Sözcü Plus Giriş
NİLAY ÖRNEK

Yüzyıllık sigara böreği nasıl kalem böreği oldu?

13 Haziran 2015 Yazarlar

Geçenlerde bir arkadaşım İstanbul Arnavutköy'deki belediye tesislerine gidiyor ve mönüye bakıp soruyor “Sizin çok güzel sigara böreğiniz vardı. Artık yapmıyor musunuz?”
Cevap: “Olmaz olur mu; hemen getirelim.”
Hesabı öderken bir bakıyor ki sigara böreğinin adı mönüde de, fişte de ‘kalem böreği'.
Arkadaşım durumu bize “İyice abarttılar yahu. Belediye işletiyor diye hükümet kafasıyla sigara böreğine kalem böreği demek de ne yahu” diyerek anlattı.

 
Dilber dudağını ne yapsak?
Sonra bir baktım, yıl 2011, Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı, ‘sigara çağrışımı yapıyor' gerekçesiyle isim değişikliği için başvurmuş, ‘parmak, sarma ve kalem' isimlerinden en çok ‘kalem' beğenilince Sakarya'da esnaf, sigara böreği yerine bu ismi kullanmaya başlamış.
Bir daha baktım, bazı küçük firmalar dondurulmuş sigara böreklerini kalem börek adıyla satıyor.
Yine baktım, bazı yeni nesil anneler de konuyla ilgili devreye girmiş ve Derya Baykal türü program yapanlara şu tarzda mesajlar gönderiyorlar: “Çocuklarımızın parmakları arasına giren şeye sigara böreği demeyelim, kalem böreği diyelim.” Tamam, çok hassassınız da; hem kardeşim, hem ben bir kez olsun ağzımıza sigarayı koymadık ama hayatımız boyunca sigara böreği yedik. Bu bir.
Bu ‘incelikle' vezirparmağı, kadınbudu köfte, dilber dudağı gibi isimler de size ‘dokunur'. Onların adını ne yapacaksınız? Bu iki.
Koca İstinye Bayırı oldu Katar Bayırı. Yazlığımıza gidiyorum 40 yıllık Hanımeli Sokak (ki adı çiçeklerinden gelir) olmuş Adnan Şenses Sokak. Sorsan gerekçeleri de var! Ama bence skandal. Kafana her estiğinde bir değeri değiştirmemelisin. Bu da üç!

 

Haluk Akakçe'nin dönüşü!

 

haluk-akakce

İlk defa Haluk Akakçe'nin orijinal bir eserini gördüğümde şöyle düşündüğümü hatırlıyorum: “Adam gerçekten yetenekliymiş”.
Bu kadar piyasada olan birinin aslında o kadar da yetenekli olmadığı önyargısı içime öyle bir yer etmiş olmalı ki, o ilk karşılaşmada çok şaşırmış, eserini de çok beğenmiştim.
Hep bir ‘sınırda'lığı, hep bir ‘yalnız'lığı, uçarılılığı, renkliliği ve ‘yetenekli'yi çağrıştıran bu adam bir süredir gündemde yoktu.
Geçenlerde New York'ta yaşayan sanatçı bir arkadaşım heyecanlı bir mesaj atmış bana.
Bir adam var, Türk. New York'ta ‘Richard Taittinger Gallery'de bir sergi açmış.
Serginin adı ‘Come Midnight'. Gece yarısı, millet kapıda toplanıp serginin açılışını beklemiş.
Çok etkileyiciymiş; pop art ile sürreal arasındaymış.
Baktım. Hakikaten güzel, yalın ve net resimler. Arkadaşımın anlatımından anladığım, sergide video çalışmaları da var. Bu, Akakçe'nin neredeyse on yıl aradan sonraki ilk New York sergisi. Bu dönüş bence çok önemli.
Haluk Akakçe önemli bir sanatçı. Kendi parıltısıyla gözleri fazla kamaştırmadan, huzurla, değerli yerini bulmasını diliyorum.

 

Aziz Nesin'in 100 yıllık arşivi 1 aya sığar mı?

 

aziz-nesin

 

Şu anda Türkiye'de en çok görmek istediğim sergi Tophane'deki Tütün Deposu'nda.
Aziz Nesin, doğumunun 100. yılında ‘Ömrüne Sığmayan Adam' adlı bir sergiyle anılıyor.
Onu klişelerin ötesinde tanıma olanağı sunan, ömrüne sığdıramadığı bazı işleri de ortaya koyan bir sergi.
Serginin en güzel tarafı da, Nesin'in günce, mektup, not, yayımlanmış ve yayımlanmamış eserlerinden, fotoğraf, karikatür, afiş gibi görsel malzemelerden, biriktirdiği, kullandığı objelerden ve metinlerden oluşması.
Ancak 10 Haziran'da açılan sergi 16 Temmuz'a kadar görülebilecek. Adı üstünde bir ömre, hatta 100 yıla sığmayan bir adamın sergisinin 1 ay gibi kısa bir süre açık kalması reva mı?

 

Saffet Beyciğim, anlatın da yalımızı dinleyelim!

 

saffet-emre-tonguc

 

Efsane ya da gerçek o ki; dünyanın en ünlü gazlı içeceğinin (tahmin edin) yöneticilerinin toplu olarak bir araca binmesi yasakmış.
Bir kaza ya da felaket durumunda toplu bir kaybı önlemek, şirketin devamlılığını sağlamak için…
Oysa İstanbul'un hemen hemen bütün sosyetik hanımları (ya da ‘cemiyet hayatının önemli isimleri' diyelim) geçen salı bir teknedeydi.
Bir kaza bela olsa gitti cemiyet hayatı!
Koruncuk Vakfı, dolayısıyla korunmaya muhtaç çocuklar yararına düzenlenen öğle gezisinde hanımlar, Cengiz Abazoğlu'nun defilesi eşliğinde, Saffet Emre Tonguç'un anlatımıyla Boğaz'da yalı turu yaptılar.
Türkiye'nin ‘crème de la crème' kesimi kadınlarının Tonguç'a duyduğu hayranlık bilinen bir şey. Ama ilginç tarafı, o gün teknedeki pek çok ismin aslında Tonguç'un anlattığı yalıların sahipleri olması! Birbirlerine yalılarını göstererek gezmeleri.
Tonguç'un bir sonraki yalı turunun daha fazla yeni bilgi ve dedikodu içereceği kesin.
Bu arada benim favorim yalım olan Neslişah Sultan Yalısı icradan satılık. 80 milyon 873 bin lirası olan var mı?

 

Ünlülerin özel telefonları nasıl yayılır?

Mesela hayatımızı kolaylaştıran, en akıllı ve süper telefon uygulamalarından biri olan WhatsApp ile!
Nasıl mı?
Geçenlerde İstanbul'un en ünlü ve en iyi restoranlarından birinin sahibi, çok da iyi niyetle bir davette bulunmak için, Türkiye'deki en popüler insanlardan oluşan seçme bir grup kuruyor WhatsApp'ta…
Mesaj herkese geliyor. İyi güzel de; insanlar bir de bakıyor ki, çok az kişide olmasını istedikleri telefon numaraları bir şekilde o gruptaki herkes tarafından görülebilir ve kaydedilebilir oluyor. Bunu fark edenler hemen grubu terk ediyor, kimi biraz söyleniyor. Adam kibar bir davet yapmaya çalışırken bin pişman oluyor.
Ve toplu WhatsApp mesajı işini maalesef halkla ilişkiler uzmanlarından gazetecilere herkes yapıyor.
Peki çaresi ne?
WhatsApp'ın bir de ‘broadcast' adlı özelliği var. Sağdaki yeni liste yerine broadcast butonuna basarak numaraları seçiyor ve insanları gruplayabiliyor. Bu uygulamayla ortak tek bir mesaj gönderip, hepsinin yanıtını ayrı ayrı alabilmek mümkün.
Siz siz olun uygulamanın bu özelliğini kullanın!

YAZARIN TÜM YAZILARI