Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

330 kilometrelik adalet yürüyüşü

Yargının giderek bağımsızlık ve tarafsızlığının yanı sıra itibarını da yitirdiği hukukçular tarafından sıkça dile getiriliyor. Yargıya duyulan güven oranı da yüzde 20'lere kadar düşmüş. Unutmayalım, adalet duygusunu yitirmiş hiçbir toplumun geleceği yoktur. Hükümet destekli “Yargıda Birlik Platformu” yitirilen bağımsızlığı, tarafsızlığı ve itibar kaybını gidermek adına bir adım atmadığı gibi destekçileri kendi durumlarını iyileştirmenin çabası içindeler.
Yargıya güvenin yok olmasıyla doğan boşluk, hukukçuların öncülüğünde halk tarafından doldurulmazsa, mafyalar, çeteler, rüşvet lobileri dolduracaktır. Bursa Barosu'nun uzun süredir sessiz-sedasız yürüttüğü bir çalışma var. Onlar 330 kilometrelik bir adalet yürüyüşünün hazırlıklarını yapıyorlar.

YARGININ ÜZERİNDEKİ EL

Bursa Barosu Başkanı Ekrem Demiröz, Bursa'daki sivil toplum kuruluşlarına davet mektubu gönderdi. Bir araya gelip yapmayı düşündüklerini tartışmaya açmak ve “uzun adalet yürüyüşü”ne niçin gerek duyduklarını belirtecekti. Demiröz mektubunda şöyle diyordu:
“Türkiye Barolar Birliği, yargı grupları, akademisyen hukukçular ve barolar olarak yargının yeniden inşası ve adalete olan güvenin sağlanması için yeni bir mücadele alanı açmaya karar verdik. Amaçladığımız mücadele hiçbir şekilde siyasal bir amaç taşımıyor. Bizim için hangi partinin iktidarda olduğunun önemi yok. Ne bir siyasal yapıya destek vermek, ne de başka bir siyasal yapıya zarar vermek amacı taşımıyoruz.
Biz, tüm iktidarlara karşı, tarafsız-bağımsız yargıyı oluşturana ve savunma özgürleşene kadar bir mücadele öngörüyoruz. Asıl hedefimiz siyasetin yargının üzerinden elini çekmesidir. Biz, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye'yi hedefliyoruz. Herkes için adalet istiyoruz. Haksızlığa uğradığınızda, hakkınızı arayabileceğiniz o yargı yapısını hep birlikte yeniden kurabiliriz. Ama bu, sizler olmadan, halkımız olmadan asla gerçekleşemez. Biz bu mücadelede kararlıyız ve sizlere güveniyoruz.”

6 NİSAN'DA BAŞLAYACAK UZUN YÜRÜYÜŞ

“Adalet yürüyüşünün” ilk adımı Avukatlar Günü olan 5 Nisan Pazar günü Bursa'da yapılacak “Adalet mitingi”yle başlayacak. 6 Nisan 2015 Pazartesi sabahı ise Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, baro başkanları, yargıçlar, savcılar ve tüm hukukçular öncülüğünde Bursa'dan İzmir'e yürüyüş başlatılacak. Yol boyunca mitingler yapılacak. Büyük buluşma 12 Nisan'da İzmir'de olacak.
Baro Başkanı Ekrem Demiröz, “Bu eylemler, adalet gerçekleşene ve güçlü bir yargı oluşana kadar devam edecek olan mücadelenin ilk adımları olacak. Eğer adalet ve bağımsız yargı isteğimizi güçlü bir biçimde ortaya koyarsak hiçbir siyasi güç bu talebimizi görmezlikten gelemez. Bu talebin gerçeğe dönüşmesi halinde ise ülkemizin geleceği için büyük bir umut doğacak, toplumsal barışın ve ekonominin önündeki en büyük engel ortadan kalkmış olacak. Bu hepimizin tarihsel sorumluluğudur. Birlikte olursak adaleti sağlayabilir; güvenilir bir yargıyı gerçek kılabiliriz” diyor.
Yolunuz açık olsun…

MİT'in başına AKP'li yorgun müsteşar

Hakan Fidan, Cumhurbaşkanından almış olduğu işaretler sonucu adaylıktan çekildi. Cumhurbaşkanı da kendisini yeniden MİT Müsteşarlığı'na getirdi. MİT Yasası'nın 14. maddesinde “MİT'ten istifa eden birisinin 5 yıl devlette hizmet alamayacağı” belirtiliyor. Ülkemizin ulusal güvenliğiyle ilgili kurumun başındaki kişinin, siyasete atılma hevesini ortaya koyması, bu nedenle istifa etmesi ve yeniden MİT Müsteşarlığı'na getirilmesi etik ve demokratik bulunmuyor.
Fidan'ın dönüşünü, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'e sordum. O şunları anlattı:
“MİT Kanunu'nda dönüşe engel var. Ama, bu MİT çalışanları için. Müsteşarın atanması ise özel bir şekle bağlıdır. Bu nedenle dönüş engeli de ancak özel kanunla olabilir. Ben olaya hukuki açıdan değil etik ve ilkesel açıdan bakıyorum. MİT'in hassas bir kurum olduğunu dikkate aldığımızda bu dönüş siyasette ve kamuoyunda siyasi amaçlarla tartışılacaktır. Oysa, teşkilatın bu tartışmalardan uzak durması gerekir.
Yöneticilerin siyasi eğilimleri olabilir. Ama bir yargıçta beklenen tarafsızlığın, MİT müsteşarında da olması beklenir. MİT müsteşarının adaylık için istifa etmesi, partiden aday olması ve bu tartışmaların önceden öngörülmesi gerekirdi. Şu anda Hakan Fidan üzerinden siyasi tartışma açıldı. Farklı değerlendirmeler ortaya çıkıyor. Bu tartışmalar MİT'i yıpratan ve tarafsızlığına gölge düşüren bir durumdur. MİT yöneticilerin siyasi eğilimlerine rağmen tarafsızlıklarını her zaman koruması gerektiği görüşündeyim.”
Eski MİT Müsteşar Yardımcısı'nın unuttuğu bir şey var. Hükümet yetkilileri tartışmaya açık karar aldıklarında “iki gün konuşurlar, üçüncü gün unutulur gider” diyorlar. Merak etmeyin, bunu da unuttururlar…
Hatırlanacak olan, MİT'in başına “yorgun bir AKP'li müsteşar” bulunduğudur…