Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Bir “Başkanlık” vardı, o ne oldu!

Sevgili okuyucularım, Türkiye'yi yıllardır gerdiler, insanları birbirine bilerek ve isteyerek düşman ettiler. Ağızlarından çıkan her söz düşmanlık, kin ve nefret içeriyordu.
Onların yüzünden bir sürü olay çıktı, toplum kavgalara sürüklendi.
Fakir fukara insanları bir paket gıda yardımı, bir torba kömürle, bazılarını maaşa bağlayarak kafakola aldılar.
Şu anda Türkiye'de tam 3 milyon 600 bin aile bu sadakalardan yararlanıyor. O aileler ne yazık ki AKP'nin oy deposuna dönüştü.
Bunun üzerine bir de din ticaretini ve din sömürüsünü ekleyin.
Türkiye'de Müslümanlığı (!) da kendilerinin temsil ettiğini iddia ettiler.
Kitleleri aldatma yöntemini iyi bulmuşlardı ve hedefi 12'den vurdular.
Ancak hiçbir yalan sonsuza kadar sürdürülemez.
Bunların aldatma, kandırma yöntemleri ve yalanları 7 Haziran seçiminde sandığa gömüldü. Meclis'teki çoğunlukları ellerinden kaydı gitti.

* * *

Şimdi 1 Kasım öncesinde kampanyaları sürüp gidiyor. Önceki kampanyada bütün güçleriyle “Başkanlık” hülyasına odaklandılar.
Ahmet gibi Tayyip de meydanlara indi.
Bire bir sahaya çıkıp nutuklar attılar…
400 milletvekili istiyor ve ille de başkanlık diyorlardı.
Başkanlık gelirse Meclis'in ‘yasama gücünün' elde kalan yetkileri de alınacak ve her şey tek bir şahsın keyfine bırakılacaktı.
Yargıyı zaten ele geçirmişlerdi ama bu yetmezdi… Anayasa yine değişecek, yargının tamamı Başkan Bey'in emrine verilecekti.
Türk Milleti 7 Haziran seçiminde bu oyuna da dur dedi.

* * *

Şimdi 7 Haziran'dan bu yana siyaset sahnesinde iki önemli değişiklik var. Bunu mutlaka görmüşsünüzdür.
İlki, Tayyip bu kez meydanlara inmiyor… O makama seçildiğinde anayasa uyarınca tarafsızlık yemini eden şahıs namus ve şeref yeminini açıkça çiğnemiş, her gün partisi adına miting meydanlarına, propaganda gezilerine çıkıyordu.
Devletin bütün yetkileri kendisine devredilecek, diktatörlük düzeni bütün kurumlarıyla ve tam anlamıyla kurulmuş olacaktı.
Bu taktik tutmadığı gibi, partisine oy kaybettirdi.
Şimdi bir miktar geri çekilmiş durumda. Çalışmalarını öyle açıktan sürdüremiyor.

* * *

İkincisi, bunlar bir süredir “Başkanlık” sözcüğünü ağızlarına alamaz oldular!
Neden, niçin!..
Vaz mı geçtiler, geçen seçimden ders mi aldılar, yoksa bu seçimde alınacak sonucu mu bekliyorlar?
Sandıktan istedikleri sonucun çıkmayacağı, Meclis'te anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip olamayacaklarını mı anladılar?
Tayyip bu konuyu ısıtıp gündeme getiremiyor diyelim. Ama Mr. Davutoğlu Ahmet de aynı durumda. O da başkanlık hülyasını ağzına alamıyor.
Belki de vazgeçmek zorunda kaldılar.

* * *

Bir iktidar partisi düşünün… Ağzında birkaç ay öncesine kadar sakız gibi çiğnediği, her gün ve her fırsatta gündeme getirdiği bir konuyu şimdi unutmuş görünüyor!
Ama insanoğlu hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Bunların artık bir tek hayali var:
“1 Kasım seçiminde Meclis'te anayasayı değiştirecek kelle sayısına ulaşırsak, bu sakızı yeniden çiğnemeye başlarız… Şimdilik vakvakları ürkütmeyelim!”
Geçti bayım… O tatlı hülyalı, pembe hayallerle dolu günleriniz artık geride kaldı.
Başkanlığı maşkanlığı unutun siz!

NEŞE KAYNAĞIMIZ MR. AHMET!

Sevgili okuyucularım, başbakanlık koltuğunda bir stajyer olarak oturmakta olan Ahmet artık hepimizin neşe kaynağı oldu.
Onun ağzından çıkanları izledikçe gülüyoruz, eğleniyoruz, neşemizi buluyoruz.
Esiyor, gürlüyor ama acınacak durumda olduğu belli.
En basit kavramları bile bilmediği ortaya çıktı.
Geçenlerde bir tanımlama yaptı:
“IŞİD'le bizim Müslümanlığımız arasında 360 derece fark var.”
Bunun geometri diliyle açıklaması “IŞİD'le bizim Müslümanlığımız aynı noktadadır… Zira 360 derece aynı yerdir.”
180 derece diyeceğine 360 demiş, arkadaşın dili sürçmüş olabilir!
Biraz gülüp geçtik.

* * *

Ankara'daki bomba eylemini düzenleyenler için konuştu:
“Biz onların kimliğini olaydan önce saptamıştık ama eylem yapmadan önce gözaltına alıp tutuklamamız mümkün değildi çünkü Türkiye bir hukuk devletidir!”
“Oha, hukuk devletine bak sen” dedik, başka bir şey diyemedik!

* * *

Seçimin elden gittiğini anlayan Ahmet şimdi bol kepçe vaatlerde bulunuyor,
gençleri kafakola almaya çalışıyor. İşte partisinin iki gün önceki Şanlıurfa mitinginde saçtığı son inci:
“Anneniz babanız size hayırlı bir eş bulamazsa bize (Ya AKP'ye, ya da hükümete) başvurun!..
Bu işin sonu evlendirme bürosu açmaya gider!

* * *

Önceki gün yandaş HAK-İŞ Sendikası'nın toplantısına katıldı ve konuşma yaptı:
“Emeğin ve adaletin konuşulduğu bu salondan dünyaya bir kez daha haykırıyorum. Nerede bir zalim varsa onun yanında olacağız.”
İşin ilginç yanı, salonda bulunan yandaş robotlar topluluğu bu sözleri de ayakta alkışladı.

* * *

İsminin önünde “Prof.” unvanı olan Mr. Ahmet bize neşe dağıtıyor, kafa bulduruyor ama Tayyip'i sanırım hop oturtup hop kaldırtıyor.
Dereyi geçerken at değiştirilmez ki şimdi yenisini bulup onun yerine getirsin!
Ahmet gerektiğinde
yalvarmasını da iyi biliyor. Dün partisinin Ödemiş mitinginde konuştu:
“Oylarınızı öyle verin ki, ne olur beni Kılıçdaroğlu ile Bahçeli'ye bir daha muhtaç etmeyin!”
Böylesi bir daha gelmez, söylediklerini lütfen dikkate alın!