Açık uçlu!

Her genç, doktorun gönlünde “hayat kurtarmak” yatar. Bunun için doktor olmak isterler ve yıllarını “çalış… çalış… çalış…” üzerine kurarlar. TUS'a yani Tıpta Uzmanlık Sınavı'na girecekler. Sözgelimi sorular sorulacak: Hasta, “karın ağrısı şikayeti” ile geldi önce ne yaparsın?
Ne biliyorsan yaz:
-Karın muayenesi yaparım.
-Kan tahlili yaparım.
-Hemen MR'a yollarım.
-Hemen biopsi alırım.
-En pahalı ilacı yazarım.
-Sorgulama (anamnez) yaparım.
Bu cevapların hangisi doğru?  Sınav kağıtlarını okuyacak olanın hükmüne kalmış. Cevap olarak; “en pahalı ilacı yazarım” diyen doktor adayını “uzmanlık bilgisi tam” ilan edebilir.
Çünkü o torpillidir.
Çünkü o kayrılandır.
Çünkü o yandaştır.
Açık uçlu pistondur.

* * *

Genç doktorlar.
Bütün TIP öğrencileri.
Şüphe içindeler.
Kuşku duymaktalar.
İstanbul Tıp Fakültesi Halkçı Sağlık Kulübü üyesi genç doktorların bana anlattığına göre, TUS sınavları, bugüne kadar “kapalı uçlu” sorularla yapılırdı: Soru; yine “Karın ağrısı şikayetiyle gelen hastaya önce ne yaparsın?” diye sorulur ve altında “a-b-c-d-e şıkları” sıralanırdı. Şıklardan biri doğru cevaptı.
Bilgiyi objektif ölçmekti.
Kim doktor gibi doktor?
Kim doktorluğu hak etmiş?
Kim kadroya alınmalı?
Sınavlarda mümkün olduğunca “tarafsız ve objektif” olarak belirlenebiliyordu. Çünkü sorular kapalı uçluydu ve sınav kağıdını okuyanın keyfine bırakılmıyordu.
Açık uçluya geçildi.
Doktorlar şüpheye düştü.
Kalplerine kuşku girdi.

* * *
Tıpta Uzmanlık Sınavı'na (TUS)  girerek; Üniversite Hastaneleri, Eğitim Araştırma Hastaneleri, Sağlık Bakanlığı TIP Fakülteleri ve diğerlerinde doktor olma şansı arayanların seçimine “açık uçlu torpil” girecek.
Şüphelenmek sağlıktır!
Yeter ki kanıtın olsun.
Genç doktorların kanıtı var.
KPSS sınavlarında toplu kopya kayırmacılığı ve soru şifreleme skandalları yaşandı.
Zerre sıkılma olmadı.

* * *
Başta Tayyip Erdoğan,
Bütün kadrosu çürüdü.
Sayfalarca “VIP Torpilli Listeleri” yayınlandı. Dürüst, çalışkan, namuslu, beyin emeğine güvenerek sınavdan geçmiş milyonlarca genç insanın hakkının yenildiğini Meclis kürsülerinden milletvekilleri dile getirdiler.
Zerre utanma olmadı.
Genç doktorlar uyarıyor: Türkiye'de “açık uçlu torpilin hedefine bu kez devlet hastaneleri ve sağlık kurumları” konuldu. Türkiye sağlığından da çürütülüyor.
Uyanın!

Grev erteleme! Vatan hainliği!

Bu çağda, bu koşullarda “Vatanımızın milli güvenliği tehlikeye girer diye işçilerin grevini” ertelemek aslında vatan hainliği sayılması gerekir. Çünkü işçilerin grevini erteleyerek aslında “sosyal barışı” bozmuş ve vatanın güvenliğini tehlikeye atmış oldular. Devletin ve iktidarın, işçilerle işveren arasında anlaşmazlık çıktığında tarafsız davranması “onları uzlaşabilecek bir çizgiye” doğru yönlendirmesi beklenir. Tersi oldu. DİSK'e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası üyesi 15 bin işçi 22 işyerinde greve gidince Bakanlar Kurulu (yani Tayyip Erdoğan) patronların yanında yer aldı. Grevi 60 gün ertelediler. Devlet gücü sermaye gücüyle birlik oldu, ucuz emek sömürüsü devam etsin diye işçinin gücünü ezdi. İktidar grevi ertelemeseydi;  patronlarla işçiler bir noktada anlaşacaklardı. Üretim barış içinde ve işçi de memnun, işveren de mutlu devam edecekti. Ülkenin milli güvenliği sağlamlaşacaktı. Vatan hainliği yapıldı.

Loading...