Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Hatayı ilk önce kızlarımızda aradığımız bir memlekette…

17 Şubat 2015 Yazarlar

‘Sen de anlat'tıkça cesaretimiz artıyor; öğreniyor, açılıyor, yakınlaşıyor, anlıyor, anlatıyoruz. Eğer bu olmazsa, bu adamların ardından yaptığımız gibi hâlâ “Özgecan'a uzanan eller kırılsın” diye bağırıyor olacağız.

Olay ayrıntıları olmadan bile yeterince vahşiydi. Ama tecavüz de söz konusu olduğundan tepki verilmeden kontrol listeleri gözden geçirildi;

Kız, öğrenci mi? / Evet hem de başarılısından…

Nereden dönüyormuş? / Eğlenceden değil okuldan.

Öyle ‘mini etekli', kameraya dudak bükmeli, sürmeli fotoğrafları, ‘selfie'leri var mı? / Hayır.

“Tamam o zaman; isyana biz de eklenebiliriz!”

O NEDENİ BULAMAYACAĞIZ

İtiraf edelim, tüm içimizde birikenler ve vahşetin dozu bir yana, tek bir yürekten tepki vermemize biraz da bu yol açıyor: ‘Tecavüz edenden önce tecavüz edilenin yargılandığı bu ülkede' Özgecan'ın bir melek olduğundan hepimiz eminiz!

Oysa ruh halimiz o ki, anne Songül Aslan bile “Kızımın HATASI minibüse binmek mi?” diyor.

O ölümde bile kızının, hatta kendisinin ya da eşinin bir yanlışı var mı diye düşünüyor belki!

Oysa yok! Zerre yok! Hiç yok!

Hep “Niye biz? Niye benim melek kızım?” diyecek, sorgulayacak; yanıtını ne o, ne biz bulacağız!

CİLVE, İŞVE ŞART MI?

Bir gazeteci arkadaşımın ‘ayakkabı tutkusunun' nedenlerini anlatırken söyleyiverdiği gibi “Burada her kadın yürürken önüne bakması gerektiğini bilir. Çünkü yarım saniyelik bir göz teması hayatının akışını kaydırabilir!”

Onlarca kez yazdım, yine yazacağım. Makyaja, stüdyoda çekilmiş havalı fotoğraflara, Facebook profillerine, Instagram ‘selfie'lerine, cilveye, işveye ne gerek var?

Karda kışta, baştan ayağa giyinirsin, yine de gün ortasında ‘korna çalarsam belki arabaya atlar'cılar tarafından ‘düt düt' taciz edilirsin.

nilay-ornek-sli

Otostopa ne gerek var? Seni, taksiye uğurlayan arkadaşın plakayı aklına yazmazsa kızar, “Eve girdin mi?” diye aramazsa bozulursun.

Dolmuştasın, “Ya herkes iner de yalnız kalırsam” diye tırsarsın.

‘O kafalarca', açık giyinen suça teşvik eder, kapanan içindekini merak ettirmek ister.

Bu coğrafyada sadece ‘kadın olmak' bile, suça teşvik ve tahrik sebebidir; pek çok minik kız tecavüzcüsüyle evlendirilmiştir!

HANGİ BİRİNİ ANLATAYIM?

Şükür ki Beren Saat konumundaki biri başına gelen tacizleri -muhtemelen sadece bir kısmını- yazdı ve sonrasında ‘Sen de anlat' başladı. (Beren Saat'i de şu durumda fırsatçılıkla itham edenler var ki, bi gidin!)

“Twitter'da #sendeanlat etiketiyle bir saat içinde yazılanlarla dünya gündemini altüst ettik” diyen haberler izledim. Açıyorum; saniyede onlarca tweet düşüyor, okumaya zamanım yetmiyor.

Siz bir de bu ülkede Twitter'ın T'sini bilmeyen kadınları, pek çok ülkede kıyamet koparacak durumları ‘olağan' sayıp yazmaya değer bile görmeyenleri bir düşünün… Ya da yazıp yazıp ‘gönder' tuşuna basmayanları ve hiçbir şey yazmayan erkekleri.

Ya da bir kamyon sürücüsü taciz ettiği için trafik kazası yapan annesini 11 yaşında kaybeden Can Mert Bozkurt'unki gibi hayatları.

O SLOGAN BİRAZ NAİF Mİ!?

‘Sen de anlat' denince “Hangi birini anlatayım?” diyorum. Ama anlattıkça, anlatılanları okudukça cesaretimiz artıyor, öğreniyoruz, açılıyoruz, yakınlaşıyoruz, anlıyor, anlatıyoruz. Belki de yeni yollar yeni sloganlar bulacağız.

Yoksa bir kızı öldürüp DNA'sı alınmasın diye elini kesen bir herifin ardından hâlâ “Özgecan'a uzanan eller kırılsın” diye bağırıyor olacağız; yaptık, yine yapacağız.

YAZARIN TÜM YAZILARI