Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Kadına “müsait” gözüyle bakan TDK olmaz olsun!

Başlığı atarken çok düşündüm. “Olmaz olsun” yerine çok daha sert şeyler geçti aklımdan.

Ama onlara yakışan çirkinlik bize yakışmıyor.
Bu artık kaçıncı.
Ama en sertlerinden biri galiba…
TDK biliyorsunuz dilimizi sözde geliştiren, korunmasına yönelik çalışmalar yapan ve yabancı kelimelere öttürüklü, götürgeçli, akıllara zarar karşılıklar bulmaktan sorumlu kurum.
Atatürk'ün vasiyetinde yeri olan bir kurum.
Vasiyet demişken, biz ki Atatürk'ümüzün vasiyetine sahip çıkmayı becerememişiz dile mi sahip çıkacağız diye düşünmeden de duramıyorum.
Neyse, işte o TDK, müsait kelimesine bakın nasıl bir karşılık bulmuş…
Müsait: 1. Uygun, elverişli.
2. Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın).
Sinirden yazı yazdığım klavyeyi parçalamak istiyorum.
Arkadaş bu kadına nasıl bir bakış açısıdır.
Belli ki kurumda öyle bir erkek ve muhafazakar kültür hakim ki erkekleri kapsamamış bu tanım. E tabii erkeğin elinin kiri oluyor. Kadın yapınca müsait! İki gündür sosyal medyada yer yerinden oynuyor, insanlar kızgın veya makul şekilde uyarılarda bulunuyor, hâlâ o tanım değişmiş değil.
Kolayca flört edilebilen (kadın) ne ya?
O parantezi alın…
Kolayca flört edilebilen (kadın) olabilirim ama kolayca küfredemiyorum işte. Ama bir yandan da çok ciddi endişeye kapılıyorum. Bu zihniyet, tecavüze uğrayan kadının karşısına geçip “Ama minik etek giymeseydin, o saatte oradan geçmeseydin, öyle bakmasaydın, sen de kuyruk sallamışsındır” diyen zihniyet.
“Kadınlar iş arayınca işsizlik artıyor” diyen zihniyet.
Önünde bir kadını dövmüş, bıçaklamış, o da yetmemiş otomobiliyle üzerinden geçmiş bir erkek görünce içinden “hak etmiştir kaltak” deyip modern Türk Hukuku'nun tüm imkanlarını kader mağduru (!) için seferber edip onu indirimlere boğan zihniyet. Bir sözlüğün içine kadını böylesine aşağılayan bir tanımı koymayı görev bilen zihniyet. (Erkek)

 

rahsanEksik bir şey mi var Beş Kardeş'te?

En sevdiğim şarkılardan biridir.
Ezginin Günlüğü söyler.
“Eksik bir şey mi var hayatımda” diye başlar.
“Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam” da der.
İşte bu şarkıyı Kanal D'nin dizisi Beş Kardeş için söylüyorum son birkaç bölümdür.
Onur Ünlü o çok sevdiğim anlatım diliyle şahane bir evren kurdu.
Merkezine beş benzemez adam koydu.
Yanlarına da Müslüm Baba'nın “Hangimiz Sevmedik” şarkısını katınca ilk iki bölüm harika bir seyirlik çıktı ortaya.
Ama Onur Ünlü belli ki 90 dakikaların insanı değil.
45 dakika olsa dizi süreleri, her bölümü klasikleşecek bir iş izleyeceğiz belli ki.
Ama Beş Kardeş dizisi son iki bölümdür öksürüyor, tıksırıyor.
Hikaye ilerlemiyor, o lezzet dolu karakterler bir harala gürele içinde yuvarlanıyor.
Zaten büyük reytingler almasını beklemiyordum ama bu Arzu Film esintisiyle sevilir diye düşünüyordum.
Böyle giderse dizinin işi zor görünüyor.
Umarım toparlarlar çünkü gerçekten Beş Kardeş, birbirine benzeyen diziler içinde bir vaha gibi girmişti hayatımıza.

 

rahsan2Alex'in jübilesini Fenerbahçe yapmalıydı
Alex hadisesi, ben dahil hatırı sayılabilecek sayıda Fenerbahçe taraftarının kalbinde uzun süre unutulmayacak tatsızlıkta bir mesele olarak kalacak yıllarca.
İşi yıldız futbolcu egosu yönetmek olan, hatta kendi de eski bir yıldız futbolcu olan Aykut Kocaman'ın kaprisleri ve kapalı kapılar ardında dönen entrikalarla ağlaya ağlaya gitmişti ülkemizden.
Bizi de ağlatarak.
Şimdi jübilesini yapıyormuş.
Hâlâ takımımıza onun insani kalitesi ve futbol zekasına sahip bir oyuncu gelemedi. Jübilesini Brezilya'nın köklü takımlarından Palmeiras yapacakmış. Alex, Coritiba ile yaptığı jübilesine Fenerbahçe forması ile çıkmıştı.
Palmeiras maçı için de aralarında Rüştü'nün de bulunduğu eski takım arkadaşları katılacakmış. Keşke o maç Fenerbahçe ile olsaydı. Keşke takımım, hatasını bir nebze olsun hafifletecek bu adımı atabilseydi.
Ama bizde futbol ne yazık ki centilmenlik dışında her şeyin prim verilip desteklendiği tuhaf bir güç arenasından başka bir şey değil.