Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Baskı, sansür, zulüm

Sevgili okuyucularım, AKP iktidarı ile cemaat arasındaki yakınlık daha ilk günden, AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından başlayarak kurulmuştu.
Bu uzun balayı ve mutluluk dönemi iki yıl önce aralarına kara kedi girinceye kadar sürdü.
Sonra öyle bir an geldi ki, bu ayrılmaz ikizler para paylaşımı yüzünden kapıştı. Cemaatin büyük hizmet yatırımları vardı, büyük paralar kazanıyordu.
İktidar bu oluşuma karşı çıkmaya, “Hep sana olmaz, bu rantı paylaşalım” demeye başladı.
ABD'de yaşayan Fethullah'ı her fırsatta ziyaret edip elini öpenler, “Bize bir emriniz var mı hocam” diye ayaklarına kapananlar, günün birinde “Yeter artık” deyince ipler koptu.
İktidar, cemaatin üzerine gitmeye başladı.
Ancak o da ne!.. Cemaat direniyordu zira iktidar, cemaatin bitini kanlandırmıştı.
Cemaatin elinde cemaat mensuplarına ait özel bankalar, üniversiteler, fabrikalar, sanayi tesisleri, okullar, dershaneler, hastaneler ve ne ararsanız vardı…
Ve oluk gibi para akıyordu.

* * *

AKP duruma uyanmıştı… “Bunlar bizi devirir, içimizdeki pislikleri açıklar, hesap sorar” korkusu benliklerini sardı ve cemaati önce sünnet etmeye, pipisini kestikten sonra elini kolunu dağlamaya karar verdiler.
Nasıl olsa devlet ve hükümet gücü ellerindeydi.
Büyük kavga görünürde dershane rantı yüzünden çıktı.
Cemaate diz çöktürmek demek, AKP iktidarına karşı olan her kesime göz dağı verip korkutmak demekti.
Yandaş-yalaka medya işin üzerine gitmeye başladı. Artık manşetlerinde her gün Fethullah ve cemaat vardı!
Cemaat ise iyi çalışmış, en başta yargı, polis ve medya olmak üzere bütün kurumlarda örgütlenmişti.
Boynuz kulağı geçmiş, yarattıkları canavar kendilerini gagalamaya başlamıştı.
Tayyipgiller korkuyordu. Tasfiyeler başladı, yargı ele geçirildi, cemaatin önde gelen gazetecileri bile tutuklanıp içeri tıkıldı.

* * *

Arada olanları tek tek saymıyorum ama özellikle son 15 gün içerisinde yaşadıklarımız akıl alır şeyler değil.
Vaktiyle ABD'ye gidip elini öptükleri, sarmaş dolaş pozlar verdikleri Fethullah'ı önce “Silahlı terör örgütü elebaşısı” ilan edip hakkında iddianameler düzenlettiler.
Sonra sıra geldi cemaatin medyasına…
TÜRKSAT, cemaate ait televizyon kanallarının yayınını kesti.
Çok iyi muhalefet yapan Samanyolu, Bugün, Kanaltürk gibi kanalların sesi kısıldı…
Ve önceki gün, cemaatin işadamlarından Akın İpek'e ait Bugün Gazetesi başta olmak üzere tam 22 şirketine el koyup AKP'li kayyumlara devrettiler.
Oysa bunların hiçbirinin bugüne kadar “Teröre” çanak tuttuğunu, vergi kaçırdığını, ya da yasa dışı işler yaptığını duymamıştık, bilmiyorduk!

* * *

İktidarın bu yaptıkları,
1 Kasım seçiminde tek parti olarak çıktığı takdirde yapacaklarının teminatıdır!
Bunların kafasında fikir ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi kavramlar asla yok.
Bütün dertleri kendilerinden yana olmayan herkesi ve bütün kesimleri, gerekirse zor kullanarak, polis ve yargı gücüyle susturmak…
Seçimde başarılı olmayacaklarını gördüler ve anladılar.
Yapılan tahminlerin tamamı, AKP'nin Meclis'te kelle sayısı açısından çoğunluk sağlamasının söz konusu olmayacağını gösteriyor.
Dolayısıyla koalisyon hükümeti kurulacak.
Tayyipgiller şimdi ellerindeki son kartı yeniden oynuyor:
Baskı, sansür ve zulüm… Korkutmak ve sindirmek.
Zulüm ille de birisini yere yatırıp döverek, işkence yaparak olmuyor.
Bunlar ellerine geçirdikleri devlet gücünü kullanıp manevi zulüm yapıyor ki, en çirkini ve tehlikelisi budur.
Hesap günü yaklaşıyor…

Başkan bey konuştu

MHP oylarıyla Meclis Başkanlığı'na seçtirilen AKP'li İsmet Yılmaz dün Sivas'ta seçim çalışması yaparken baklayı ağzından çıkardı:
“Ülkeyi koalisyona muhtaç ederseniz evlatlarınıza iş bulmak zor olur, yoksulunuza kömür dağıtmak, yeşil kartlınıza ilacını vermek zor olur.”
Adam açıkça tehdit ediyor.
İlkelliğin böylesi ancak Afrika ülkelerinde olabilir.
Aynen birkaç gün önce Mr. Davutoğlu Ahmet'in Van'da tehdit ettiği gibi:
“Bize oy vermezseniz beyaz Toros'lar (geçmiş yılların polis araçları) yine devreye girer!..”

* * *

Seçim kampanyalarının iki ayağı var. Üçüncüsü olmadığı için ayakta durması zaten mümkün değil ve devrilmeye mahkûm.
İlki seçim öncesinde bol keseden attıkları palavralar, yapacağız edeceğiz edebiyatı. Bu vaatlerini madem yapacaktın niye 13 yıldan beri yapmadın!
İkincisi yine baskı, sansür, zulüm, korkutma ve sindirme. Kitleleri korkutmak…
PKK silahla korkutuyor, bunlar başka yollarla.
21. yüzyıl Türkiye'sinde yaşadıklarımız herkesi değil ama çoğumuzu utandırıyor.