğiz.

* * *

İlahi Ertuğrul Bey! Demek siz dolar fiyatı artmasaydı, aldıkları kredileri müteahhitlerin ceplerinden ödeyeceklerini, havalimanını kullanan ve hatta kullanmayan vatandaşın sırtından çıkmayacağını sanıyordunuz? Dolar fiyatı artınca, birden telaşlandınız ve bu soruyu sorma ihtiyacı hissetiniz? Rahatlayın. Bu işin kârlılığı, döviz fiyatı artınca azalmaz, aksine artar.
Müteahhit, yaptığı işin karşılığında para veren değil, para alan kişidir. Aldığı paralar da önce maliyeti karşılar üstü de kâr olarak müteahhidin cebine girer. İşletme imtiyazı dâhil böylesi dev projeleri üstlenen müteahhitler, ülkemizin en cebbar iş adamlarıdır. Yumurta küfesini hiçbir zaman sırtlarında taşımazlar. Onların küfecileri devlet, yani halktır. Üstelik bunu yaparken ilgili bakanlara “üstüne para alıp, hazineden tek kuruş çıkmadan havalimanı inşa ettiriyoruz” diye konuştururlar. Uyanık geçinen gazeteciler dahil herkesi bu yalana inandırırlar. Yapılan şey “devletin yurtdışından borçlanıp” yatırım yapmasından başka bir şey değildir.
Son söz: Cambaza bakarken, arkanı kolla.

YAZARIN TÜM YAZILARI