Zordur Yıldız Tilbe Şarkısı Söylemek

Yıllar önceydi. Rahmetli müzik şirketi yöneticisi ve menajer Anuş Bakış hayattaydı. Bir öğleden sonra ofisinde oturuyorduk. O sırada ben 18 yaşımda filandım ve bir müzik dergisinde çalışıyordum.

Bir kadın çıkageldi Anuş'un ofisine. Üstü başı bakımsız ama pırıl pırıl gözlere sahipti.

Bize defterinden bir şiir okudu.

“Kalbim duraksız haykırışlarda / Ne yapsam kurtulamam senden asla” diyordu. Şarkıyı yeni yazmıştı.

O kara kuru kadın Yıldız Tilbe idi ve hayatlarımıza damga vurmaya hazırlanıyordu.

O günden sonra onu bir kez de Tarkan'ın ‘Acayipsin' albümü kaydedilirken, stüdyoya gelip Tarkan'a ‘Kış Güneşi' şarkısını okurken görmüştüm.

90'lı yılların ortalarında artık efsaneydi. O öğleden sonra dinlediğim şarkı hayatımın klasiklerinden biriydi artık.

Tilbe onlarca hit şarkı yazdı. Muhteşem sesiyle hayatlarımızın tam içinde yer aldı.

Ama sonra sıkıldı. İçine kapandı. İyice koyverdi kendini.

Yine de şarkıları hala gönül kubbemin en güzel köşesinde yer alır.

Ve çok zordur onun şarkılarını yeniden yorumlamak.

Ama bir şarkıcı bunu başarmış olabilir.

Ceylan Ertem bir süredir müziğini takip ettiğim bir isim.

Çok ama çok özgün bir tarzı var. Hissederek, yaşayarak şarkı söylüyor.

Son albümü ‘Amansız Gücenik' nefis.

Ertem şimdi bu albümden bir Yıldız Tilbe klasiği ‘El Adamı'na video çekmiş.

Bir bakın derim. Belki de benim gibi çok seversiniz ve hayatınıza alırsınız bu şahane sanatçıyı…

Düşünün Aksaray'da mutlu bir İrlandalı

Turizmin yeni yeni patladığı yıllarda, turizmin faydalarını anlatmak için ‘Bir Başkadır Benim Memleketim' tadında bir şarkı yapılmıştı.

Şarkının bir yerinde ‘Düşünün Antalya'da mutlu bir Hollandalı' diyordu.

Neden bilmem, Kuveyt asıllı İrlandalı boksör turistin üzerine saldıran onlarca çılgın ve öfkeli esnafı alt etme videosunu izlerken dilime bu şarkının sözleri geldi.

Olayla ilgili uzun süren bir espri sağnağı yaşandı ama olayın pek de şakaya gelir tarafı yok.

Görüntüler çok ürkütücü. Bir adam buzdolabını açıyor, buzdolabı sallanıyor ve sular yere dökülüyor.

Hepsi bu!

Ama esnaf çok öfkeli, gergin adeta patlayacak yer arıyor.

rahsan-gulsan-sli-2

Yalnız da değil. Bir anda 15-20 kişi oluyorlar. Eğer turist bir anda ‘Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım' kafasına girmese, belki de sonu bir kartopu yüzünden bugün mezarda olan Nuh Köklü gibi sudan bir sebeple, hayatını kaybedebilirdi.

Bu çok tehlikeli bir gelişme. Yarın bir gün herhangi birimize denk gelebilecek bir piyango.

Ali İsmail Korkmaz'ın yakalandığı piyango gibi.

Nedense ben hiç gülemedim o esprilere.

Aklıma Nuh geldi, Ali İsmail Korkmaz geldi.

Bu iş çok sakat. Bu barbar yaklaşım beni çok ama çok korkutuyor. Hem de yine gergin bir ortamda seçime doğru giderken…

Sünger Bob Kare Pantolon'un askerleriyiz!

Yuh ki ne yuh.

Şile'deki muhteşem kale kalıntısını yine o lanet olası yeni yöntemle restore etmişler, pardon yeniden yapmışlar.

Daha önce de bu köşede yazmıştım; hepiniz de tanıksınız bu saçma sapan ve cehalet dolu restorasyon operasyonlarına.

Ama gerçekten dün gazetelerin de yazdığı gibi çizgi film karakterine benzemiş o komik pencerelerle koca kale.

O kale ellenmemiş haliyle bile o kadar görkemli ve güzeldi ki nasıl kıydılar anlamak güç.

rahsan-gulsan-sli-3

Ama işin korkunç tarafı, ülkenin her yerinden bu çirkinlikte ve restore mantığından uzak benzer inşaatlar çıkacak.

Ama tam 2000 yıldır orada duran Ceneviz Kalesi'ne yaptığımız o kadar cahilce ki, gerçekten söyleyecek fazla bir şey bulamıyorum.

Tek dileğim eski kalıntının hala bu korkunç yeni taş kaplamanın içinde duruyor olması.

Umarım onu tamamen yok etmemişlerdir belki geri dönüş söz konusu olur.

Loading...