Sözcü Plus Giriş
MURAT MURATOĞLU

Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla…

22 Haziran 2015 Yazarlar

2001 yılına dönüp, Arjantin ekonomisine bir göz atalım.        Son on yıllık dönem içerisinde enflasyon probleminden kurtulmuş bir ülke görüyoruz. Fakat aynı on yıl içerisinde gelir dağılımının bozulmasının yanı sıra yaşanan yüksek işsizlik, rüşvet ve yolsuzlukları artırmış.
Uygulanan hatalı özelleştirme politikaları ile oluşturulan verimsiz şirketler ülke ekonomisine zarar vermekte…
Var olan 150 milyar dolar sıcak para, piyasaların dengesini bozmakta… Kısa vadeli, ödenmesi veya döndürülmesi gereken dış borçlar 146 milyar dolara yükselmiş…
Ya sonra? Ufaktan başlayan kırılganlıklar ani bir krizi tetikliyor. Çoğu yabancılara satılmış olan bankalardan, bir gecede 30 milyar doların dışarıya transfer edilmesi paniğe sebep oluyor. Ülke borçlarını ödeyemez hale düşüyor.
Arjantin'in doğal kaynakları Amerika, Kanada, Avusturalya kadar zengin…  38 milyonluk nüfusunun ortalama eğitim düzeyi bizden yüksek…
Ülkede et ve tarım ürünleri, ihracatın ana kalemini oluşturuyor. Gelişmiş sanayi dalları da mevcut… Neredeyse bize yakın otomobil üretip, satıyorlar.
Kısaca o gün, krizi tetikleyen şartlar değil yönetim hataları olarak karşımıza çıkıyor.

BİZ BİRBİRİMİZİ BİLİRİZ!
2015 Türkiye'sine bakalım… Enflasyon 2005 yılından beri aynı seviyelerde takılıp kalmış, düşmüyor.
İhracat son üç yıldır yerinde sayıyor. Bu yıl gerileme görünüyor. Nitekim büyüme rakamları son 65 yılın ortalaması yüzde 5'in, 2 puan altında seyrediyor.
İmalat sanayisinde 2007 yılında yüzde 80.8 olan kapasite kullanım oranı, 2015 yılı Mayıs ayında yüzde 74.9'a gerilemiş. Kapasite kullanımı neden düşmüş? Yatırımlar mı coşmuş? Hayır!
Borçlanmada denge sınırı aşılmış. Toplam borç stokunun millî gelire oranı yüzde 56.5 seviyelerinde…  Bir yıl içerisinde ödenmesi veya döndürülmesi gereken dış borçlar 164 milyar dolar civarında… Ayrıca sıcak para olarak tabir edilen, dilediği zaman çekip gitmesi muhtemel 110 milyar dolar söz konusu…
İşin kötüsü bunca borç yatırım yapmak için değil, cari açığın finansmanı ve tüketim için kullanılmış. Mevcut dolar kuru seviyesiyle birlikte üretilen değerler 2011 yılı ile aynı seviyede kalmış.
Demem o ki; Öyle oyalanmak, hükümet kuramamak, didişmek, armudun sapı, üzümün çöpü demek gibi bir lüksümüz yok. Belli ki kriz yaşanırsa tetikleyen yine şartlar olmayacak!

YAZARIN TÜM YAZILARI