Tesettürlü Kadından Sorumlu Bakan olur mu?

Biliyorum, biliyorum o bakanlığı kaldırdılar.

Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı lağvedildi. Yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı getirildi.

Çünkü bırakın evden çıkmasını, AKP kadınların bir bakanlık tarafından temsil edilmesini bile istemiyor.

Ama fiilen o bakanlık ağırlıklı olarak (ve mecburen) Kadın Bakanlığı gibi çalışıyor.

Lafı uzatmadan başlıktaki soruma geleyim.

Evet olur. Bir kadının, bir insanın ne giydiğinin hiç ama hiç önemi yok benim için.

Eğer kültürel, mesleki birikimi yeterliyse canının istediği her işi yapabilir.

Elbette buna Aile Bakanı da olmak dahil.

Ama cuma günü açıklanan seçim kabinesinde bu göreve getirilen Ayşen Gürcan hakkında, onu önceden tanımayan (nedense biz kadınların başına onca felaket gelirken, Meclis'te çoğu sessiz sakin oturuyor kadın vekillerimizin) biri olarak soru işaretleriyle doluyum.

Bunun sebebi de Ayşen Hanım'ın Twitter hesabında dile getirdiği düşünceleri.

Bu düşünceler arasında bana en tuhaf geleni, kadın meselesinin aile içinde çözülmesi gerektiğiyle ilgili olanı.

Diğer fikirleri, reis aşkı şimdilik çok da umurumda değil. En azından yapacağı Bakanlık açısından bu durumun çok önemi yok benim için.

Ama kadın konusuna bakışını, muhafazakarlığını şeriat aşkı seviyesinde ifade ediyor oluşu beni korkuttu.

Çünkü Ayşen Hanım iki ay da olsa hepimizi temsil edecek.

Trans bireyler, ateistler, ahlaki değerleri kendisinden tamamen uzakta olan kadınlar, Alevilerin, bu ülkenin ne kadar kadını varsa hepsinin Meclis'teki ortak temsilcisi olacak.

Ama gördüğüm kadarıyla dinle şekillendirdiği pencere dışındaki hayatlara çok mesafeli.

İşte asıl tatsız olan da bu.

Bu ülkenin kadınının kendisini sorgulamadan, suçu onda aramadan elini tutup, yarasını saracak bir devlet anlayışına ihtiyacı var.

Bırakın hanımefendinin başının açık veya kapalı olmasını tartışmayı; bence fikirlerine konsantre olalım.

Öyle çok başı kapalı ama zihni açık kadın var ki bu ülkede, onlara haksızlık etmeyelim.

Kimin ne giydiğini tartışmak yerine, biz Türk kadınlarının yıllardır fark yaratmasına en büyük zemini hazırlayan Atatürk devrimlerinin neresindeyiz onu tartışalım.

İşte bu nedenle “Kadın konusunu evde çözmek gerekir” diyen biri polise sığındıktan sonra ailesine yani kocasına teslim edilip kulağı kesilen kadınların bakanı olamaz gibi geliyor bana.

Ya da namus için aile mahkemesi kurup erkek kardeşini kız kardeşinin katili yapan aileleri hiç duymamış biri, Güldünya yaşasaydı onun bakanı olamazdı gibi geliyor bana.

Bu ülke hayata tek pencereden bakan bir kadın bakan için fazla renkli gibi sanki…

Umarım Ayşen Hanım beni yanıltır. Çünkü benim yanılmamın çok da önemi yok.

Yardıma ihtiyacı olan, katil adayıyla aynı yatakta uyumak zorunda bırakılan kadınlar adına yanılmam gerekiyor zaten!

30 Ağustos'ta göbek attınız mı hiç?

Ben atmadım.

Tam tersi ailemin de etkisiyle hep coşkuyla ama gurur duygusu baskın bir coşkuyla kutladım Zafer Bayramımızı.

Ama bir kaç yıldır bizi birleştiren bu bayramlarımızı kutlamamamız için ellerinden gelen engeli koyuyorlar.

Eğer o günlerde terör gündemdeyse “Şehitlerimizin anısına” diyorlar.

Yoksa başka bir şey uyduruyorlar.

rahsan-gulsan-sli-2

Devlet gerçekten kutlamasın. Onlar kutlarken çok sıkıcıydı bayramlar. Ne zaman ki onlar vazgeçti biz ele aldık sanki daha bir coşkusunu buldu bayramlarımız.

Elimizde bayrağımız attık kendimizi sokaklara.

Ama bunu elimizden almaya çalışmaları çok ama çok çirkin.

Bu ülke insanı şehidine saygı duymayı da bayramını kutlamayı da bilen insanlardır.

Bu tarz engellemeler artık sadece acıklı görünüyor…

Loading...