Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Papazı bulacaklar

Sevgili okuyucularım, yarın itibarıyla seçime tam iki hafta kalmış oluyor.
Seçim havası yok, heyecan yok, insanlar korkutulmuş, mutsuz ve karamsar, her şey sıfırda.
Tam da iktidarın istediği sessizlik ortamı.
7 Haziran seçimi sonrasında toplanan Meclis, toplam 48 saat bile çalışmadan tatile sokuldu.
Ama bu süre içerisinde hiçbir iş yapmayan, ya da yaptırılmayan milletvekillerinin tamamı, önümüzdeki seçimde aday gösterilmeyenler dahil, milletvekillerine sağlanan bütün haklardan sonuna kadar yararlanacak.
Emeklilik hakları verildi, böylece ayda yaklaşık sekiz bin lira tutarında emekli maaşına hak kazandılar.
Aile bireyleri ve kendileri ölünceye kadar, tüm sağlık hizmetlerinden bir kuruş bile ödemeden beleş yararlanacaklar. Hem de istedikleri sağlık kuruluşlarında ve bütün tedaviler dahil!
Değil dünyada, Türkiye'de bile böylesine bir beleş ortamı bugüne kadar az görülmüştür.
Seçimden bu yana aradan beş ay geçti. Bu arkadaşlar 48 saat bile çalışmadı, çalıştırılmadı…
Ve hayatları kurtuldu.

* * *

Türkiye'de siyasete atılan her vatandaşın amacı, hangi partiden olursa olsun milletvekili seçilip en kısa zamanda kapağı Meclis'e atmaktır…
Çünkü milletvekilliği iyi iştir, seçilenin geleceğini garanti altına alır.
Arkadaş, partisinin il veya ilçe başkanlığını yapar ama gözü Meclis'e seçilmektedir.
Parti yöneticilerine yaklaşır, yağlama yıkama yapar, kendisini partinin en has adamı gösterir, bir yerlere gelse bile gözü yine Meclis'tedir.
Oraya kapağı bir kez attın mı, işin tamamdır!

* * *

Kendimi bildim bileli bu ülkede yaşarım ama böylesine acayip bir seçim öncesi ortamına bugüne kadar hiç tanık olmadım.
Tık yok!
İnsanlar hangi partiden olursa olsun heyecanını yitirmiş.
Meydanlar, caddeler ve sokaklar ıssız.
Toplum yeterince duyarlı değil.
Liderler bazen ekranlara çıkıp konuşuyor, bir takım kuruluşlara ziyarette bulunuyor, demeç veriyor, partiler adına sıradan açıklamalar yapılıyor ve hepsi o kadar!

* * *

İş başında ise tuhaf bir hükümet var.
Neyin hükümetidir, kimi temsil etmektedir, belli değil.
O hükümette yer alan bazı bakanlar var, güya “Tarafsız (!)” ama her biri AKP'li… Ve hükümetin başında çapsız, niteliksiz, yeteneksiz bir başbakan!
Hükümeti ve iktidar partisini dışarıdan Tayyip yönetiyor.
Mr. Davutoğlu Ahmet ondan habersiz adım bile atamıyor.

* * *

7 Haziran deneyimini yaşayan büyük seçmen kitlesi sessiz,
1 Kasım gününü bekliyor.
Birkaç ay öncesine gidip düşünüyorum…
Heyecan vardı, sokakta her gün çok sayıda insanımız çevirip sorardı:
“Sizce sonuç ne olur?”
AKP'nin hezimete uğrayacağı üç aşağı beş yukarı belli olmuştu ve gözler parlıyordu.
Şimdi aynı soru yine soruluyor ama bu kez umutsuzca!..Çünkü kitleler 7 Haziran olayından ders aldı.
O zaman hiç kimse o sonuç sonrasında bunların yaşanacağını, binbir katakulli ile koalisyon hükümeti kurulmasının önünün kesileceğini, seçimi yitiren iktidarın yine tek başına hükümet kurup Meclis'i çalıştırmayacağını tahmin edemezdi.
Hiçbirimiz edemezdik.
Devlete güvensizlik o boyuta varmış ki, şimdi herkesin kafasında başka bir soru var:
“Acaba seçim yapılır mı?.. Bunlar seçim yaptırır mı?”
AKP artık iyice yıprandı.
Ama seçimi engellemesi asla mümkün değildir.

* * *

Gün, umutsuzluğa kapılma günü değildir.
Tahminime göre 1 Kasım'da da sandıktan üç aşağı beş yukarı aynı sonuç çıkacaktır.
Bu gibi konularda umutsuzluğa kapılmak kadar kötü bir şey olamaz.
AKP iktidarının sonu geliyor, umudumuzu korumak zorundayız.
Benzer bir sonuç çıktığı takdirde bugünkü iktidarın ne duruma düşeceğini tahmin etmeye çalışın.
O takdirde aynı tezgahı bir kez daha kurmaları artık söz konusu olmayacaktır.
Zaten bütün telaş ve panikleri bu yüzden…
Ellerindeki bütün kartları oynadılar, işin ağırlığı altında ezildiler.
Söylenecek fazla bir yalan kalmadı. Söylense bile yutturmak asla mümkün değil.
Şimdi onlar açısından son fırsat…
Önümüzdeki 15 gün içerisinde bir sürü palavra atacaklar, din sömürüsünü dibine kadar kullanacaklar, bir sürü vaatlerde bulunup milletin gözünü yeniden boyamaya kalkışacaklar.
Ülkemizi teröre, işsizliğe, itibarsızlığa ve ekonomik çöküşe teslim ettiklerini biliyorlar.
Panikteler.
Korkuyorlar…
İki hafta sonra ellerindeki son kartı oynayacaklar.
Papazı bulacaklar!