Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Hastası olurum tombiş ajanın!

18 Haziran 2015 Yazarlar

Bizim ülkemizde pek sık rastlanmıyor.

Bu topraklarda starlar hep sıfır bedene yakın hanım kızlar arasından seçiliyor.

Tombiş kızlar ise sadece komedi filmlerinde, o da sıfır bedene yakın olan hanım kızın eşliğinde starlık mertebesine ulaşabiliyor.

Dünyanın her yerindeki sinema ve eğlence endüstrisinde böyle bir eğilim var.

Ekranda şişman kadın görmek istemiyorlar.

Bu durumun tam tersi örneklerle karşılaşınca heyecanlanıyorum. (Neden acaba:)

İşte Melissa McCarthy'nin başrolünde oynadığı süper komik yaz filmi ‘Spy'ı (Ajan) bu hislerle izledim.

CIA'da sahaya inip çalışan ajanlara ofisten destek veren memurlardan biri olan Susan Cooper çeşitli olaylar sonucunda kendini, sokaklarda gerçek ajanlık yaparken buluyor.

Ancak filmin senaryosu o kadar güzel yazılmış ve Melissa McCarthy rolünü o kadar güzel oynamış ki bizim espri anlayışımızla bile çok komik bir durum komedisi ortaya çıkmış.

Susan Cooper ve kendisi gibi çok da popüler olmayan arkadaşının sıkıcı hayatı, onlar gibi olan birçoğumuzun yaşamını filmde mükemmel şekilde yansıtıyor.

Diller farklı, ülkeler farklı ama hayatlar aynı.

Bu gerçekten biraz fazla ironik.

Ama bu ironi beyaz perdeye o kadar güzel yansıtılmış ki acı dolu toplumsal saptamaları bir kenara bırakıp, göbeğimi hoplata hoplata güldüm sinemada.

Tabii ki sadece benim gibi şişmanlar değil herkes güldü.

Şişman kadın ajan, geçtiğimiz kış gönlümü fetheden şişman sağlık robotu Baymax (Big Hero 6) gibi gönlümün kahramanı oldu.

Bu arada filmin müzikleri de şahane. Hele Bond müziklerini andıran açılış teması olan ve Ivy Levan tarafından seslendirilen ‘Who You Can Trust' nefis bir şarkı olmuş.

Bu neşeli filmi gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.

Beş Kardeş ısrarını anlamak güç

Onur Ünlü'nün son televizyon projesi ‘Beş Kardeş' ilk bölümüyle çok ümit vaat eden bir işti.

Büyük hayranı olduğum Serkan Keskin'in başrolde olması, Müslüm Gürses'in müthiş şarkısı ‘Hangimiz Sevmedik'in gazına rağmen dizi olmadı, olamadı.

Ne sıcacık bir mahalle dizisi olabildi ne de Ünlü'nün hayran olduğumuz gerçeküstü komedisine devşirilebildi.

Benim gözümde dizi bir türlü vaat ettiği komediyi yakalayamadı.

Sürpriz bir kararla ‘Beş Kardeş' geri döndü.

rahsan-gulsan-sli-2

Önceki gece heyecanla oturdum ekran başına.

Beklentim büyüktü.

Çünkü reyting belasına severek ayrıldığımız onca dizi ile böyle bir kavuşma imkanımız olmamıştı.

Ancak ilk etapta şaşırdığım şey, ekibin yeni bölüm çekmek yerine kışın çekilmiş ve muhtemelen yarım kalmış bir bölümü yayına vermeyi tercih etmesiydi.

Daha da ilginci, en azından bu bölüm için ne hikayede heyecan verici bir kırılma noktası vardı ne de oyuncu grubunda.

Bu durum reytinglere de yansıdı haliyle.

Evde şortla, askılı bluzla otururken paltolu, kazaklı bir mahalle hayatı izlemek de çok tuhaf oldu.

Velhasılkelam (evet 40 yaşındayım:) ‘Beş Kardeş' eğer ikinci bölümde o sevdiğimiz Onur Ünlü parıltısına kavuşamazsa çok önemli bir sınavdan geçemeyebilir.

E işte bu kadar Arda!

Bak ne güzel oluyormuş…

Sevdiğin insanın elini tutup onun da gururunu onurunu kırmadan, kardeş muamelesi yapmadan kameralar önüne çıkmak ne güzelmiş değil mi?

Umarım genç yaşında bu hatandan ders almışsındır.

Umarım kırdığın iki kadının kalbini tamir edebilecek fırsatı bulursun.

Hata yapmak tabii ki tatsız ama umarım yaşananlardan ders alabilecek erdeme genç yaşında ulaşmışsındır.

Senin yaşadığın hayatı hiç birimiz hayal bile edemeyiz; kolay olmadığı da belli.

Ama umarım olgunlaştıkça sadece futbol şöhreti değil, etrafındaki insanlara nasıl davrandığın ve paradan çok insan biriktirmekle nasıl daha zengin olup olmayacağına karar verebilirsin.

Ve hayatının geri kalanında hiçbir kadını (ama en çok kendini) bu kadar çirkin bir harekete maruz bırakmazsın…

YAZARIN TÜM YAZILARI