Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Dar geliyor elbise!

6 Şubat 2015 Yazarlar

Yeni nağme bulundu. Haziran'a 4 ay var. 120 gün aynı nağmeyi çalacak, oynayacaklar: Dar geliyor elbise!
Beden büyüdü.
Basen bastırdı.
Göbek fırladı.
Memeler sığmıyor.
Terzi elin kırılsın:
Dar geliyor elbise!
Nağmeleri hicran çalıyor.
Gövde dümbelek oyunu.
Halk, çarkıfelek izlemekte.
Okurlarımdan “bedenin durumunu yazıp anlatan mektuplar” bana her gün gelir.
Mektupları dosyalarım.
Üçünü sizinle paylaşacağım.
Biri Edirne'yi anlatıyor.
Diğeri Hakkari‘yi.
Öbürü İstanbul'u.

* * *

Birinci Mektup:
(Tuğrul Erkin yazıyor)
“Her kış yaşanır. Meriç ve Tunca nehirleri taşar. Edirne'yi sel tehdit eder. 40 yıldır duyarım. Beklenenin biraz üstünde yağan yağmurla gelen sel suları için “komşu Bulgaristan'ın baraj kapakları suçlanır” fakat Meriç'in taşkın olmuş sularını Ege Denizi'ne kavuşturacak 12 kilometrelik nehir yatağı temiz, bakımlı, sel suyunu denize akıtmaya hazır tutulmaz ama Karadeniz'den Ege'ye “Kanal İstanbul” açıp gemi yüzdürme hayali kurarız.”
Mektuba ilave yapayım.
Şunu yazayım:
Evindeki yangına bakmaz.
Gökyüzünü fethe gider.
Aslında beden berbat.
Dar geliyor diyerek.
Elbisede bulur kabahat.

* * *

İkinci Mektup:
(Rasim Hakkı yazıyor)
10 gün önce Van'ın Çatak İlçesi‘ne bağlı Konalga Köyü‘ne gittim. Yalçın kayalıkların çevirdiği derin eğimli bir vadi içine elektrik, eğitim, sağlık, ulaşım hizmeti götürüldü. Mezra adı verilen 2-3 haneli 12 köy bir araya getirildi, Van'a sadece 40 kilometre uzaklıkta bu Konalga Köyü kuruldu. Köye pis su arıtma tesisi bile yapıldı. Bugün bu tesis çalışmıyor. İçme ve kullanma suyuna kanalizasyon karışıyor. Her 100 binadan 50'sinin duvarları çatlak içinde. Köyde çok katlı sağlık ocağı da var. Doktoru yok. Rüzgarlı havalarda elektrik günde 20-30 kez kesiliyor. Köyün geçim kaynağı koruculuk. 31 yıldır koruculuk yapanlar var. Korucular geçim zorluğu içindeler, PKK'lılar daha iyi durumda. Belediye çöp tenekelerinin üzerindeki yazılar Kürtçe. Türkçe yazı yok. Hava koşulları uygun olunca PKK, yol kesip kimlik sormaya, araç yakmaya, haraç toplamaya, korucuları tehdide ve dağda sürüsü olanlara tacize başlıyor. Güvenlik güçlerinin elleri kolları bağlanmış. Moraller dip yapmış. Korucu evlerinden birinin duvarındaki takvimde Said-i Nursi'nin fotoğrafı var. Özel olarak cami mimarisinde yapılmış bir ibadethanesi yok. Cami görevini minaresi olmayan ince uzun bir prefabrik barakaya yüklemişler. İmam köyü terk etmiş. İmamlık ve müezzinlik görevini okul müdürünün yaptığını söylediler.”
Bu mektup uzun oldu.
Ben kısaca söyleyeyim:
Hakkari'nin köyünde kenef artığı içme suyuna karışır. Ankara'da kendine VIP klozetli 3 bin güvenlik kamerasıyla korunan saray yaptırır.

* * *

Üçüncü Mektup:
(Turan Akıncı yazıyor)
“Selatin Camii; bir padişah ailesi tarafından yaptırılan iki minareli cami demektir. Ama en önemli şart şudur: Cami yapım giderlerinin tümü padişah ailesinin cebinden ödenir. Devlet parası ile hayır yapılmaz. Çamlıca Camii'ni yaptıran bir aile yok. Kim yaptırıyor? Bilen var mı? Demek ki, “Anadolu Yakası'nda ilk selatin camii yaptırıyoruz” lafı palavra. Üsküdar İskelesi'ne bakan Mihrimah Sultan Camii, selatin camisinin en babasıdır. Mekke'de Kabe etrafına ll. Sultan Selim döneminde yapılmış revakları Suudiler söküp attılar. Türkiye'den bir inşaat şirketi Kabe'deki revakları taş taş yükleyip Çamlıca Camii'ne taşıyor. Yani revakları Kabe'den sökülüp gelmiş, içinde türbesi olan bir külliye yükseliyor. Çamlıca'da yeni bir Eyüp Sultan kuruluyor.”
İlave yazmayacağım.
Siz yazın.
Sadece şunu diyeceğim:
Nağmeleri kokmuş nane!
Dikecekleri elbise pejmurde!

YAZARIN TÜM YAZILARI