Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Kiralık evlerdeki bu fiyat patlaması neyin işareti?

20 Mayıs 2015 Yazarlar

Geçen ev aramamdan hiç unutmadığım iki şey vardır:

İlan: Deniz manzaralı.

Gerçek: Yatak odasına gir, bir tabureye çık, karşıdaki apartmanın üzerine doğru bakarsan ucundan azıcık bir mavilik görebilirsin!

İlan: Nişantaşı merkezde, yeşillikler içinde, şato gibi ev.

Gerçek: Merkezden 15 dakika yürüme mesafesinde. Can çıkartan bir yokuşun en tepesinde bir apartman (şato gibi bu imiş). Ve tek bir ağacı, yeşilliği olmayan binanın ‘yeşillikler içinde' tanımıyla ilişkisi neymiş biliyor musunuz? Evin tüm duvarları, mutfak ve hatta tuvalet dahil, yeşil!

EMLAK SİTESİNDEN EV GÖZETLEMEK

Sonuçta 3 sene aradım; bir ev buldum ve 8 sene oturdum ama ev sahibim “Oğlum geliyor” jokerini çıkarınca kendimi yine emlakçılarla teşrikimesaide ve tabii ki emlak sitelerinde buldum.

Hani ev bulma stresim olmasa aslında o sitelerde bayağı eğleneceğim. Çünkü insan bir süre sonra orada kendini ev gözetlerken ya da dekorasyona yorum yaparken buluyor.

Komşu evler kiralıksa onlara bakmak ayrı bir zevk. “Aaa şu karşıdaki teras var ya, orası dubleksmiş. Mutfağına baksana…”

BAZI EVLER ÇOK SARAY!

Ya da Ankara'da bir adam; 400 metrekare ev almış ve kendini Muhteşem Süleyman sanmış, evi saray gibi döşemiş, bir tahtı eksik! E ilginç!

Ancak niye hemen hemen hiçbir evde kütüphane yok? Mesela bunu anlamıyorum ben.

Ya da 2 bin 500 TL'ye ev kiralayıp cam bile taktırma zahmetine katlanmayana da küfrediyorum.

nilay-ornek-sli-4

‘HABERİNİZ YOK GALİBA'

Sonuçta benim için İstanbul'un ‘merkezi'si reklamlarda pazarlanan “İstanbul'un göbeğinde”ler değil, her yere deniz, dolmuş, otobüs olan yerlerdir ki, onlar arasında da kiralık ev az, fiyatlar uçuk.

‘İçini boyat otur' devri sona ermiş gibi. Ev sahiplerinin çoğu içeride 15 yıl oturacakmışsın gibi tadilat yaptırmanı bekliyor.

Gümüşsuyu-Cihangir-Nişantaşı üçgeninde 2 bin 500 TL altında ev bulmak imkansız değil ama nasıl?

Haddimi aşarak, 3 bin 200 TL'ye kiralanan ev geziyorum Nişantaşı'nda; “E bu ücrete bari tuvaletin sıvaları kafamıza düşmeseydi, mutfak nemden kokmasaydı” diyorum, emlakçının yanıtı: “Sizin buralardaki kiralardan haberiniz yok galiba. Bu kadar merkezi yer bulunca tuvalete banyoya bakmamak lazım.”

Oldu! Peki!

PEKİ NEDEN?

Taksim tarafı airbnb müşterileri/evini airbnb evi yapanlar, yabancı şirket çalışanları ve -özellikle Arap- turistle doldu.

Asya tarafında ise kiraları, ev sahiplerini ‘bir süreliğine' kiracı haline getiren ve kiraları müteahhitlerin ödediği kentsel dönüşüm artırmış.

Sanırım İstanbul, sadece sosyolojik dönüşümüyle değil kira fiyatlarıyla da bizlere dar gelmeye başlıyor.

Fazla eşyası ya da ihtiyacı olana süper bir oluşum: Freecycle.org

Şu ülkede kimler neler yaptı da utanmadı.

Ama genel anlamda bazı basit, insani şeylerden utanırız. Restoranda artan yemeği paketletmekten, eğer ‘vintage' değilse ‘ikinci el' ürün kullanmaktan…

Oysa ben yurtdışında çöpünü bile satan insanlara, tüm eskilerin ya da alınmış ama kullanılmamışların satıldığı pazarlara hayranım.

nilay-ornek-sli-3

Taşınırken ‘açığa çıkan' onlarca kitap, pek çok koli giysi, hatta mutfak malzemeleri ne olur?

Bir arkadaşım beni ‘Freecycle' adlı bir gruba dahil etti Facebook'ta… Ve sadece ‘bakmak' bile bende bağımlılık haline geldi.

KOLTUK TAKIMINDAN BİSİKLETE

İnsanlar burada saç tokalarından kullanmadıkları yataklara, fırından ayakkabıya, karton kutudan perdeye her şeyi veriyor; alan da mutlaka çıkıyor. Freecycle.org'un tüm dünyada, 5 bin kadar grubu ve 8 milyonu aşkın üyesi var.

Talep ettiğiniz ürünün (temsili de olabiliyor, elinizde olmadığı için bu) ya da vermek istediklerinizin fotoğrafını koyuyor ve soruyorsunuz: Kimde var/kim ister?

Neredeyse iğne iplik bile paylaşılıyor ve inanın onun da alıcısı oluyor.

Sonra elden ya da kargo ile ürününüze ulaşıyorsunuz.

BAZEN DE KURA

Bu kadar basit ve bu kadar yararlı. Ve asla bir ücret söz konusu değil.

Bazı ürünlerin çok isteyeni olunca, eşyanın sahibi kura çekebiliyor.

Tabii yine Türküz, muhteşem diyaloglar olmuyor değil; “Ali Bey'in kurası yine bir ‘bayana' çıkacak kesin!” ya da “Ulvi de her şeyi topluyor, satıyor mu ne?”

Olsun varsın. İki üç saçma yorum sinirinizi bozmazsa çok yararlı ve gerekli…

Gerçekten ünlüler sandık görevlisi olduğunda…

Mehmet Günsür, Yasemin K. Allen, Engin Öztürk, Meltem Cumbul, Ezgi Mola, Güven Kıraç ve Burcu Kutluk… Güzel bir işe imza atılmış; “OY'una sahip çık” diyor, seçim günü insanları oy vermeye, sandık görevlisi olmaya çağırıyorlar. Çok da yerinde, gerekli. Oy ve Ötesi'ni sonuna kadar destekliyorum.

nilay-ornek-sli

Ancak bence ‘gerçekten' Güven Kıraç gibi isimler ‘sandık görevlisi' olduğunda her şey düzelecek. Belki de ünlü isimleri sandıklarda gördüğümüzde ‘bir şeyler oluyor' diyeceğiz; yani bu kadar şey oldu hâlâ ayılmadıysak ünlüyle de zor da… Etkili olacağı kesin.

YAZARIN TÜM YAZILARI