Sözcü Plus Giriş
RAHŞAN GÜLŞAN

Vah Tuğçe’cik gitti vekillik!

Uzaktan, hayli uzaktan Tuğçe Kazaz'ın yaşadıklarını herkes gibi ben de izledim.

Sevdiği insan uğruna din değiştirmelerini, çocuksu hallerini sevgi açlığına verdim.

Örselenmiş bir çocuktur belki diye düşündüm.

Açıkçası bir yandan da renkli bir magazin hikayesiydi.

Din değiştirmek gibi hayli çetrefilli ve belki de insanın olası bir değişiklik için hayatı boyunca düşünmesi gereken bir konuyu, birine aşık olup “pıt” diye meseleyi çözen biri magazin de olur yani kusura bakmasın.

Ama son dönüşümü yani hayatını, kariyerini, şöhretini, canı istediğinde din değiştirebilmelerini borçlu olduğu laik sisteme bir anda düşman olup “Bunlar” tarafından “Biz”e geçmesi benim gibi insanların değişebileceğine inanan biri için bile ilginçti.

Sosyal medya paylaşımları vesilesiyle kültürel alt yapısının da ilkokul terk şeklinde olduğuna acıklı bir şekilde tanık olduktan sonra bu konu üzerine espri yapmanın bile acıklı olacağını düşünerek sessizce slogan atmadan dağılacaktık…

Ama tüm bu dönüşümün aslında planlı olduğu ve kızımızın ilgi açlığından, örselenmiş çocukluk vesaire travmadan kaynaklanmadığını ve AKP'de kendine yer kapabilmek için planlı bir proje olduğunu anlayınca büyük sıtkım sıyrıldı doğrusu.

Tüm dönüşümlerinde gözümde bir masumiyeti olan, anlamadığım bir şekilde şefkat duygumu gıcıklayan Kazaz, bir anda etrafta birbirini yemeye hazır onlarca politik canavardan birine dönüştü gözümde.

rahsan-gulsan-sli

Dün de gazetelerde Kazaz'a AKP kapılarının kapalı olduğu, vekillik şansının bulunmadığı şeklinde kulis haberleri vardı.

Eee müstehak. Herkesi salak yerine koymanın bir bedeli hâlâ varmış demek ki.

Bakalım gelecek seçim döneminde hangi siyasi eğilime göz kırparken göreceğiz Kazaz'ı.

Belki muhafazakar demokratlık yetmez, milli görüş gömleği giyer.

Ama tabii ki hafif dekolteli:)

Sansürünüz batsın!

Aklına esenin kendini dünyanın en şahane ve dokunulmaz varlığı sanıp davalar açması, söz konusu tivitlerin engellenmesini veya yer aldıkları hesapların kapatılmasını istedikleri günlerden geçiyoruz.

Şimdi Anadolu Ajansı toplu sünnet gibi toplu dava kafasına girmiş.

Fazıl Say, Can Dündar, Atilla Taş, Erdal Beşikçioğlu, Ahmet Şık, Melis Alphan, Metin Uca, gibi isimlerden oluşan 58 kişiye “Hakaret, iftira ve tehtidin yanı sıra, halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamalarıyla soruşturma başlatmış.

İşin acayibi dosyaya giren tivitlerde ajansı bu kadar rahatsız edecek şeyler görünmüyor.

Mesela Fazıl Say şöyle yazmış: “Anadolu Ajansı büyükşehirlerde önce kırsal kesimi vererek asıl sonuçları manipüle etmeye kalkışmıştır.”

rahsan-gulsan-sli-3

Can Dündar, ajans genel müdürünün Bülent Arınç'ın eski basın danışmanı olduğunu yazmış.

Liste böyle devam ediyor.

Eleştiriler evet var, bazıları sert de sayılabilir ama insanlar küfretmeden fikirlerini dile getirmiş.

Ajansın bu sansür ve insanları sindirme çabası gerçekten ülkenin durduğu yeri mükemmel özetliyor.

Sustur, engelle, korkut, baskı kur, yasakla, kapat…

Bence asıl Anadolu Ajansı halkı kendine karşı kin ve nefretle dolduruyor, zekamıza da hakaret ediyor!

Göcek'teki koy kaç para eder?

Yine kimseyi dinlemediler.

Bir “ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet” gösterisinde daha birlikteyiz sevgili okur.

Üç koyun ihalesi tamamlandı. Koylardan ikisi 1 milyon 802 bin liraya diğeri de 1 milyon 900 bin liraya kiraya verildi.

Bu mudur yani?

Ülkenin sahip olduğu dünyaca ünlü ve tabii ki dünyalar güzeli koylarımızın betona yenilmesidir bu.

Değeri değil milyonlar, milyarlar eden hatta aslında hiç bir para biriminin karşılamayacağı kadar çok eden cennet köşelerimizi birilerine peşkeş çekilmesi kavgasıdır ve hakikaten yazıktır günahtır.

rahsan-gulsan-sli-2

İşin korkun olan tarafı bu daha sadece başlangıç.

Dokunulmaz sayılan cennet köşeler bir bir gidecek belli ki elimizden.

Ve biz elimiz kolumuz bağlı hiç bir şey yapamadan çaresizlik içinde izleyip gözyaşı dökeceğiz.

Biz bu kadar salak mıyız?

Pendik'teki okullarda mezuniyet törenlerinde kep ve cübbe giyilmesi yasaklanmış.

Gerekçe olarak da “Öğrencilerin değer karmaşası ya da çatışması yaşamalarına fırsat vermemek” gösterildi.

Ya yapmayın bunu artık!

Halkı, mezuniyet töreninde cübbe ve kep giyip havaya kepleri atınca değerleri şaşacak kadar saf ve salak görmekten vazgeçin!

Yüzbinlerce gencin, tesettürlü gençlerimiz dahil kepli cübbeli fotoğrafı var kimin değeri şaşmış yahu?

Bu kadar korkmayın her şeyden.

Bırakın çocuklarımız iki dakika mezuniyetin, onlarca yıl çalışmanın keyfini özgürce yaşasın.

Bi sakin yahu!