Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

“Geliyorum” diyen tehlike!

2 Nisan 2015

31 Mart 2015 tarihini hep “Kara bir gün” olarak hatırlayacağız.
1) Türkiye genelinde elektriklerin saatlerce kesilmesi ve koca ülkede hayatın altüst olması utanılacak bir ilkelliktir. Bu adamlar, ülkeyi kendi suratları gibi karattılar!
2) Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın, iki terörist tarafından rehin alınıp öldürülmesi insanlık dışı, vahşetten de öte bir vicdansızlıktır. Gerçi teröristler de belâlarını buldular ama, bunun ölen savcıya bir faydası yok tabii ki…
* * *
Karanlık olay, geride karanlık sorular bıraktı.
Çok sıkı korunan ve âdeta kuş uçurtulmayan İstanbul Adliyesi'ne silahlar ve diğer terör malzemeleri nasıl girdi?
  Kanlı baskının arkasında hangi karanlık güçler var?
  Hayati bir seçim arifesinde Türkiye bir kargaşaya mı sürüklenmek isteniyor?
  Teröristler, adliye baskınından önce bir gazeteciye telefon edip Berkan Elvan Dosyası'nın savcısını suçlayıp yapacakları saldırıyı âdeta haber vermişlerdi…
  Tehlike “Geliyorum” derken, teröristler bunu çevrelerine söylerken emniyet güçleri ve istihbarat örgütleri neredeydi?
* * *
Tüm bunlardan vahim bir durum daha var!
AKP iktidarının yasakçı zihniyeti!
Olay patlak verince Başbakan hemen aldırdığı “Yayın yasağı kararı” ile iktidarın faşizan önlemler almaya pek hevesli olduğunu gösterdi!
Başbakan, hiçbir mahkeme kararı olmadan bir emirle bütün medyaya “Yayın yasağı” koyabiliyorsa, bu aynı iktidarın aklına estiği vakit tüm yayın organlarının yayınlarına kilit vurabileceğini de gösterir.
Olayın, zihniyet açısından en düşündürücü yönlerinden biri de budur!
* * *
Terörü lânetleyelim. İnsanlık suçu, canavarlık, vahşet, dünyanın en büyük alçaklığı ilan edelim. Teröre karşı ortak savaş verelim. Ancak…
Her sorunu hukuk ve demokrasi içinde çözelim.
Faşizan kararlar, ülke sorunlarını daha da içinden çıkılmaz hale getirir!

Bodrum acınacak halde!

Bahar geldi… Şimdi güney kıyılarımız kıpır kıpır…
Bol güneşli günlerin özlemini çeken insanlar mutlu mu?
Türkiye'nin gözdesi olan Bodrum nasıl?
Artık dünyada bir marka haline gelen o şirin ilçemiz ne âlemde?
M. Kemal Ulusu'dan bir mektup aldım. Futbol Federasyonu'nun eski başkanlarından olan Ulusu, futbol adamıdır ama aynı zamanda bir turizm gönüllüsüdür.
Bakınız neler yazıyor?
* * *
“On gün önce Bodrum'a geldim.
Pina yarımadasında, evvelden yapılan bir kıyımla dağ gibi yükselen ve yıllarca açılmayan ama sonunda tüm bürokrasiye meydan okuyarak açılan o beton yığını otelin hemen yanına, bu sefer ikinci bir kıyım başlamış…
Dağı ve ormanı asker tıraşı gibi oymuşlar ve hemen icraata başlamışlar!
O yetmemiş, bir de hemen yanına 3'üncü inşaat başlamış!
Yani, üçüncü cinayet bu!
Başka bir ifadeyle “Yağma Hasan'ın böreği!”
Bodrum'a girerken ilk görüntü bu!”
* * *
“Bodrum'un en güzel beldelerinden biri olan Gündoğan'da durum tam felaket! Aynı İstanbul'daki gibi beton kamyonları yollarda şuursuzca fink atıyor, tehlike saçıyor!
İnşaatlar, sahil ve karada alabildiğine sürüyor.
Dereler denize daha çok pislikle akmaya devam ediyor. Ne bakan, ne soran var!
Tam bir kenar mahalle olmuşuz!
Bodrum'un Yalıkavak, Türkbükü, Gündoğan v.s. mahalleleri âdeta üvey evlat!
Bu yıl Allah yardımcımız olsun!”

Te­bes­süm

Paranın yüzü sıcaktır!

Yıllar önce Orhan Boran şöhretinin zirvesindeyken, bir Ankara dönüşü havaalanında taksiye binmek üzere bir taksinin kapısını açıp şoföre:
“Beni Ataköy'e götürür müsün?” diye sorar.
O zamanlar şimdiki gibi
televizyonlar olmadığı için
sanatçıları şeklen tanıyan pek yok. Şoför de onu tanımayarak:
“Bayım, şimdi radyoda Orhan Boran'ın programı var! Onu dinliyorum. Siz lütfen arkadaki arabaya binin” diye cevap verir.
Bu sözlerden çok mutlu olan Orhan Boran, şoförü ödüllendirmek için cebinden, o zamana göre hayli yüksek olan bir on lira çıkarıp uzatırken, parayı gören şoför, hemen radyonun düğmesini kapatıp:
“Gel atla beyim” der “Kim takar Orhan Boran'ı? Yürü
gidelim!”

Gü­nün Sö­zü

Herkes kendini akıllı
sanmasaydı, dünyada bu
kadar aptallık olmazdı!

 

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more