Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Seçimden sonra kriz

4 Haziran 2015

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Hayır, seçimden sonra bir mali ve dolayısıyla iktisadi kriz çıkma ihtimali çok zayıftır. Bunu söylerken, seçim sonuçlarıyla ilgili herhangi bir varsayımda da bulunmadım. Yani koalisyon olursa, kriz çıkar; AKP tek başına iktidar olursa, kriz çıkmaz diyenlere katılmıyorum. Tecrübeyle sabittir ki; krizler iktidar değişikliklerine yol açar, ama iktidar değişiklikleri krize sebep olmaz. Zaten bu yüzden AKP, seçim öncesinde “kriz” gibi algılanabilecek herhangi bir mali veya iktisadi oluşuma izin vermemek için çok gayret göstermiştir. Hatta bu sebeple Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Başçı ile arasındaki “faiz mi enflasyon yükselmesine, yoksa enflasyon mu faizin artmasına sebep olur?” tartışmasını buzdolabına kaldırmıştır. Çünkü bu kavga, “taşıma dövizle çarkları dönen Türk ekonomisinde” sıcak para girişlerini sekteye uğratabilir ve bir devalüasyon patlamasına sebep olabilirdi. Bu da hiç istenmeyen “mükemmel bir kriz” olurdu.

BÖKE'Yİ DİNLEDİM KULAKLARIM AÇIK

Geçen hafta yapılan Taksim Toplantısı'nda CHP'nin “Baş Ekonomisti” Doç. Dr. Selin Böke'yi dinledim. Bir seçim öncesinde, seçmen tavlamak için yapılan iktisadi açıklamalar “çok sıfatlı-az isimli” cümlelerden kuruludur. Yapılacak işler, adil, dürüst, verimli, çağdaş, yüksek katma değerli, dengeli, sağlam, dönüşümlü, değişimli, kökten, yapısal, kapsamlı, iyi düşünülmüş, zamanlı gibi nicelik değil nitelik belirten tanımlamalarla anlatılır. Bu yüzden sözü edilen programların “hayvan” mı “bitki” mi olduğu kolay anlaşılmaz. Farkı kaçırmamak için Dr. Böke'yi çok dikkatli dinledim. Hemen ekleyim, Selin Hanım çok iyi bir konuşmacı.

CHP'NİN EKONOMİ POLİTİKASI TERCİHLERİ

CHP'nin ekonomi politikasını, bir uçta “sosyalizm” diğer uçta “kapitalizm” olan bir eksen üzerine yerleştirmeye çalıştım. AKP'den pek farklı bir yere koyamadım. Türk ekonomisinde “çıkmaz sokak” olarak gördüğüm “cari açıkla kalkınma” modelinden nasıl çıkılır sorusuna cevap bulurum sandım, bulamadım. Böke, bu sorunu pek dert etmiş gözükmedi. Bir ara, AKP cari açığı, TL'yi değersizleştirerek kapamak istiyor; biz ise maliye politikalarıyla ihracatı destekleyerek halledeceğiz anlamına gelen bir şeyler söyledi. Anlayabildiğime göre AKP'nin “inşaat sektörü” çekişli büyüme modelini CHP de benimsemiş. Bu amaçla “Merkez Türkiye” adlı yeni bir kent kurma fikrini geliştirmiş. Bir başka “fark/benzerlik”, AKP İstanbul'u “Dünya Finans Merkezi” yapma hayali yerine CHP'nin Türkiye'yi “Dünya Lojistik Merkezi” haline dö-nüştürme vizyonunu benimsemesidir. CHP'nin ekonomi politikasının AKP'ninkinden en bariz farkı, ekonomide yeniden büyümeyi “talep yanlı” bir tedbirler paketiyle başlatmak istemesidir. Bu amaçla, tüketim eğilimi yüksek “dar gelirli kesime” milli gelirden daha fazla pay vermeyi planlıyorlar. Çiftçiye ucuz mazot, memura ve emekliye iki maaş ikramiye ve asgari ücreti yüzde 50 arttırma bu paketin parçaları oluyor.
Son söz: Yemek aynı da olsa, aşçısına göre lezzeti değişir.