Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Karnımız şişti!

4 Haziran 2015

İlhan Kesici anlatıyor:
“Dünyada kırılganlığı en yüksek ekonomi bizimki… ‘Dünyanın en sefil 15 ekonomisi' diye bir endeks açıklandı. Bırakın parlak ekonomiyi, dünyanın en sefil, en berbat 7'nci ekonomisi Türkiye!
Artık bu arkadaşlar ülkeyi yönetemezler! Pilleri bitti, kadroları yetersiz kaldı. Şarjları kalmadı. O yüzden Türkiye'nin yeni bir soluklanmaya ihtiyacı var.
Toplumun karnı şişmiş durumda… Fakirlik fukaralık, kıt kanaat geçinmek, genç işsizlik, bunlar bir araya geldiğinde sosyal patlamaya hazır bir iklim var.
Adaletsizlikler, demokrasi dışı uygulamalar da var, onların yanında bir de ekonomi… Toplumun karnının şişini almak lâzım. Bunu alırken de can yakmamak lâzım.”

* * *

“2015 yılı bütçesi 473 milyar lira. Biz CHP olarak emekliye 2 maaş ikramiyeyi bu bütçenin içerisinden veriyoruz.
Başbakan Davutoğlu‘nun ekonominin ‘e' harfiyle ilgisi yok. Kemal Bey (Kılıçdaroğlu) ise kamuda Türkiye‘nin en önemli imtihanlarından birisini kazanmış, hesap uzmanı olmuş, ‘Sen bilmezsin' dedikleri insan Bağ-Kur ve SSK genel müdürlüğünü yapmış. Ekonominin ‘e'sinden anlamayan Davutoğlu karşısında da, ömrü ekonomiyle geçmiş olan bir Kılıçdaroğlu var.”
Hane halkı borcu 12 yılda 39 kat arttı. Dış ticaret açığı 656 milyar dolar. Yani biz 12 yılda kazanamadığımız 656 milyar doları harcamışız. Yani borçlanmışız. Bu para kimden çıkacak? Bizden sonra gelecek kuşaktan, evlatlarımızdan çıkacak! Yazık değil mi?”
Durumumuz böyle… Daha ne anlatsın İlhan Kesici?

* * *

Yazıyı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç‘ın itirafını hatırlatarak bitiriyorum. Devlette israfın büyük olduğunu kabul eden Arınç:
“İsraf önlense vergi alınmaya bile gerek kalmazdı” demişti.
İsraf olmazsa, emekliye yılda iki maaş ikramiye rahatlıkla verilir.
AKP‘liler “3 Y” iddiasıyla iktidara gelmişlerdi. Yani:
“Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar“la mücadele edip bunları yok edeceklerdi.
Hani, nerede?
Tam tersi oldu! Şimdi
“3 Y” doludizgin gidiyor!

Gökçe Fırat cezaevinde!

Basın Konseyi “Baskıların medya üzerinde kara bulut gibi yayılmasından endişe ediyoruz.” diye açıklama yapmıştı. Haklı çıktı.
İktidarın, Cumhuriyet Gazetesi'ne ve Can Dündar‘a tehditleri devam ederken, Türk Solu gazetesinin başyazarı Gökçe Fırat, Çağlayan adliyesindeki sorgusundan sonra tutuklanarak hapse atıldı.
İktidara karşı sert muhalefetiyle tanınan Gökçe Fırat‘ın bir yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan‘a hakaret ettiği iddia ediliyor. Ancak…
Ortada hukuk dışı bir durum var.

* * *

Gökçe Fırat'ın avukatı Hilal Gültepe Öztürk hukuk dışılığı şöyle anlattı:
“Müvekkilim 25-11-2013 tarihinde Türk Solu isimli gazetede o tarihte Başbakan olan Erdoğan hakkında çıkan yazısı nedeniyle yargılandı, yargılama süreci tamamlandı ve bu yazıdan dolayı verilen karar kesinleşti. Hukuken, aynı nedenle ikinci kez bir soruşturma yapılamaz fakat… Bir buçuk yıl sonra aynı yazıdan tekrar gözaltına alındı ve tutuklandı. Bu, Türk hukuk sisteminde ilk defa oluyor ve müvekkilim aleyhine kamuoyu oluşturulmak isteniyor. Olayın hukuki izahını hukukçularımızın ve tüm Türk halkının takdirine bırakıyorum.”

* * *

Ülkemizdeki hukuk işte böyle bir şey. Kim bilir daha neler göreceğiz!
Haksızlıklar devam edip yeni tutuklamalar olabilir!
Cezaevlerinde zaten birçok gazeteci var, sayı her an artabilir!
Tüm bunlar, Türkiye‘yi çağdaş ve demokratik ülkeler sınıfından hızla uzaklaşıp, totaliter ülkeler sınıfına sokuyor!
Türkiye buna lâyık değil. Güzel ülkemize yazık oluyor!

Te­bes­süm

“Sarhoştum hâkim bey!”
Mahkeme Başkanı, karşısına getirilen sabıkalı adamı tepeden tırnağa süzdü:
“Hımm… Sen, gece yarısı bu hanımın evine girmişsin… Söyle bakayım, hangi amaçla girdin? Hırsızlık mı yapacaktın?”
Yargılanan sabıkalı boynunu büktü:
“Ben her şey yaparım da hırsızlık yapmam hâkim bey!”
Hâkim daha da kızdı:
“Peki, ne halt etmeye bu hanımın evine girdin?”
“Valla çok sarhoştum hâkim bey… Emin olun hiç bir şeyin farkında değildim. Orayı kendi evim sanmıştım.”
“Yaa… Madem kendi evin sanmıştın, öyleyse bu hanımı görünce neden arkana bakmadan kaçtın?”
“Onu karım zannettim de ondan.”

Gü­nün Sö­zü

Para, çirkini güzel, karayı ak, eğriyi doğru adiyi soylu yapar!