Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Sen nasıl bir erkekmişsin be Mert Fırat!

16 Mayıs 2015 Yazarlar

Bir imeceyle ortaya çıkan hemen her işte maalesef olur; işin içinde 20 kişi de olsa, proje, en popüler katılımcılar üzerinden anlatılır.

Bu yüzdendir belki de mesela bol yıldızlı Woody Allen filmlerinin alfabetik sırayla yürüyen jeneriğinin her zaman hoşuma gitmesi…

Ama ben de bir seferlik klişenin izinden gideceğim; oyuncu Mert Fırat'ı seçeceğim.

Konumuz ‘Erkekler'. Adı da ‘Erkekler'.

Bir kitap. Elimden düşüremediğim bir kitap.

Notabene Yayınları'ndan çıkmış, Ayşe Akaltun yayına hazırlamış.

Nasıl güzel, nasıl yararlı, nasıl devam ettirilmesi gereken bir iş.

Mert Fırat da, kitabın ‘erkeklik' işine akıl yormuş yazarlarından biri.

 

YAZARLIĞI DA iYiYMiŞ

Fırat, ‘jön' kategorisindeki oyuncularımız arasında baştan beri farklı duran biri. Hemen her röportajında bir denge, kadına saygı, anlama isteği var. İlişkilerinden bahsederken asla basit değil, samimiyetle kendiyle hesaplaşma bile var, ki alışık değiliz…

Daha iki üç gün önce katıldığı, 18. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'ndeki bir forumda “Cinsiyeti ve iktidarı kabul ettiğimiz sürece yenik başladığımız bir tartışmanın içine gireriz. İdeolojiniz, inancınız ne olursa olsun inandığınız kadın örgütü varsa girin içine çalışın” diyordu.

Ama bilmezdim ki bir de güzel yazıyor.

‘Erkek olmak', ‘Türkiye'de erkek olmak' üzerine yazılmış bir öyküsünü (adı: ‘Femme-n) bu kitap için paylaşmış ve cuk oturmuş.

Belki bir filmin parçası olur, belki okunur, anlatmayayım; kurgusu, esprisi, samimiyeti o kadar yerinde ki, takdir edilesi.

Erkeklik kartpostalları

Yine ‘Erkekler' adlı kitap…

Gündüz Vassaf'ın 31 hikâyesiyle başlıyor. ‘Erkek olmak'la ilgili aklına gelen, çocukluğundan ergenliğine, ilk birlikteliklerine uzanan yıllarla ilgili kısa hatırlamalar.

nilay-ornek-sli-3

O kadar vurucu, o kadar gerçek ve cesur ki.

Düşünce dünyamızın büyük isimlerinden Vassaf'ın da bu kitaba çok inanarak katkıda bulunduğunu düşünüyorum, böyle içten anlatılamaz!

KEREM TUNÇERi GiBi YAKIŞIKLI DEĞiLiM

Türkiye'den Amerika'ya, 1960'lı yıllardan bugüne uzanan anılar.

Ve o günlerde cinsel açıdan farklı bir yerde de olsa, Amerika'nın ‘kadının iş dünyasında yer almasıyla ilgili olarak' Türkiye'den geri bile olduğunu gösteren hatıralar!

Ama kitapta çok daha fazlası da var.

nilay-ornek-sli

Ayşe Akaltun, kitabı ikiye bölmüş.

İlk bölümde otobiyografik hikâye ve röportajlar var.

Mesela basketbolcu Sinan Güler. ‘Erkek Eliyle Spor' başlığı altındaki röportajda, spordaki erkeklik kavramı üzerine konuşurken kendiyle de yüzleşiyor. “Sportif olarak o kadar yakışıklı değilim, bir Cenk Akyol ya da Kerem Tunçeri gibi… Oradan yırtıyorum” cümlesi mesela bana çok samimi geliyor.

BALIK ATLASI

Mehmet Fırat Pürselim'in ‘Balık Atlası' var mesela; balıklar üzerinden ‘erkek olmanın ağır'lıklarını ‘yüzer gibi anlatıyor'.

Fuat Sevimay, 'Yasa'sında boşanmış ama çocuğunu özleyen bir ‘baba'yı, Yavuz Ekinci ise evli bir kadına âşık adamı öyle güzel ‘oynuyor' ki…

Mehmet Zaman Saçlıoğlu, 5 küçük çocuk üzerinden, cinselliği keşfedişten ‘başka bir kadınla aşk yaşayan arkadaş babasının evliliğini kurtarma adına yapılan' çocukça planlara, o kadar tatlı anlatıyor ki ‘bir şeyleri'.

SÜNNETTEN ASKERLiĞE…

Toplum kadınlardan itaat eden, verilen rolleri kabul eden bireyler olmalarını beklerken erkeklerden ne bekler? Sünnetle başlayan, askerlikle pekiştirilen ‘sert erkek' kavramı ne kadar işlemiştir hayatlarına?

Kitaptaki öykü ve anıları okurken insan “Vay be bu erkeklere de yazık” diyor! “Hele de Türkiye'de onların da ne ağırlıkları var”.

Etkileniyorsun.

Tek sorun; yazarların tamamının eğitimli, çoğunun genç nesil, sorgulayan bireyler olmaları.

Sokaktan geçen alelade 10 erkekle yapılsaydı mesela röportajlar, bambaşka portreler, ‘ağırlık ve çoğunluk' çıkacaktı ortaya. Ama bu da güzel!

YAZARIN TÜM YAZILARI