Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

‘Çocuk kadın’ların yükselişi!

23 Mayıs 2015 Yazarlar

Bazı kadınlar var; adları yoktu şimdi oldu; hatta bu ad onlara ‘cuk oturdu': Çocuk kadınlar!

 

Yaşları kaç olursa olsun, bir yandan çocuk kalacak, ‘kadın kadın' olmadıkları için türlü türlü sorun, çokça macera yaşayacaklar.
Bunun minyonlukla ilgisi yok! Mesele halde, tavırda, ruhta…
Bunun yaşla ilgisi yok; kimi 17'sinde bile çok ‘kadın', kimi 35'inde hâlâ bir şekilde çocuk.
Meg Ryan'ın sinemada canlandırdığı karakterleri düţünün mesela…
Pek çok ‘kadının' doğuştan bildiği, genlerine yüklenmiş ‘o şeyleri' bilmiyor da, yaşarken, ‘büyürken' öğreniyor sanki…
Entrikası yok, yapmaya çalışsa da yüzüne gözüne bulaştırıyor.
Kız kavgası mı! Gördü mü kaçıyor.
Kimi dekoltelerden dekolte beğenirken, o, göğüslerinin büyümesine alışamamış da sürekli kambur duran genç kızlar gibi.

 

gonca-71

 

Ortaokul lisede sınıfındaki kızlar, bahçede ‘çocukları süzer' onlarla ‘çıkar' iken o müze gezmiţ, top peţinde koşmuş, ödev yapmış sanki. Şimdi bir kadın, erkeklerle ilgili ama ‘geç başladığı' için takıma sezon ortası transfer olmuş futbolcu gibi.
Kimse onu sıkıştırılmış göğüs dekoltesiyle, kalçayı saran etek ve altları kırmızı topuklu ayakkabıyla görmedi belki. Ama seksi, çok eğlenceli, güleç ve sevimli.
Biraz şaşkın, biraz acemi, biraz endişeli ama belki de ondan hayatı bu kadar maceralı, inişli çıkışlı, eğlenceli.

 

TUBA ÜNSAL ‘GİBİ DURUYOR'

‘Friends' dizisinden örnek vereyim. Rachel kadın, Phoebe ‘çocuk kadın'.
Türkân Şoray ‘kadın kadın' ama Gonca Vuslateri ‘çocuk kadın'. Zaten eski nesil aktris tipleri daha ‘kadın', yeni nesil daha ‘çocuk kadın'.

 

Girls dizisinin yaratıcısı Lena Dunham tam bir çocuk kadın.

 

tuba-71
Tuba Ünsal da tam anlamıyla öyle gibi görünen, giyinişi, yüzü, tavrı her şeyiyle çocuk kadın ‘gibi duran' biri. Ama işte onda ‘doğuştan yüklenen kadın bilgilerinden' var ve tam da bu yüzden her iki taraftan da çok daha şanslı bir yerde.
Kimi kadın uğruna cinayet işletebilecekken kudretteyken, çoğu zaman bu çocuk kadınlar ‘erkeklerini' bakkala bile gönderemiyor. Ama olsun varsın! Ama gerek Hollywood'da, gerekse gerçek dünyada artık ‘çocuk kadınların' da değeri biliniyor.

 

İzmirli kendini sever, İstanbullu sevilmek ister!

 

“Çeţme artık İzmir halkının değil; Alaçatı bugün Alaçatı ise sebebi İstanbullular…” tespitine vuruldum önce.
26 yaşında, İstanbul'da yaşayan bir Ankaralı Işıl Karaaslan.
95'ten beri yazlığa Çeţme'ye gidiyor. Ve belli ki İstanbulluları da, İzmirlileri de çok iyi gözlemliyor.

http://isilhakli.tumblr.com/ adresli blogunda muhteşem bir yazı yazmış; İstanbullu'ya karşı İzmirli yazısı! Birkaç alıntı yapayım.
DALKILIÇ'IN BURNU

 
“Çeşme'de Murat Dalkılıç'ın sahne aldığı günleri bilirim ben. O zaman daha gençti, albüm falan yoktu. Burnu böyle değildi, daha büyüktü. Gözümün önünde afişi, sadece ‘MURAT' yazardı. Murat gibi Çeşme de burnunu yaptırdı. Murat gibi Çeşme de soyadını kullanmaya başladı. Resmileşti, dikkat et, İstanbul'da herkesi soyadıyla anlatırsın herkese. İstanbul'da birden fazla Murat tanırsın çünkü, üstelik her tanıdığın Murat seni tanımaz bile bazen. İşte İzmir ile İstanbul'un farkı burada başlar.”

 

izmir-71

 

Alaçatı bildiğin ahırdı eskiden. Şimdi hani içine girince ‘Ambiyans çok güzel yaaa… Bir de beni tek çek' diyorsun ya, ha işte orası ahırdı.. (…) Bu sezon ‘Pos makinesi alabilir miyim?' diyeceğimiz yer: Hacı Memiţ. (…) Her masada zeytinyağlı enginar falan var, bildin di mi konsepti… Hepsinin anası yapıyor o yemekleri!

AHTAPOTU BİLDİĞİ GİBİ YER!

İzmirliler vermez o kadar para açık havaya, zaten onlar hep açık hava.

İzmir halkı bu kadar hengame sevmez. İzmirli adama rakısını, balığını ver yeter. Daraltma adamı, ara sokaklara sokma, trafiğe sokma, park yeri düşünmesin, telefonu hep çalmasın…
İstanbullular hep farklı yer arar, düzeni bozmak ister. Ahtapot Carpaccio yemek için buradan kalkıp 50 km öteye giderler. İzmirli adam gitmez. Alıştığı balıkçıya gider. Ahtapotu bildiği gibi yer.
İstanbullu çaba sarf eder, İzmirli önüne ister.
İzmirli kendini sever, İstanbullu sevilmek ister.
“Tatil biraz da bizi kimsenin tanımaması, bizim kimseyi tanımamamızdır aslında ama İstanbullu ister ki herkes bizi tanısın, biz herkesi tanıyalım” diyor, bir de bir yerde…
Blogunun adı gibi, bence ‘Işıl Haklı' beyler…

YAZARIN TÜM YAZILARI