Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Techworld

30 Mayıs 2015 Yazarlar

Son bir haftadır dünyada ilk kez yapılan bir teknoloji fuarı dolayısıyla Çin'in Pekin kentindeyim.

Lenovo, ilk kez böyle bir aktivite düzenliyor ve dünyanın dört bir yanından gelen 300 gazeteci ile birlikte Türkiye'den davetli tek gazeteci olarak bu büyük organizasyonu izliyorum.

Bu gerçekten çok ilginç bir teknoloji fuarı.

Çin'de 80'lerin sonunda bir tahta masa, bir telefon, bir hesap makinesi ve bir çay takımına sahip olan bir ofiste kurulan firma bugün IBM'in ve Motorola'nın cep telefonu bölümlerini de bünyesine katmış dev bir teknoloji imparatorluğu. 39 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilen şirket artık “Çinli” kimliğini atıp küresel bir dev olduğunu göstermek istiyor dünyaya bu “kişisel” teknoloji fuarı ile.

Lenovo PC satışında dünya lideri. Cep telefonu pazarında da dünya üçüncüsü.

Tahta masa ile işe başlayan şirketin Ceo'su Yang Yuanqing 1 milyar Euro'ya yaklaşan kişisel serveti ile artık Çin'in en zengin 500 kişisinden biri. 1964 doğumlu ve görünüşe göre Amerikan usulü pazarlama tekniklerini çok iyi kapmış.

Pekin'de Çin Ulusal Fuar Merkezi'nde düzenlenen fuarın açılış konuşmasında sergilediği performans, Las Vegas CES fuarında izlediğim Amerikalı CEO'ların “Keynote” adı verilen konuşma performanslarına yakındı.

Mesela gördüğünüz fotoğrafta henüz konsept aşamasında olan üzerinde insan hareketlerine duyarlı projektör olan cep telefonunu tanıtırkenki hali görülmeye değerdi.

Cep telefonundan projektörle yansıtılan notaları çevirirken hem gururlu hem de pek oyuncuydu.

Ama tabii gösterinin asıl önemli bölümü Lenovo'nun iki önemli iş ortağı Intel ve Microsoft CEO'larının bizzat fuara katılıp konuşmalar yapması idi. Bu gerçekten çok etkileyici bir hareketti. Çinli üreticinin ve Çin pazarının öneminin bir kez daha altını çizen ve bir anda fuarı CES kadar, hatta artık Microsoft CES'e katılmadığı için daha da havalı kılan bir görüntü yarattı.

Hem Satya Nadella hem de Brian Krzanich yaptıkları konuşmalarla bilişim teknolojilerindeki yeni vizyonu anlattılar. İkisi de üç boyutlu sanal gerçeklik olgusunun hayatımızın yeni parçası olacağına emin görünüyor.

Microsoft Halo teknolojisiyle (hatırlarsanız daha önce yazmıştım bu koordinatlarda) Intel ise yeni geliştirdiği Sense teknolojisiyle bu işi hayatımızın bir parçası yapmaya kararlılar.

Zaten fuar alanında Lenovo ve çözüm ortaklarının kurduğu deneyim alanlarında bu yönde çok ürün vardı.

Intel kendi kurduğu özel alanda Sense teknolojisi yerleştirilmiş bir tabletle insanların anında 3D görüntüsünü dijital ortama aktarıp bu görüntüyü lazer cam yazıcı ile kristal küplere aktardı.

Bu teknoloji iletişim ve oyun oynama biçimimizi radikal olarak değiştireceğe benziyor.

Bu sayede dilerseniz Shrek, dilerseniz Pinokyo ya da aklınızdan hangi karakter geçerse gerçek zamanlı olarak onu kendi avatarınız yapabiliyorsunuz. Gerçek zamanlı olarak karakter sizin yüz ifadeleriniz ve konuşma hareketlerinizi ekrana yansıtıyor.

Artık ürünlerin birbirine benzemeye başladığı bu günlerde Lenovo'nun tanıttığı bazı teknolojiler firmanın kimliğini değiştirip Çinli üretici olmaktan çıkıp inovatif bir karaktere bürünmek istediğinin habercisi gibi.

rahsan-gulsan-sli-5

Ruh halini yansıtan ayakkabı

Techworld'de firmanın tanıttığı ilginç konsept ürünlerden biri akıllı spor ayakkabı oldu. Ayakkabının yanlarında çeşitli görüntüleri yansıtabilen birer ekran var. Ama ekran öylesine güzel tasarlanmış ki kapalı olduğunda sıradan bir spor ayakkabı gibi duruyor. Ayakkabı spor yaparkenki ruh halinizi, yaktığınız kaloriyi, geçtiğiniz mesafeyi, kalp atışınızı ölçüp bunları ekranına veya akıllı telefonunuza aktarabiliyor.

rahsan-gulsan-sli-2

Dünyanın ilk çift ekranlı akıllı saati

Akıllı saatler konusunda henüz endüstri standartları oturmuş değil. Firmanın yine konsept olan yani üretime hemen geçmeyecek ama beş yıl içinde üretmeyi planladığı saatinde iki ekran bulunuyor. Magic View adı verilen teknolojide ilk ekran bildiğimiz akıllı saat ekranı. İkincisi ise görüntüyü 20 kez büyütebilen optik bir ekran. Gerçekten hayli büyük görüyorsunuz içeriği. Ama görüntünüz tıpkı ben bu saati denerken olduğum gibi hayli komik oluyor. Fakat hakikaten hayli büyük bir ekranda bir şey izliyor duygusunu güzel yaratıyor cihaz.

rahsan-gulsan-sli-3

Printer'da pasta basma dönemi geldi!

Fuarda yer alan 365 isimli bir firma teknoloji ile beslenmeyi birleştirmiş. Mesela akvaryuma benzeyen ama içinde marul, yeşillik ekip yenilebilir hale getirdiğiniz ve bunun için doğal ışığa ihtiyacınız olmayan, internetten yönetebileceğiniz bir cihaz üretmişler. Ama stantlarındaki en ilginç şey üç boyutlu yazıcıda basıp pişirdikleri pastalardı. Bu çok ilginç bir gelişme. Üç boyutlu yazıcıda otomobil, insan eklemi basıldığını gördüm ama ilk kez yazıcıdan basılıp pişmiş olarak çıkan kurabiye gördüm ve yedim:)  Bu, pasta yapmayı sevenlerin yaratıcılığına müthiş katkı sağlayacak “nefis” bir gelişme bence.

rahsan-gulsan-sli-4

3 saat şarjla 30 km!

Üzerinde bulunduğum cihaz, yüzyılın buluşu olarak tanıtılan ama hafiften fos çıkan Segway'in çakması. Ama ondan daha küçük ve daha dengelisi. Segway kullanmış biri olarak ilk kez başka bir firmanın yaptığı versiyonun üzerine çıktım ve cihazı şaşırtıcı derecede stabil buldum. Üstelik daha küçük! Üç saatlik şarla 30 km menzile sahip olan cihaz henüz konsept aşamasında. Biliyorum bizimki gibi trafiği olan ülkelerde zor ama süper bir kısa mesafe ulaşım çözümü olabilirdi.

Otomobili bırak cep telefonunu teşvik et!

Biliyorsunuz hükümet bir süredir ülkede otomobil yapacak babayiğit arıyor. Farkındaysanız da ülkede bunu yapmaya uygun bütçesi olan büyüklerden kimse yanaşmıyor. Herkes “Tabii ne güzel olur” filan deyip yan çiziyor. Ama Vestel gibi firmalar asıl doğru işe yatırım yapıp ülkemizi teknoloji üssü yapmak adına önemli adımlar atıyorlar. Vestel bugün Manisa tesislerinde LCD ekranın en üst tabakası hariç bir TV'nin tamamını üretebiliyor. O bölüm için de yıllar önce teşvik istemiş ama alamamış. Lenovo'nun 20 milyon dolar harcadığı cep telefonu test merkezini gezerken bunlar vardı aklımda hep. Gözümde Manisa'daki Vestel City.

Biz de bu treni yakalayabilirdik. Bu arada cep telefonu test merkezi gerçekten çok ilginç. Mesela bir bölümde telefonu bir beze sarmışlar, üzerinde sert bir şey gezdirip arka cepte bükülme testi yapıyorlardı. Bir bölümde çamaşır makinesi tamburuna benzer bir makinede içine anahtar gibi malzemelerle birlikte attıkları telefonları “Kadın çantası” simülasyonuna tabi tutuyorlardı. Dedim ya müthiş bir deneyimdi. Ama ülkemizin de bu yarışta yer almasını çok isterdim…

YAZARIN TÜM YAZILARI