Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Köpeğe bunu yapan insana ne yapmaz!

29 Haziran 2015

Bu ülkede insan da sevseniz, hayvan da sevseniz hep bir gergin yaşıyorsunuz.

Felaketlere uyandığımız sabahlarımız meşhurdur çünkü bizim.

Dün de yüreğinde azıcık hayvan sevgisi olan insanlar için çirkin bir sabahtı.

Gazetelerdeki o korkunç fotoğrafı gördüğümüz an irkildik.

Bir polis, kendisine saldırmayan ve sakince karşısında duran sokak köpeğine silahını doğrultmuştu.

Doğrultmakla da kalmamış tetiğe de basmış.

Sonra da dünyanın en aşağılık açıklamasını yapmış: “Ben köpeğe değil kör noktaya sıktım”

Güya arkadaş silahını deniyormuş.

Hem de poligon yerine karakolun bahçesinde…

Nasıl yahu?

rahsan-gulsan-sli-2

Öncelikle sen nasıl rahatsız bir ruhsun ki sakince dolaşan bir canlıya silahını doğrultup ona ateş edebiliyorsun?

Bu hareket çok ama çok vahim. Tabii olaydan sonra yaşananlar daha da vahim. Olay üstlere yansıyınca kimse açığa filan almıyor bu gözü dönmüş şiddet sevdalısını. Hemen tatile çıkarıyorlar. “Olay unutuluncaya kadar sen gez gel kardeşim” diyorlar belli ki.

Ama bu iş ciddi.

O fotoğrafa bakıp güzelim köpeğin acısını kalbinde hissetmeyenler için de durum ciddi ve çok tehlikeli.

Silahına bu kadar sebepsizce ve kolayca uzanabilen biri toplumsal bir olayda da rahatlıkla bir cana kıyabilir.

Bu şahsı alelacele tatile göndererek olayı çözdüğünü düşünenler ise, onun bu zorlu ve çok sağlam psikolojik bir altyapı isteyen polislik mesleği için yeterli olup olmadığını anlamak için hemen onu tıbbi ve mesleki testlerden geçirmeliler.

Nasılsa yıllardır beklediğimiz ‘Hayvanları Koruma Yasası' çıkmadı, çıkmıyor.

O silah sanki bir eşyaya doğrultulmuş gibi ‘Kabahatler Kanunu'na göre yargılanacak. Ama olayın üstü kapatılırsa, bu şahıs hem meslektaşları hem de toplumsal açıdan patlamaya hazır bir saatli bomba gibi aramızda dolaşacak…

Sezen de yorulmuş…

Dün Sezen Aksu'nun Çınar Oskay'a verdiği röportajı okudum ilgiyle.

Hem de satır aralarında ülkenin en akıllı kadınlarından birine has, özel birkaç kelam bulmayı ümit ederek.

Her satırda “Keşke konuşmak, bize ilham vermek ya da kendini anlatabilmek için albüm çıkardığı zamanları ya da konser sezonunu beklemese” diye geçirdim içimden.

Her zamanki gibi Sezen yine kendini saklamayı başarmış.

Sorulara o kadar zekice cevaplar vermiş, beyninin kıvrımlarının seksapelini öyle güzel dökmüş ki ortaya röportajı okuması yine de çok keyifli.

Biraz günah çıkartmış.

Biraz kuyruğu dik tutmuş.

Mütevazılığını göstermiş bir parça.

Ama beni en çok sarsan şey ruhunun ne kadar yorulduğunu hissetmek oldu sanırım.

rahsan-gulsan-sli-3

Benim dört beş hayatta yaşayacağım aksiyonu, aşkı ve duyguyu bir hayata sığdırmış bir kadın için normal galiba ama Sezen gözümde öyle bir yerde ki sanki hiç tuvalete gitmez, yemek yemez, yorulmaz gibi geliyor.

Ama yorulmuş.

Hatta bazı konularda bitap düşmüş.

Bir de aşksızlığı sezdim cümlelerinde.

Aşktan beslenen, aşkla deliren ve deliliğini hepimize sevdiren kadının aşksızlıktan yorgun düşmüş olabileceğini düşündüm ki haklıdır.

Bence aşksızlık en kötü, yerden yere vurulduğun, kalbin elinde süründüğün bir aşk hikayesinden bile daha yorucu…

Aksu'nun 40. yıl konserini bu duyguyla izleyeceğim sanırım.

Ama yine de izlemek için sabırsızlanıyorum…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more