Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Sex & the City dağınık kalsın

14 Mayıs 2015 Yazarlar

Sarah Jessica Parker, Instagram hesabından muştulamış.

“Kedi torbadan çıkmış!”

Yani unutulmayan dizi ‘Sex and the City' üçüncü sinema filmiyle geri dönebilirmiş.

Umarım bu haber gerçekleşmez.

Bunun için iki nedenim var.

Birincisi, iki film de birbirinden berbattı.

Kadını umarsızca tüketime ittiren, marka bir çanta, ayakkabı ya da elbise sahibi olmayı birçok değerin üzerinde tutmayı muhteşem bir şey gibi sunan korkunç bir sinema girişimiydi.

İkincisi o dizi yayınlandığı yıllarda birçok kadının mutsuzluk kaynağı oldu.

Diziyi izleyen kadınların büyük çoğunluğu kendini Carrie Bradshaw sanmaya başladı.

New York sokaklarında “Tü tü”yü çağrıştıran tuhaf kıyafetlerle dolaşan ve ruhunu bir “Manolo Blahnik” ayakkabıya satmaya hazır Carrie olduk çıktık.

Çok zekice yazılmış senaryosu ve yüksek espri anlayışı ile güzel bir diziydi.

Ama günlük hayatımıza yansıması doğrudan mutsuzluk oldu.

E hiç birimiz New York'ta yaşamıyoruz ve sokakta tasarımcı elinden çıkmış çılgın bir kıyafetle, limuzinle gezen sevgilimizin otomobilinden sarhoş inip olay çıkarma lüksüne sahip değiliz.

Haa bir de tasarımcı ayakkabı, çanta ve elbiseler bu ülkede Amerika'dan “daha daha daha” pahalılar.

Erkeklerimiz “Mr. Big”den çok farklılar ve evli erkeklerle birlikte olmak bence hiç de seksi değil.

Özetle bu dizinin ilişkilerimize ve hayata bakışımıza verdiği hasarı hiç sevmedim.

Hele sinema versiyonlarından resmen nefret ettim.

Benim hayata bakışım yakınından bile geçmiyor o kadınların.

Dolayısıyla umarım üçüncü filmi çekip biraz daha zehirlemezler kadınları…

Zaten neden taksinin ÖTV'si var ki?

Ben dahil bazılarımız artık yaşadığımız çevreden midir bilinmez ülkemizin yüzünün Avrupa'ya daha dönük olduğunu düşünmek istiyoruz.

Sanırım biraz da o ülke insanlarının yaşadığı insani şartları, çocuklarına verdikleri eğitimi, ellerine pasaportlarını aldıkları anda istedikleri ülkeye girip çıkabilmelerini, sürekli rejim değişir mi korkusu yaşamamalarını vs. biz de ülkemizde deneyimlemek işitiyoruz.

Küçük ama önemli detayları da fark etmeden duramıyoruz.

Çoğumuzun Avrupa'ya dair ilk anılarından biri taksilerdir.

Bir otomobil aşığı olarak Almanya'ya ilk seyahatimde bindiğim taksinin son model bir lüks otomobil olması aklımı başımdan almıştı.

İlk öğrendiğim şey taksilerden özel vergilerin alınmadığıydı.

rahsan-gulsan-sli-2

Dün baktım gazetelere Davutoğlu 2016 sonuna kadar ticari taksilerin otomobillerini yenilemeleri halinde ÖTV alınmayacağını söylemiş.

Birincisi bu zaten seçim kapıya dayanınca akıllara gelecek bir vaat olmamalıydı. Zaten bu düzenleme çoktan yapılmış olmalıydı.

Bu sadece taksi sahiplerinin elini ferahlatacak bir haber değil bu.

Taksi kullanan milyonlarca insanın önce can güvenliği için gerekli. Çok fazla kilometre yapmış, bakımları doğru dürüst yapılmayan, freninin tutup tutmayacağı flu yüzlerce taksi geziyor yollarımızda.

Bir diğeri de hijyen meselesi.

Taksiler yaşlandıkça hele de sahipleri pek de oralı değilse o kadar korkunç hale geliyorlar ki anlatamam. Pislik içinde koltuklar vs. tam bir eziyete dönüşüyor seyahat.

Ancak bu indirim yapılacaksa plakadan çıkan aşırı kilometre yapmış otomobillerin hurdaya dönüşümü de sağlanmalı.

Ama keşke bu seçim dönemi yemlerinden biri olmasaydı. Üzerine düşünülüp çok önceden hayata geçseydi.

Aşkın doktoru olmuyormuş demek ki:(

Modern tıp, elinden geldiği kadar dertlerimize derman oluyor.

Ama şu aşk acısı denilen illete çare bulabilen yok.

Geçerse geçiyor, geçmezse delip geçiyor.

Ama dedim ya doktoru yok bu işin. Hemşerim ve karakterini çok beğendiğim meslektaşım Mehmet Coşkundeniz eşinden boşanmış. Aşk Doktoru olarak tanıdığımız ve geçmişte birlikte televizyon programlarına da katıldığımız Mehmet ve eşi Derya becerememişler. Olmamış.

rahsan-gulsan-sur

Tabii ki ironik olan yıllarca hem çıktığı programlarda hem de köşesinde insanlara ilişkilerini sağlıklı ve uzun yaşamaları için gerekli tavsiyeler verdi. Ama hayat işte, en hazırlıklı olduğu yerden vuruyor insanı.

Açıklamalarında işi büyüye kadar getirmiş. Belli ki kalbi kırık olan, her şeyin yolunda gittiğini zanneden taraf kendisi. Allah yardımcısı olsun umarım acısı çabuk geçer.

Ama demek ki aşk doktor filan dinlemiyormuş… İnceldiği yerden kopuyormuş. Bazen sen fark etmesen de…

 

YAZARIN TÜM YAZILARI