Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Antabus milletvekillerine zorunlu izletilmeli

12 Mayıs 2015 Yazarlar

Geçen hafta size bahsettiğim üzere hafta sonu Tatbikat Sahnesi'nde Antabus isimli tiyatro oyununu izledim.

Seray Şahiner'in aynı isimli romanından Erdal Beşikçioğlu'nun genel sanat yönetmenliği ve İlham Yazar'ın yönetmenliğiyle sahneye uyarlanan tek kişilik oyun gerçekten çok ama çok etkileyici.

Üçüncü sayfa haberlerinde görüp iki dakika şefkat gösterip sonra kafamızı başka sayfalara çevirdiğimiz şiddet ve tecavüz mağduru bir kadının hikâyesi anlatılıyor oyunda.

Şunu hemen belirtmeliyim ki sahne çok yenilikçi bir fikirle tasarlanmış.

Oyunda geçen farklı mekânlar böylece çok daha net canlanıyor insanın kafasında.

Nihal Yalçın, aklımızın almakta zorlandığı korkunçlukta şiddet ve cinsel tacize uğrayan Leyla Taşçı karakterini çok iyi analiz etmiş.

Ve işin kolayını seçip ajitasyona yüklenmeden, abartmadan çok daha ekonomik bir oyunculuğu tercih etmiş.

Bu da bence Leyla karakteri ile empati yapmamızı kolaylaştırıyor.

Tek perdelik oyun şiddet sarmalının, ikiyüzlülüğün, namus kavramının çalışma mekanizmasının, aile denilen kurumun kendini korumak için evladını nasıl da feda edebileceğinin röntgen filmi gibi.

Keşke Kadın Bakanlığı'nı kaldıran, kadına kadın demeyi ayıp sayan, el ele verip okkalı bir kadına şiddetin önlenmesi yasası çıkarmayı başaramayan, sokaklarda oluk oluk akan kadın kanına duyarsız kalan milletvekillerine bu oyun için yasayla izleme zorunluluğu getirilse.

Belki o zaman bir parça olsun görevlerini yerine getirme konusunda daha istekli olabilirlerdi.

Günümüzün özeti: Selfie çeken şehzade

Yemin ederim fotoğraflarını ilk kez sosyal medyada gördüğümde fotoğraf hilesi zannettim.

Sosyal medyamızda bu tarz mizahı çok güzel yapan insanlar var.

İşte bu yüzden, sonradan Amasya Belediyesi'nin bir kültür hizmeti (!) olan “Selfie Çeken Şehzade” isimli heykelini şaka zannettim.

Gerçekten de elinde cep telefonu ile selfie çeken bir şehzade heykelini Amasya'nın o güzelim manzaralarından birinin önüne konuşlandırmışlar.

Gerçek olduğunu öğrendikten sonra uzun uzun baktım fotoğraflara.

Sanata tükürülen ve Ankara'nın kavşaklarına robot heykelleri koymaya kadar işin tuhaflaştığı bir dönemde “Artık bundan daha absürdü olmaz” diyoruz ve daha acayip bir hareketle karşılaşıyoruz.

Bu “Hibrid” şehzade heykeli aslında tam da bugünümüzün yazmaya kalksak sayfalar sürecek halinin kısa ve net özeti gibi.

rahsan-gulsan-sli-3

“Ecdat simsarlığı” yapanların durduğu yeri gösteren bir ayna adeta.

Geçmişi, tarihi içine sindirememiş, İlber Ortaylı'nın ağzını doldura doldura söylediği gibi cahilce ecdat tutkusunun acıklı bir fotoğrafı.

Osmanlı'yı sadece yükseliş döneminden ibaret zanneden, kıyafetle, sarıkla ve cübbeyle şıp diye Osmanlı olunduğunu zannedenlerin heykeli bu.

Elinde “ithal” cep telefonu ile üzerinde “ecdat” kıyafeti ile dünyaya hükmedebileceğini düşünüp mahalle arası kabadayılığı ile yetinmek zorunda kalanların heykeli gibi.

Önceki gün birileri heykele saldırmış. Telefonu kırmış.

Belli ki bir de vandalllığı kendine hak görenlerin heykeli.

Günümüz Türkiye'sinin acıklı bir özeti…

TDK'ya göre kadınlar hâlâ “Müsait!”

Sandık ki köşelerimizde yazarsak, sosyal medyada dillendirirsek utanır kaldırırlar.

Ama belli ki Türk Dil Kurumu yöneticileri ülkenin kadınlarına bakış konusunda hiç de iyi niyetli değiller.

Hatırlarsanız çok üzmüştü hepimizi olay.

Müsait kelimesinin karşılığı sözlükte şöyle yer alıyordu: “Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın).”

Gerçi ben “Di'li geçmiş zaman” kullanıyorum ama ne yazık ki hâlâ “şimdiki zaman”.

Yani üzerinden haftalar geçmesine, onlarca insan tepki göstermesine karşın o korkunç tanımlama yani tüm kadınları “hafif” gören cümle orada öylece durmaya devam ediyor.

Sözde muhafazakar geçinenler de tüm kadınların (onların deyimiyle analarımızınnnn, bacılarımızınnnn) hafif bulunduğu bu sözlüğe tepki koymuyorlar.

rahsan-gulsan-sli-2

Korkarım kadına genel bakış bu belki de.

Umarım bu çok yaralayıcı tanımlama o kurumda çalışan bilim insanlarının vicdanına bir şekilde dokunur.

Çünkü bu gerçekten bu ülkenin kadınlarına yapılmış çok büyük bir ayıp.

YAZARIN TÜM YAZILARI