Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Burada sezon ‘3 ay’mış! Bana ne? 

27 Haziran 2015

Alaçatı ya da Bodrum'da sezonun sadece üç ay olmasından bana ne?

Tatil beldelerindeki dükkan kiralarının yüksek olmasından bana ne?
Düzgün servis elemanı bulunamıyorsa bana ne?
Kira ancak tıkış tıkış masalarla, kıç kıça şezlonglarla yastığa ayrı, iskeleye ayrı para almakla çıkıyorsa bana ne?
“İstemeyen gelmesin”, “Beğenmeyen gitmesin”le olmaz!
Tüm yıl çalışıp da tek tatil hakkını ‘herkesin görüp', ‘göründüğü' yerlerde geçirmek istiyor diye, kimse kazıklanmayı haketmez!
Eğer ki, sen Allah'ın denizini ‘beach' yapıp da benden otopark, giriş ücreti alıyor, üzerine meyvenin yanına istediğim iki kaşık yoğurda bile 15 TL ek ücret yazıyorsan, bölgenin halkını kalkındırmak yerine devşirme çözümler buluyorsan artık biraz (iyi bile demiyorum) düzgün hizmet isterim.
Geri kalan tüm bahanelere de ‘bana ne?' derim.

horoz

Azizim sen nesin?

“1934'te Soyadı Kanunu çıktı. Herkes kendi soyadını seçtiği için bütün gizli aşağılık duyguları da açığa çıktı.
En cimrileri ‘eli açık', en korkakları ‘yürekli', en tembelleri ‘çalışkan' gibi soyadlar aldılar.
Bana da ortada böbürleneceğim bir soyadı kalmadığı için, herkes soyadımı çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim diye ben de ‘Nesin?' soyadını aldım.”
İşte böyle bir adam Aziz Nesin.
110 kitap; 10.116.000 baskı; binlerce gazete yazısı, kıvrak bir zeka, güzel yürek, etkileyici bir hayat! Daha önce de Aziz Nesin'in ‘Ömrüne Sığmayan Adam' sergisinden bahsetmiş, serginin bir aya sıkıştırılmasından şikayet etmiştim.
Türkiye'yi, geçmişi anlamak, bir güzel adamı, yazı tutkusunu ve insan aşkını görmek için 16 Temmuz'a kadar Tütün Deposu'na gitmenizi tavsiye ediyorum. Üstelik buradan aldığınız kitapların geliri doğrudan çocuklara gidiyor.

Tohum ekmeyi de bilmiyoruz sanırım!

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, 13 Nisan'da Kiehl's işbirliğiyle ‘Bir Tohum Ek' adlı bir proje başlattı. Amaç, otizm tanısı konmuş fakat gerekli eğitimi almak için yeterli maddi imkanı olmayan çocuklara burs sağlamak için 1 milyon TL toplamaktı.
Ali Poyrazoğlu'ndan Ali Aksöz'e, Mehtap Elaidi'den Niyazi Erdoğan'a, Didem Soydan'dan Aslı Filinta'ya, Beyazıt Öztürk'ten Bay J'ye pek çok kişi projeyi destekledi, duyurularını yaptı.
“Projeye destek olmak isteyen bir kişiye sponsor olarak, bir tohum ekmesi ve tohumu büyütmesi karşılığında belirli aralıklarla Tohum Otizm Vakfı'na bağışta bulunabilir ya da sadece 5290'a ‘TOHUM' yazıp SMS atarak 10 TL yardımda bulunabilirsiniz” dendi!
Sonuç: Sadece 52 bin TL.
O kadar az ki… Biz ağaç yetiştirmeyi, korumayı bilmediğimiz gibi tohum ekmeyi de bilmiyoruz sanırım! Kampanya sürüyor, bilginize!

uber

Hedef Uber helikopter!

Biz, İstanbul taksilerinden şikayetçiler; kredi kartıyla ödemeye ve özellikle de geri bildirime imkan veren BiTaksi'yi hızla benimsedik. Onun ardından piyasaya giren Uber, şimdi deniz ulaşımına da el atmış; Beneteau model teknelerle lüks deniz taşımacılığı yapıyor. Belediye bununla da rekabet eder mi bilmem, Uber'den şimdi de helikopter hizmeti bekliyoruz!

IŞiD'e karşı bir de ‘The Monuments Men' ekibi lazım!

IMDB'de notu 6.1. Ancak benim çok sevdiğim, pek çok ünlü oyuncunun yer aldığı, başrolünde yönetmeni de olan George Clooney'in rol aldığı bir film var: The Monuments Men (Hazine Avcıları).
İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından çalınan sanat eserlerinin toplanıp bulunması için kurulan özel bir ekibin hikayesi anlatılıyor.
Ve film (ve tabii ki roman) gerçeklerden esinleniyor. Savaşın farklı bir yüzü anlatılıyor.
IŞİD'in tarihi kent Palmira'da Antik Roma döneminden kalma eserlerin bulunduğu alana patlayıcı döşediği de açıklandı.
IŞİD söz konusu olduğunda aklıma sürekli bu film geliyor.
Savaş olmasa da Türkiye'ye, her daim IŞİD'in var olduğu her yere sanat eserlerini koruyacak, hatta bunun için can verecek insanlar gerekiyor.

pera

imajla kendimizi baştan yaratmak mümkün mü?

Pera Müzesi'ndeki Grayson Perry sergisi son zamanların en iyi seçkilerinden… Halı, vazo ve haritalarıyla; sınıf bilincine, inançlara olan irdeleyici ilgisiyle şaşırtıyor Perry insanı. Marka tutkumuz, kendimizi imajlarla yeniden yarattığımızı düşünmemiz ve sosyal sitem hakkında etkileyici bir sergi… Halılar süper de, haritalar da efsane.

whatsapp

WhatsApp anneleri artık özgür!

Artık toplu geyik muhabbetlerimizin bir yeri de WhatsApp grupları…
Eski okul arkadaşları, birlikte tatil yapma sevdalıları, yakın arkadaş grupları, iş halletmeciler, kız ya da erkek muhabbeti yapmak isteyenler; tekmili birden WhatsApp'ta toplu muhabbette, fotoğraf vs paylaşımında…
Bir de WhatsApp anneleri var.
Çocukları (genelde) özel okullarda okuyan, çocuklarının ödev ya da problemlerini bu gruplarda paylaşanlar…
Ama bir kısmı nasıl daralmış o gruplardan…
Yeni nesil annelerin, çocuklarının kavgalarına bile dahil olmalarından…
Kendilerini en iyi, ilgili anne seçip ‘üst perde' yapmalarından…
Hele de çalışmayanların çalışan anneleri suçlu hissettirecek yorumlarından…
Öğretmene ne hediye alınacak muhabbetinin bile dört gün sürmesinden…
Okulların tatil olmasıyla birlikte o kadar çok “Oh be… WhatsApp grubundan kurtuldum. Hem de gruptan ilk çıkan ben değilim” diyen yeni nesil anne gördüm ki…

bülent

Sensiz Olmaz'ı en iyi kim söyler?

Bülent Ortaçgil, perşembe akşamı bir kez daha “Şarkılarımı benden bile iyi söylüyor” dediği Birsen Tezel ile Açıkhava Sahnesi'ndeydi.
Hiç iyi bir sahne adamı olmadığını, ‘eller havaya' ya da ‘haydi hep beraber' yapamadığını ama 40 yıllık şarkıları sayesinde konserlerinde keyifle kendisine eşlik edildiğini söyledi. Bir anket yapılmış, ‘Sensiz Olmaz'ı En İyi Söyleyen Şarkıcılar' listesinde Müslüm Gürses ve Teoman'ın ardından üçüncüymüş! (O listede benim çok sevdiğim Levent Yüksel yorumu nerede, merak ettim). Belli ki biraz içerlemiş. Oysa Bülent Hocam ne gerek var; sen yazmışsın: Bu iş çok zor Yonca, çünkü insanlar yıllar boyunca hiç soru sormadan durur…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more