Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Hepimiz Fomo’yuz!

17 Haziran 2015 Yazarlar

Fear of Missing Out yani ‘Kaçırma korkusu'…

FOMO olarak kısaltılıyor.

Aslında sosyal hayata dair bir anomali olan ama en çok da hayatımıza sosyal ağlar girdiğinden beri ortaya çıkmış bir korku türü bu.

Elimizde telefonlar, tabletler… Parmaklarımız sürekli cihazların üzerinde geziniyor.

Sürekli bir yaşananları kaçırma korkusu yaşıyoruz.

“Biz buralarda yokken ya birisi en komik kedi videosunu paylaşırsa” diye bir endişe bulutu içindeyiz sanki.

Öyle ki hayatın kendisini yaşamaktan alıkoyuyoruz kendimizi.

Önceki gece ilginç bir filme rastladım.

‘Men, Women and Children' (Adamlar, Kadınlar ve Çocuklar) isimli film tam da bu hali anlatıyor.

Film teknolojinin iletişim biçimlerimizi değiştirmesiyle beraber ne hale geldiğimizi konu ediyor.

Tabii az önce sözünü ettiğim korkuya dair filmde yer alan örnekler ağırlıklı olarak Amerikan kültürüyle ilgili ama bizim yaşamlarımıza da ayna tutuyor.

Filmi izledikten sonra kendi çapımda bir aydınlanma yaşadım.

Hani zaman zaman bize ne oldu diye soruyoruz ya, aslında bize olan biraz da teknolojinin etkisiyle birbirimizin gözüne bakarak konuşmayı unutmuş olmamız.

Bayramımızı, kandilimizi bir telefon açmak yerine mesajla kutlar olduk.

İki gülücük, bir öpücük resmi yollayınca tam olmasa da ucundan sevgi göstermiş olduk.

Ama dünyanın en güzel ve yabancıları görünce en şaşırtan selamlaşma şekline sahip insanlarız.

İki yanağı öpmeden huzur bulmayız.

Ama işte hepimiz FOMO olduk çıktık.

Başlarımız hep eğik ve cihazlarımızın ekranlarına dönük.

Birbirimize değil.

Bir güneş batışı gördüğümüzde manzaraya bakıp anın tadını çıkarmak yerine fotoğraf çekmeye çalışıyoruz.

Oysa hayat o kadar kısa ve her günbatımına gözlerimizle tanık olma şansımız o kadar sayılı ki.

Başımızı biraz kaldırsak iyi olacak sanki.

Cep telefonumuzdan hayata doğru…

Olmayan yollar nasıl iptal edildi?

Geçen hafta, Üçüncü Köprü Projesi'nin Beykoz ve Sarıyer Rumelifeneri'nde yer alan ve Boğaziçi bölgesine ait imar planı iptal edildi.

Şaka gibi ama aslında iptal edilen zaten var olmadığı söylenen bağlantı yollarıydı.

Ben üçüncü köprüye, konu edildiği ilk günden beri karşı olan ve bunu çalıştığı kurumlarda dile getiren biri olarak o dönem, projenin bağlantı yollarının açıldığı her bölgeye getireceği yerleşim yükü ve neden olacağı çevre zararını dile getirmiştim. Hem o dönemin hem de geçen yılın Ulaştırma Bakanı, bağlantı yollarının belli bölgelerde olmayacağı yönünde açıklama yapmış ve üçüncü köprünün sadece transit amaçlı kullanılacağını söylemişlerdi.

Ama geçen hafta gördük ki, en kritik noktalara bağlantı yolları eklenivermiş.

Yazıklar olsun! O köprü İstanbul'un katili olacak ama herkesin gözünü rant bürümüş.

Umarım en kısa zamanda seçim sonuçları bu ve benzeri projelerin hesabının sorulacağı bir ortam yaratır…

YAZARIN TÜM YAZILARI