Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Cumhurbaşkanına aynen böyle dediler: Cezaevinde gibiyiz

Güneydoğu'nun “Devlet yanlısı” aşiretleri AKP hükümeti döneminde başlatılan “çözüm süreci”nde öyle aşağılandılar ki, bazıları buna dayanamayıp terör örgütünden “özür” dilemek zorunda bırakıldı. Dahası, bazı aşiret liderleri devletin tutumuna, kendilerini ortada bırakmalarına tepki olarak topluca HDP'ye katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güneydoğu'da oyların HDP'ye gitmemesi için çaba gösteriyor. Sarayda korucubaşları, aşiret liderleri, bölgenin kanaat önderleriyle bir araya geliyor, en lüks otelde misafir ediyor, hediyelerini verip gönderiyor.

BAŞ BAŞA GÖRÜŞTÜ

Aşiret liderleriyle Ankara'da yaptığı son toplantı tam 10,5 saat sürdü. Görüşmenin bu kadar uzun sürmesinin nedeni yemekten sonra her aşiret lideriyle Cumhurbaşkanının baş başa görüşmesiydi. Onlardan Güneydoğu'da olup bitenleri dinledi, neler yapılması gerektiğini sordu. Bazı önerileri not aldı. Ancak, tüm bunların ardından da Cumhurbaşkanı sözü 1 Kasım'da yapılan seçimlere getirdi, aşiretin oy durumunu, hangi partiye karşı eğilim olduğunu, bir siyasi partinin tek başına iktidara gelmesinin önemini anlattı. Açıkçası oy istedi.
Aşiret liderleri dinlediler, içine düşürüldükleri durumu da anlattılar. Hem öyle zor, öyle sıkıntılı bir dönem yaşadıklarını anlattılar ki, bir dönem yörenin zenginlerinden sayılan bazı aşiret liderleri neredeyse ekmeğe muhtaç hale getirildiklerini söylediler. İsim vermeyeceğim ama konuştuğum aşiret reislerinin Cumhurbaşkanına anlattıklarından bölümler aktaracağım:

PKK'NIN İŞGALİ ALTINDA

“Hükümetin başlattığı ‘Çözüm süreci'nden sonra bölücü terör örgütünün gerek dağlarda bulunan silahlı adamları, gerekse ilçelerdeki milisleri, köylerdeki uzantıları güvenlik güçlerinin hiç operasyon yapmamaları sonucu alabildiğine etkili oldular. Devlete bağlı olduğumuz için hedef alındık. Malımıza, mülkümüze el koydular. Meralarımıza çıkamaz olduk. Onlarla mücadele ettiğimizde devleti yanımızda göremediğimiz için mücadelemiz de sınırlı kaldı.
Bir zamanlar ekinlerimiz vardı. Hayvancılık yapıyorduk. Bugün onlardan da mahrumuz. Ekinlerimizi ekemez olduk. Ekmemize örgüt engel oluyordu. Ektiğimiz zaman, ürünü alacağımız zaman ekinlerimizi yakıyorlar ya da ortak olmak istiyorlar. Artık bunlardan bir gelirimiz olmadığı için giderek yoksullaştık. Çiftçiliğimiz bitti, hayvancılığımız öldü. Bunların dışında tek gelir kapımız korucu maaşıdır. Yaylalarımıza ancak örgüte yakın olanların çıkmasına izin veriliyor. Onlardan da yüklü miktarda para alıyorlar. Biz bunlara boyun eğmediğimiz için her geçen gün yoksullaştık.

İHALELER PKK ZİHNİYETİNDE OLANLARA

Güneydoğu'da ihalelerin önemli bir bölümü PKK zihniyetinde olan müteahhitlere veriliyor. Bu durum, devlete bağlı olanları daha da üzüyor. Örneğin yol yapan müteahhitler, asfaltlanmadan önce yolların altına bölücü örgüt mensuplarının el yapımı patlayıcılar, mayınlar yerleştirmesine göz yumuyorlar. Bunun sorumluları, PKK zihniyetinde olanlara ihalelerin verilmesinden kaynaklanıyor. Hem devletten para alıyorlar, hem devlete ihanet ediyorlar.

SANKİ CEZAEVİNDE GİBİYİZ

Bugün ilçelerimizde tam anlamıyla kuşatılmış durumdayız. Evlerimizin etrafına hendekler kazıldı, patlayıcılar yerleştirildi. Terör örgütü militanları geceleri o yerlerde sabaha kadar nöbet tutuyor. Bizler de evlerimizden çıkamıyoruz, çarşıya inemiyoruz, hastaneye gidemiyoruz. Aynen durum böyledir. Bizler de evimize baskın yapılır endişesiyle nöbet tutuyoruz.
Vallahi utanma belasına evimizi-barkımızı bırakıp gitmiyoruz. ‘Kaçtı' dedirtmemek için direniyoruz. Çile, ıstırap içindeyiz. Memleketimizdeki halimiz tıpkı açık cezaevi şartlarıdır. Yaşantımızın cezaevindeki ortamdan hiçbir farkı yok. Yalnız bizler değil, çocuklarımızı okula gönderemez hale geldik. Çocuklarımızın da can güvenliği olmadığı için daha bir başka etkileniyoruz. Biz ne yapalım, nerelere gidelim?

ACEMİ YÖNETİCİLER GÖNDERİLİYOR

Kaymakamın da, valinin de, emniyet mensubunun da en acemisi Güneydoğu'ya gönderiliyor. Bunların bizi anladığı, dinlediği yok. Üstelik bölge insanını da tanımıyorlar. Onlar da ‘Bir an önce buradan gideyim' anlayışıyla bulunuyorlar. PKK terörüne karşı hep devletin yanında yer almış aşiretler, ‘Çözüm Süreci' döneminde de hep cezalandırıldı. Bu işler hep böyle gidecekse, terörle mücadele edilmeyecekse bizler de başımızın çaresine bakalım. Mücadele edilecekse biz devletimizin yanında yer almaya devam ederiz ve topraklarımızı terk etmeyiz. Eğer ‘çözüm süreci'ndeki gibi anlayış devam ederse bize buralarda artık hayat hakkı yok. Terörle mücadelede biz daha çok askere güveniyoruz. Onlara yetki verilmeli.”
İşte 10,5 saatlik görüşmenin özeti bu.