Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Siz, EDEV’i hiç duydunuz mu?

Güneydoğu'da yalnız PKK, KCK yok, adını bile hiç duymadığınız başka yapılanmalar da var. Bunlar, örgütün yan kuruluşları gibi çalışır. Oradaki faaliyetlere izin vermemek de kimin haddine… Bu faaliyetlere belediyeler istemese de destek olmak zorunda. Aksi halde başlarının belaya gireceğini biliyorlar.
Devlet, dershaneleri kapatıyor. Ama Güneydoğu'da farklı dershaneler var. Açıkçası, devlet onları görmezden geliyor. Çünkü, onları görmeye kalkışırlarsa, “çözüm süreci”ne zarar vermiş olacakları için cezalandırılacaklarını biliyorlar.

BAKIN ORADA NELER OLUYOR?
Belki siz adını bile duymadınız ama Güneydoğu'da onlara “dershane” diyen de, “EDEV” diyen de var. Önemli bir bölümü terör örgütünün kontrolü altında olan Eğitime Destek Evleri'nin (EDEV) sayısı, yörede terör örgütünün etkisi yükseldikçe artıyor. Nasıl, dershaneler okula dönüştürülüyorsa, bunların bir kısmının okula dönüştürülmesi de örgütün planları arasında… Adeta, Milli Eğitim'e bağlı kurumlarmış gibi yasal kabul ediliyor.
12 belediyenin desteğiyle açılan Güneydoğu'da şimdilik 42 EDEV bulunuyor. Bunlara devam edenlerin sayısının da 7  bin civarında olduğu belirtiliyor. Bu evlerin bilinen işlevinin dışında asıl işlevi terör örgütünün dağ kadrosuna militan yetiştirmek. EDEV'lerde bulundukları sürece ilk görevleri şehir merkezlerinde eylemlere katılmak, deneyim kazandıkça eylemleri örgütün çıkarları doğrultusunda yönlendirmek. İkinci aşamada ise yetiştirilen bu kişilerin örgütün dağ kadrosuna kazandırılması…

BUNLAR SİZİ ŞAŞIRTMASIN
Güneydoğu'da 40 yıldır gazetecilik yapan ve gelişmeleri yakından izleyen gazeteci arkadaşım Raşit Kısacık‘a, “Peki, bu gelişmeleri devlet bilmiyor mu?” diye sordum. Şunları söyledi:
“Burada olup bitenleri devlet de biliyor bilmesine ama ‘çözüm süreci' nedeniyle birçok şeye göz yumulduğu gibi buna da göz yumuluyor. EDEV'lerin öncelikli olarak kreş, anaokulu, ilkokul, ortaokullara dönüştürüleceği ve bunların yerel yönetimlere bırakılacağı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ise tamamen devre dışı kalacağı, bu okulların devlet okullarına alternatif olarak kurulduğu konuşuluyor.”
Şaşırdığımı söyleyince, meslektaşım “şaşırmayın” diyor ve daha şaşırtıcı olaylar anlatıyor.

Diyanet binasında  seçim propagandası

AKP hükümeti döneminde Ömer Demir‘i önce Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı'na atadılar. Oradan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkan Yardımcılığı'na verdiler. YÖK'ü tanır, işleri iyi yürütür diye Ankara'da kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne rektör olarak ataması yapıldı. Ulus'ta bulunan tarihi ilk Başbakanlık, sonra Maliye Bakanlığı binasını bu enstitüye tahsis ettiler. Aradan tam 3 yıl geçti, üniversiteye bir öğrenci bile alınmadı. Yani, “öğrencisiz üniversite” modeli beğenilmiş olacak ki, Demir‘i bu kez ÖSYM Başkanlığı'na atadılar.
Ömer Demir‘in özelliği mi? Koyu bir partili olması, eşinin de Diyanet'te çalışması… Diyanet Uzmanı Zekiye Demir de, AKP'den adaylık başvurusunda bulundu. Hakkıdır, başvurabilir, yasa gereği o da istifa etti. Ama Diyanet'teki odasını kullanmaya devam etmek ise tek Zekiye Demir‘e özgü bir durum.

GÖRMEZ'İN GÖRMEDİĞİ ADAY
Her seçim döneminde olduğu gibi Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez imzasıyla yayımlanan genelgede, din görevlilerine camilerde politika yapmamaları uyarısında bulunuldu. Zekiye Demir, sanki adaylık için başvurmamış, sanki istifa dilekçesi vermemiş gibi her gün Diyanet İşleri Başkanlığı'na gidiyor, odasında oturuyor ve Diyanet'i kendisi için bir seçim karargahı olarak kullanıyor.
633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu'nun 25. maddesine göre bir din görevlisinin herhangi bir partiyi övmesi veya yermesi meslekten ihracı gerektiriyor. Ama aday olan, istifa eden kişinin Diyanet'te odasında oturması ve siyaset yapmasını Mehmet Görmez, açıkçası görmezden geliyor. Bu da rahatsızlık yaratıyor. Peki, 25. madde Ömer Demir‘in eşi Zekiye Demir‘i ilgilendirmiyor mu?

DİYANETÇİLER O PARTİYİ SEÇTİ
Adaylık nedeniyle Diyanet'ten istifa edenlerin sayısı 30'u buluyor. İkisi hariç tam kadro AKP'den adaylık başvurusunda bulunmuşlar. Diyarbakır il Müftüsü Nimetullah Erdoğmuş, HDP'den, Çorlu Kuran Kursu Öğretmeni Tülay Sormageç ise MHP'den aday adayı… Aralarında Samsun Müftüsü Hayrettin Öztürk, Erzurum Müftüsü Hasan Çınar‘ın da bulunduğu diğer din görevlileri de yine AKP'den aday adayı… Yani Diyanet “AKP” diyor.
Emekli müftü CHP Milletvekili İhsan Özkes, TBMM'de unutulmaz hizmetlerde bulundu. Çok önemli konuları gündeme getirdi, halkın dini duygularıyla nasıl oynandığını, “AKP'nin cami yalanlarını” belgelerle ortaya koydu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Parti görevi”verildiğinde, Özkes‘in İstanbul Üsküdar'dan hangi koşullarda belediye başkan adayı yapıldığını, CHP'nin, Özkes gibi aydın din adamlarına ihtiyacı olduğunu bu süreçte mutlaka hatırlamalı… CHP'nin gösterişten uzak, halkın içinde olan Özkes gibi milletvekillerine de ihtiyacı var.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more