Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Severken kardeş olunmaz be kardeşim!

10 Haziran 2015 Yazarlar

Tabii gayet iyi anlıyorum. Çok ama çok popüler biri olmak hiç de kolay değil.

Tamam, belki de çocukken ve beş parasızken hayalini kurduğun otomobillere biniyorsun, şahane evlerde yaşıyorsun, uzaktan müthiş görünen aşklar yaşıyorsun ve evet hepsinin bedelini de çatır çatır ödüyorsun.

Hele aşk meselesi en çetrefilli mesele.

Paparazzi denilen ve ne zaman nereden çıkacağı belli olmayan insanlar tüm eğlenceyi kaçırıyor.

Ama hayat böyle güzel.

Bence ünlü insanların hayatında paparazzi yönetimi diye bir kavram var.

Bu yönetimi becerebilen isimler hayatlarını daha rahat yaşarken, hayatlarına giren insanlara da mümkün olan en yüksek saygıyı göstermiş oluyorlar.

Ama bunu beceremeyenler, kendi hariç etrafındaki herkesi salak zannedenler kendilerine ama en önemlisi de hayatlarındaki insanlara zarar veriyorlar.

Bakınız Arda Turan…

Arda çok sevdiğimiz, ülkemizde şöhretin ve başarının zirvesindeyken tam yolunu şaşıracakken en doğru kararı aldı ve yurtdışına gitti.

Orada futbol adına istikrarlı bir tablo çiziyor olması çok güzel.

Açıkçası kendi adıma kişisel olarak da olgunlaşmasını bekledim ama sanırım bu konuda yanlış insanları örnek alıyor kendine.

Birlikte olduğu insanları medyadan saklamak için “kız kardeşi” olduğunu söylüyor.

Ama nedense kardeş dediği kadınlardan biri ile ilişkisini kabul ederken, önceki “kız kardeşi” küsüp çekiliyor sahneden.

Bu saçma haberlerde adı geçen tüm kız kardeşler adına kızgınım Arda'ya.

Koskoca adamsın, hayatındaki kadınların senin şöhretin kadar değeri yok mu arkadaş?

Sinem Kobal hakkında çok ama çok tatsız lafları arkasından söylemeyi biliyorsun ama hayatındaki kadınlara sahip çıkıp ilişkinin günahını vebalini üstlenmiyorsun.

Bazı erkekler gerçekten hiç büyümüyor galiba…

Apple'dan bize müjde yok:(

Apple hayranları önceki gece yine bilgisayar başında bir sunum izledi.

WWDC15 (The Apple Worldwide Developers Conference) isimli uygulama geliştiren kurumlara yönelik toplantıdan çok çok büyük sürprizler veya büyük devrimsel haberler çıkmadı ama Apple hayranlarını ve mobil ürün sahiplerini sevindirecek gelişmeler çıktı.

Mesela android tabletlerde uzunca süredir yapılabilen çoklu işlem kabiliyeti nihayet iPad'lere de geldi. Artık bu cihazlarda da ekranı ikiye bölüp aynı anda iki uygulama çalıştırmak mümkün.

iOs 9 Apple tarihinde ilk kez haziran sonunda Beta olarak yayınlanacak. Radikal değil ama olumlu değişiklikler görünüyor yeni işletim sisteminde.

Apple Watch piyasaya çıkmasının üzerinden azıcık süre geçmesine karşın ilk güncellemesini aldı ve artık Watch OS2'ye geçmiş oldu. Benim de daha önce burada bahsettiğim güvenlik açığı kapatıldı. Ve sağlık uygulamasına kadınların periyotlarını da ölçen güzel eklemeler yapılmış.

Ama müziksever biri olarak heyecanla beklediğim Apple müzik servisi ve App ne yazık ki ilk etapta bize açık olmayacak gibi görünüyor. 100 ülkede başlayacağı belirtilen uygulama, anlatılanlara göre bizi tanıyan, iTunes'tan almasak da tüm müziğimizi bulutta saklayıp bizi tanıyacak olan ve bize buna göre önerilerde bulunup hatta özel radyomuzu kurmamızı sağlayacak yeni servis için ne yazık ki henüz ülkemize tarih ve fiyat verilmiyor.

ABD'de 9.99 dolar olan servis hem kataloğunun genişliği hem de interaktif özellikleriyle merak uyandırdı bende ama ne yazık ki Apple'ın Türkiye sitesinde sadece “Çok yakında” yazıyor.

E kısmet. Bekleyeceğiz artık.

 

Mad Max Fury Road enstalasyon gibi!

“Memleketin hali ne olacak” sorusunu bir parça da olsa arkamda bırakmaya karar verdim günler sonra. Seçim sonucunun ardından kafa biraz toparlanıp neşe yerine gelince attım kendimi sinemaya.

Mad Max Fury filmine gittim.

Mad Max bana apokaliptik filmleri ve tabii ki Mel Gibson'ı sevdiren filmdir.

Tina Turner'la tanıştıran seridir.

Bu nostalji duygusu ile girdim sinemaya.

Ve filmin ilk on dakikası resmen şok geçirdim.

Yönetmen George Miller sanki bir filmden çok enstalasyon yapmış.

Kostümler, dekorlar, otomobiller ciddi sanatsal kaygılar taşıyarak tasarlanmış.

Başroldeki Charlize Theron müthiş!

Tom Hardy karizmadan yiyor.

Ama çok tempolu, müthiş aksiyon sekansları olan dolu dolu bir film.

Hele rock opera tadındaki tema müziği benim gibi rock müzik sevenler için müthiş!

Yürekten tavsiye ederim.

YAZARIN TÜM YAZILARI