Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Elimizde bayrak gönlümüzde Atatürk!

19 Mayıs 2015 Yazarlar

Bugün 19 Mayıs.

Gençlik ve Spor Bayramımıza sahip çıkma günü.

Son birkaç yıldır bayramı Bağdat caddesi'nde kutluyorum.

O kadar iyi geliyor ki anlatamam.

Çocukların, gençlerin, yaş almışların elinde Atatürk ve Türkiye bayraklarıyla çoşkusunu neşesini paylaşması çok hoşuma gidiyor.

Uzun zamandır hoyratça bölündüğümüz, milletçe ortak değerlerde buluşma güçlüğü çektiğimiz için hoşuma gidiyor bu kutlama hali.

Üstelik sanmayın ki sadece belli bir düşünceyi destekleyen insanlar topluluğu oluyor, her düşünce yapısından, dünya görüşünden insanı orada görmek çok iyi geliyor.

Son dönemde politikacıların da gazıyla birbirimizi hızla ötekileştirirken 19 Mayıs kutlamaları biraz olsun bu havayı dağıtıyor.

Eminim ki ülkenin diğer kentlerinde de bu coşkuyu bugün yaşayacağız.

Hep birlikte.

Ötekileştirmeden…

Allahh çıktı ayaklar ortaya!

Bir ayakkabı firması kampanya yapmış.

Ayaklarınızın çıplak fotoğraflarını paylaşır ve firmanın belirlediği etiketi paylaşırsanız Instagram hesabınızdan ayağı çıplak çocukları giydirecekmiş.

İlginç ama bildiğim kadarıyla o marka zaten aldığınız her çift ayakkabı için bir çift de yardıma muhtaç insanlara hediye ediyor.

Yani yeni bir şey yok.

Sanırım biraz daha farkındalık yaratmak için böyle bir kampanyaya girişmişler.

Tabii ki harika bir fikir.

rahsan-gulsan-sli-3

Ama bu bizim zaten gelecek üç ay boyunca Instagram'da yaşayacağımız ayak ve deniz fotoğrafları zulmünün en yüksek seviyede yaşanmasını sağlayacak.

Şimdiden ünlü ayaklar ortalığa dökülmeye başlandı bile.

Allahtan marka ayakkabısız gün etiketini paylaşmayı bir günle sınırlamış.

Ama bizim ünlülerimize yaz üç ay boyunca ayakkabısız ve deniz kenarında geçtiği için yandık diyorum sayın okuyucu yandık!

Bence en yakın sığınağın göz ucuyla gözümüze kestirilmesinin tam vakti.

Yaz bitip ayaklar ortadan kalkınca ben sirenleri çalarım.

Şimdi olay yerini koşarak terk etmenin tam zamanı.

Ayyakabılarımızla ve mümkünse fotoğraf çekmeden:)

Pazar günü  Polonezköy'ü unutun!

Aslında İstanbul'da yaşıyorsanız hafta sonları sokağa çıkmayı da unutun.

Havalar güzelleştiğinden beri aslında adı konulmamış bir sokağa çıkma yasağı var.

Trafik öylesine kötü oluyor ki hafta sonları neredeyse bir afet boyutuna geliyor.

Bırakın bir yerden bir yere ulaşmayı neredeyse çoğu insan evinin önünden harekete geçtiği anda oracıkta mahsur kalıyor.

Pazar günü, uzunca bir aradan sonra arkadaşlarımla Polonezköy'e gidelim dedik.

Polonezköy'ün çok özel bir yeri vardır gönlümde.

Yaz- Kış demeden gitmeyi çok severim.

rahsan-gulsan-sli-2

Ama geçen Pazar gördüm ki artık hafta sonu Polonezköy'e gitmek, insanın ölümüne susaması gibi bir şey.

Trafik Kavacık'tan başlıyor taa Polonezköy girişine kadar devam ediyor.

Ama yoğun akıcı filan değil, bayağı “durucu” trafik.

Güneşin altında yaklaşık iki saat sürdü Polonezköy'e girişimiz.

Tabii tüm Pazar neşesi de yerini o alışıldık trafik gerginliğine bıraktı.

Polonezköy'e gelince anladık ki bu korkunç trafiğin sebebi hem biz sorumsuz otomobil kullanıcıları hem de Polonezköy'deki mekan sahipleri.

Tesislerin yoğun olarak bulunduğu caddeye o kadar sorumsuzca araç park etmişler ki ilerlemek mümkün değil.

Tıkanıklığın ilk sebebi de Kavacık sonrası yeni yol tasarımını her zamanki gibi mükemmel (!) yapan mühendislerdi.

İki şerit gelen yol tuhaf bir genişlikle önce genişliyor sonra tek şeride düşüyor Polonezköy'ün Acarkent mevkiindeki sapağında.

Yani uzun sözün kısası hafta sonu öyle gezmeye filan heves etmeyin. İnsan daha çok sinir sahibi oluyor vallahi.

Zaten bu kötü gidişe dur diyecek belediye- karayolları- polis üçlüsü de bizi kadevrimize terk ettiği için yapacak hiçbir şey yok.

Gitmeyin, hafta sonu hiçbir yere gitmeyin… (Yazar delirdi!)

YAZARIN TÜM YAZILARI