Sözcü Plus Giriş
ORAY EĞİN

Tehlikenin farkında mısınız?

8 Şubat 2015 Yazarlar

Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Vakfı beş ayın sonunda yayın yönetmeni Utku Çakırözer‘i görevden aldı. Hiç tartışmasız Anglosakson geleneğine sahip Türkiye'deki üç-beş gazeteciden biri olan Utku Çakırözer‘e çalışma, yerine alışma, kendini kanıtlama fırsatı bile verilemedi. Yayın yönetmeni yapıldı ama her adımı vakfa takıldı, istediği yazıişlerini bile kuramadı.
Geçen hafta Cumhuriyet'ten pek çok kişiyle konuştum. İsim vermeden söyledikleri Çakırözer‘in göreve ‘göstermelik' getirildiği yönündeydi. Beş ay önce Cumhuriyet'te kriz patlamış, ‘ortadan' bir çözüm olarak Utku Çakırözer göreve getirilince yükselen sesler kısılmıştı. O gün Cumhuriyet'in önde gelenlerinden biri ‘Altı ay' demişti bana. Beş ay sürdü.
Tek bir oyla vakfı ele geçiren avukat Akın Atalay bir şekilde başa geçti ve kendine göre şekillendiriyor gazeteyi şimdi.
Avukatların medya kuruluşu yönetme çabaları da bir Türk modası. Habertürk‘te de Kenan Tekdağ da bu işten anlamasa da çok seviyor gazetecilik oynamayı. İşte Akın Atalay da Türkiye'nin en köklü gazetesini oyuncağı yaptı…
Bir ittifaka dayanıp dayanmadığını bilmiyorum. Ama yakın gelecekteki Türkiye tablosuyla ilgili Cumhuriyet'te yaşanan gelişmelerin haberci olabileceğine inanıyorum. Bu yüzden üzerinde duruyorum.
Taraf'ta Ahmet Altan ve Yasemin Çongar‘ın gemiyi erkenden terk etmeleri Cemaat-Hükümet kavgasının da habercisiydi.
Önümüzdeki günlerde Cemaat medyasına el konulacağını açık açık dile getiriyor iktidarın tetikçileri. New York Times‘a yazı yollayacak kadar medyayı çok seven Fethullah Gülen ve takipçilerinin yeni bir arayışa girmesi kaçınılmaz. Yeni, saygın ve etkili bir yayın organı… Taraf, Zaman gibi yıpranmış bir marka değil…
Peki Cumhuriyet kime kalacak?
Avukat Atalay‘a bıraksalar gönül bağı olduğu T24 gibi düşük liberallerin doldurduğu bir gazete yapacak Cumhuriyet'i. Mustafa Balbay‘ı hapse gönderen günlükleri yayınlayan Doğan Akın‘ı başa getirip, Hasan Cemal‘e de yazı yazdırır. (Sahi, Charlie Hebdo'yu Türkiye'de Cumhuriyet dışında bir de T24'ün yayınlaması tesadüf müydü?)
Zamanında AKP'yle ittifak yapan ‘ılımlı' liberaller şimdi de sırf Erdoğan düşmanlığından dolayı Cemaat'le ittifak yapıp Cumhuriyet'i onların hizmetine sunmaktan çekinmez. Birkaç sene sonra da ‘Kandırıldık, oyuna geldik' derler Cumhuriyet'i kaybedince.
Karşı cepheninse İlhan Selçuk‘tan beri lideri yok. Pek çoğu yaşlandı zaten, pasife edildiler, kazan kaldıracak enerjileri kalmadı. Kalanlar da, tıpkı Işık Kansu örneğinde olduğu gibi, kolaylıkla feda ediliyor. Kısacası ortam Cumhuriyet'i ele geçirmek için hiç daha müsait olmamıştı.
Bu ülkede Nazlı Ilıcak HDP'ye oy veriyorsa her şey olur.

“Baba acısı” klişesi

Elif Şafak'a yapılan ayıp

Bir dönem yazarlık yaptığı Habertürk dahil Elif Şafak‘ın babasının ölümünü Türk basınına özgü klişe bir başlıkla vermiş: Elif Şafak‘ın baba acısı. Oysa sır değil, Şafak‘la babası Nuri Bilgin‘in biyolojik bağları dışında bir baba-kız ilişkileri yok, hiçbir zaman da olmadı. Bilgin hiçbir zaman ünlü yazarın hayatında değildi, nitekim Şafak da cenazeye gitmedi.
“Birbirimizi tanıyacak kadar birlikte olmadık” diye anlatıyor Elif Şafak babasını bir söyleşide. “Babamı hayatım boyunca dört-beş kere görmüşümdür. Uzun yıllar beni arayıp sormadı, sonradan temas kurmak istediğinde de pek anlamı kalmamıştı.”
Bakıyorum bütün gazeteler Prof. Nuri Bilgin‘in ölüm haberini Elif Şafak üzerinden vermiş. Oysa ortada bir ilişki yoksa, üstelik kızı babasının soyadını reddedip annesininkini kullanmaya karar vermişse bu zorlama niye?
Elif Şafak‘ın bu durumdan rahatsız olduğuna ama başkalarının değer yargıları tarafından asılmamak için sesini çıkarmadığına eminim. Tavrını cenazeye gitmeyerek koymuş sonuçta.
Türk basını ise kendi ezberleri, kendine özgü sıradan ve ortalama ahlak anlayışı, toplum algısının ötesine gidemiyor. Bu kadar ünlü bir yazarla ilgili haber verirken bile ayrıntıyı bilmeyip hemen klişeye teslim oluyor. Kendi yazdığı gazete bile…
Prof. Nuri Bilgin‘i sadece kızıyla haber yapmak onun akademik birikimine ve bağımsız kimliğine ayıp. Babasıyla hiç ilişkisi olmayan bir yazarı klişeye teslim etmek de haksızlık.

Dünyada nasıl işliyor

Bir başka Vakıf hikayesi

Dün­ya­nın en önem­li ya­yın yö­net­men­le­rin­den Alan Rus­brid­ger bir­kaç ay ön­ce 20 yıl gö­rev yap­tı­ğı The Gu­ar­di­an‘­ı bı­ra­ka­ca­ğı­nı açık­la­dı. Sa­de­ce ya­kın ta­rih­li ha­ber­ci­lik si­ci­li bi­le öne­mi­ni or­ta­ya ko­yu­yor. Ga­ze­te­si ge­çen yıl Ed­ward Snow­den ha­ber­le­riy­le iki Pu­lit­zer al­dı. Wi­ki­le­aks bel­ge­le­ri­ni ilk ya­yın­la­yan ga­ze­te­ler­den bi­ri de Gu­ar­di­an‘­dı. Kü­çük, sol­cu, mar­ji­nal bir ya­yın or­ga­nın­dan ulus­la­ra­ra­sı et­kin bir ha­ber­ci­lik mar­ka­sı­na dö­nüş­tür­dü Gu­ar­di­an‘­ı Rus­brid­ger. Di­ji­tal dün­ya­da da en ba­şa­rı­lı mar­ka­lar­dan bi­ri ol­du Gu­ar­di­an. Sa­de­ce İn­gil­te­re­‘de de­ğil, Avus­tral­ya ve Ame­ri­ka­‘da da ye­rel ope­ras­yon­lar yap­tı, alt mar­ka­lar ya­rat­tı.
Bun­dan böy­le vak­ti­nin ya­rı­sı­nı Ox­for­d‘­da ge­çi­re­cek, ge­ri ka­la­nı­nı da Scot­t‘s Trus­t‘­ın ba­şın­da. İkin­ci ata­ma önem­li, zi­ra Scot­t‘s Trust ga­ze­te­nin sa­hi­bi. Ha­zi­ran ayı­na ka­dar ya­zı­iş­le­ri­nin ba­şın­da ola­cak ve ye­ni yö­ne­ti­mi o be­lir­le­ye­cek. Ata­ya­ca­ğı ki­şi kuş­ku­suz bü­yük bir ef­sa­ne­den gö­re­vi dev­ra­la­cak ama va­kıf­ta en azın­dan işi­ni bi­len bir ga­ze­te­ciy­le mu­ha­tap ola­cak, bir avu­kat­la de­ğil!
Gu­ar­di­an‘­ın sa­hi­bi Scot­t‘s Trus­t‘­ın gö­re­vi ga­ze­te­ye ya­yın yö­net­me­ni be­lir­le­mek. An­cak çiz­gi çok net çi­zi­li­yor: Va­kıf ata­ma yap­tık­tan son­ra ya­yın yö­net­me­ni­nin işi­ne hiç ka­rış­mı­yor, hat­ta onu uzun sü­re gö­rev­de tu­tu­yor.

Burjuvazinin gizli çekiciliği

O akşam Bunuel de olsaydı…

Pardon ama hiç kimse Orhan Pamuk‘un o sofrada ne yaptığını sorgulamayacak mı? Konu şu: St. Regis Oteli İstanbul'da açılıyor ve tanıtımı için John Malkovich‘e kısa bir reklam filmi çekmesi için sipariş veriliyor. Amerikalı aktör de kabul ediyor, Belçim Bilgin‘i oynatarak bir reklam çekiyor. Parasıyla tabii.
St. Regis İstanbul'un ortaklarından Demet Sabancı Çetindoğan da ünlü aktörün onuruna evinde bir yemek veriyor.
Bir Nuh'un Gemisi. Güneri Cıvaoğlu ve Ayşe Arman medyadan isimler. Ünlü gurme, mimar ve partilerin has adamı Ali Esat Göksel de orada… Behzat Gerçeker de gelmiş, kim hatırladıysa İlham Gencer de… Dice Kayek‘in yaratıcıları Ayşe ve Ece Ege… Demet Sabancı‘nın yeğeni Hacı Sabancı…
Hani hiç sofraya oturmasalar Luis Bunuel‘lik bir film çıkar sofradan… Bu sürreal tablonun en güzel masa süsü ise Ajda Pekkan…
Ve yanlarında Orhan Pamuk.
“Davet etmişler, o da kırmamış gitmiş” diye basitçe geçiştirilemez… Koskoca bir yazar, Nobel almış, hala Türk sosyetesinin ayağına gitmesi bana öyle sıradan bir nezaket örneği gelmedi. Orhan Pamuk‘un dengi, eşit şöhrete sahip yazarlar dünyada sermayenin masasında bu kadar kolay aksesuar oluyorlar mı?
Üstelik aynı Pamuk yıllar önce “Ben Nişantaşlı Orhan olmayacağım” beyanında bulunmamış mıydı Mesela hayatı boyunca bir kitap okuduğu tartışmalı Ajda Pekkan‘la ne konuşabilir aynı sofrada?
Çünkü Orhan Pamuk‘un hâlâ iktidar kimse iyi geçinme derdi var… Çünkü Türk aydını ne kadar şöhretli olursa olsun kabul görme ve güce tapma hastalığını bir türlü aşamadı…

Ayşe Arman haber atladı

John Malkovich'e sorular

Ay­şe Ar­ma­n‘­ın John Mal­ko­vic­h‘­le yap­tı­ğı söy­le­şi­yi ge­çen haf­ta oku­duk. An­cak as­lın­da önem­li bir fır­sat kaç­mış. Zi­ra Tür­ki­ye'ye 9-10 ke­re gel­di­ği­ni söy­le­yen ün­lü oyun­cu ay­nı za­man­da ken­di­si­ni bir Or­ta­do­ğu uz­ma­nı ola­rak gö­rür. Hat­ta yıl­lar ön­ce Ro­bert Fis­k‘­le po­le­mi­ğe gi­rip Or­ta­do­ğu üze­ri­ne bü­tün ga­ze­te­ci­ler­den da­ha faz­la ki­tap oku­du­ğu­nu söy­le­miş­ti…
Mal­ko­vic­h‘­in gel­di­ği bi­zim Or­ta­do­ğu ül­ke­miz hak­kın­da­ki gö­rüş­le­ri­ni de duy­mak rö­por­ta­ja renk ka­ta­bi­lir­di… Özel­lik­le mu­ha­fa­za­kar ve sağ­cı kim­li­ğiy­le bi­li­nen ak­tö­rün gü­nü­müz Tür­ki­ye­si hak­kın­da ne di­ye­ce­ği­ni emi­nim tek me­rak eden ben ol­maz­dım…
Bel­ki o za­man Tür­ki­ye üze­ri­ne gö­rüş­le­ri­ni Or­han Pa­mu­k‘­un ik­li­me gö­re de­ği­şen po­zis­yon­la­rıy­la kı­yas­la­ya­bi­lir­dik de…

YAZARIN TÜM YAZILARI