Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Siz, sorumluluktan kurtulamazsınız

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün üst düzeydeki bir yetkilisine, “Böyle bir eylem bekliyor muydunuz?” diye sordum. “Evet” dedi. Ardından da, “Seçim ortamının gerginliğinden faydalanmak isteyen terör örgütleri, fırsat bulunca eylem yapar. Nasıl Suruç'ta, Diyarbakır'da HDP mitinginde, Reyhanlı'da patlamalar olduysa, Ankara'da da kanlı bir eylem gerçekleştirdiler” dedi.
Toplumda büyük tepki çeken eylemleri başlangıçta örgütler üslenmez. Bazen hiç üslenmez. Amaçları toplumda korku, dehşet yaratmak olduğu için kimin yaptığı da bazen önemli görülmez. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcıları, emniyet mensupları bu durumda bombalanın balistik inceleme sonuçlarını beklerler.

EYLEM BİÇİMLERİ FARKLIDIR

Terör örgütlerinin eylemde kullandıkları patlayıcının miktarı, patlayıcının içindeki malzeme, düzeneği farklıdır. Örgütler, öğretildiği şekliyle patlayıcıları hazırlar, düzeneğini yapar. Örneğin patlayıcının dinci bir terör örgütünün mü, bölücü örgütün mü, solcu örgütün mü olduğunu uzmanlar hemen anlar. O yüzdendir ki Ankara'daki patlamayı hangi örgütün gerçekleştiği dün akşam saatine kadar belli değildi.
İstihbarat birimlerinin, örgütler içindeki “canlı bomba”lar hakkında bilgileri oluyor. Ama önemli olan o kişinin eylemi nerede, nasıl gerçekleştireceğine ilişkin sağlam bilgilere sahip olunmasıdır. İşte bunu öğrenmek kolay olmuyor. O yüzden eylem önlenemiyor. Yine incelemeler sonucu, “aranan” ya da “canlı bomba” olabileceği değerlendirilenler de DNA incelemesi sonucu anlaşılacak. Güvenlik birimleri bu incelemeler sonucu “canlı bomba”nın kimliğini ve hangi örgüte mensup olduğunu da belirleyebilir.

BİR ADIM ÖNDE GİDERLER

Terör örgütleri eylem yöntemi geliştirme açısından onları engellemekle görevli güvenlik kuvvetlerinden çoğu kez bir adım öndedirler. Teröristler yeni bir yöntem geliştirince güvenlik kuvvetleri bu yeni eylem taktiğini inceler ve önlemek için karşı tedbirler geliştirir. Ayrıca terör örgütleri eylem taktikleri açısından birbirleri ile etkileşim içerisindedir. Gelişen teknolojiye paralel olarak yeni eylemler örgütlerce şiddet dozu artırılarak kullanılır.
Örneğin ülkemizde PKK terör örgütü 1990'lı yıllarda el bombası gövdesine saat bağlamak suretiyle “zaman ayarlı” bombalar kullanırken, 2005 yılından sonra “uzaktan kumandalı” gelişmiş ateşleme sistemleri kullanmaya başladı. Bombalı eylemlerdeki değişimin en büyük etkeni, Irak ve Afganistan'da yaşanan olaylardı.

O HESAP SORULACAKTIR

Valilere “Askere operasyon izni vermeyin” diye sözlü talimatlar verenler, şehit sayısı 150'yi geçtikten sonra “Biz böyle bir emir vermedik” demeye başladılar. Bu sözleriyle sorumluluktan kurtulacaklarını sanıyorlarsa yanılırlar. Bu dönemin de “çetele”sini tutanlar vardır. Bir gün bunlar ortaya dökülecek, terörle mücadele etmeyip onlarca güvenlik görevlisinin şehit edilmesine, vatandaşların ölümlerine sebep olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır.
Bakanların o içi boş mesajlarından bu millet bıktı. Yalandan “güvenlik zirvesi toplandı” deyip hiçbir kararın alınmadığı, adımın atılmadığı sözleriniz bir işe yaramıyor. Bu işlerde ihmali olanlardan hiç hesap sorulduğunu duyanımız var mı?

ONLAR DA YAPILANI UNUTMADI

Terörden çok çeken bir ülke olarak, başka ülkelerin terör gruplarını desteklemek de ne oluyor? Büyük Önder Atatürk, “Yurtta sulh, cihanda sulh” demişti. Bir dönem Suriye Devleti, PKK'nın lider kadrosunun ülkelerinde ve denetimlerinde olan Bekaa Vadisi'ndeki kamplarda barınmalarına destek verdiği için neredeyse savaş noktasına gelinmişti.
Bugün durum tersine işliyor. Esad rejiminin can düşmanlarına Türkiye uzun süre destek oldu. O yüzden, Suriye'nin hedefi durumundadır. Rusya'nın desteğiyle nefes almaya başlayan Suriye, geçmişte bütün ülkelere “terör ihraç eden, teröristleri koruyan, destekleyen” bir ülkeydi.
İç karışıklıklardan sonra ülkemizde 2 milyondan fazla Suriyeli bulunuyor. Bunların arasında Esad rejiminin ajanları da bulunuyor. Böyle bir patlamanın arkasında o ajanların rolü de neden olmasın? Zor günlerinde Suriye'de rejim karşıtlarını silahlandırdığı bile öne sürülen Türkiye'ye karşı bir “intikam eylemi” gerçekleştirilmiş olabilir. Bunlar olmayacak işler değil…
Terör örgütü IŞİD, İncirlik Üssü'nden kalkan uçaklar tarafından da vurulduğunu biliyor. Bu örgütün Türkiye'de de sempatizanları, militanları bulunuyor. Eylemi yabancı uyruklu IŞİD militanına yaptırdıkları gibi, örgüt bağlantılı Türk vatandaşına gerçekleştirmiş olma olasılığı da araştırılan konular arasında yer alıyor.
“Muhalefet, Sivas'tan öteye gidemiyor” diye övünen AKP yetkilileri, “Terörü lanetliyoruz”dan başka söyleyeceğiniz bir şey var mı? Mitingleri rahatlıkla yapabilecek misiniz?