Erdoğan suçu Davutoğlu’na atacak

Önceki gün…
Ayşenur Arslan'ın Halk TV'deki ‘'Medya Mahallesi''nin konuğuydum.
Ayşenur, ‘'Gündemde Başkanlık Sistemi var, ne diyorsun?'' diye sorunca, güldüm.
Gazete manşetlerinde, haberlerinde, köşelerinde Başkanlık Sistemi haberleri var. (Erdoğan'ın gazetesi Sabah manifesto yayınladı: ‘'Sabah olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100'üncü yıl hedeflerine ulaşabilmesi için başkanlık modelinin şart olduğuna inanıyoruz.'')
Televizyon ekranlarında sürekli Başkanlık Sistemi tartışması var.
Allah!.. Allah!..
Gel de özlü sözümüzü anımsama:
Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü?
Öyle ya…
Dört ay sonra genel seçimler var; bunu konuşmak varken, nereden çıktı bu Başkanlık Sistemi?
Dört ay sonra seçmenler, sandık başına Başkanlık Sistemi referandumu için mi gidecek; hayır!
O halde… Bu suni gündemin sebebi nedir?
Ahmet Davutoğlu başbakan olalı kaç ay oldu; beş ay!
Demek partide beş ayda ipler koptu…
Ayşenur Arslan'a bunu söylediğimin akşamı, Hükümet Sözcüsü Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bakanlar kurulu ardından şu açıklamayı yaptı:
‘'Başkanlık konusunu Cumhurbaşkanımız gündeme getiriyor. Milletvekillerimiz de görüşlerini söylüyorlar. Hükümetin böyle bir çalışması yok. Geçen hafta da görüşmedik. Gelecek hafta da yok…''
Şurası gerçek: AKP çatırdıyor. Parti içindeki ittifaklar çöküyor.
Erdoğan, 17/25 Aralık süreciyle Cemaat ile ittifaka son vermişti.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle Abdullah Gül ile yolunu ayırmıştı.
Şimdi ise Erdoğan; Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Ali Babacan, Mehmet Şimşek gibi isimleri istemiyor.
Biliyoruz ki:
AKP tıpkı ANAP gibi ‘'çıkar amaçlı'' bir şirket!
AKP gibi ‘'suni yapı''larda para bitince kavga başlar. Sonra parti dağılıp gider.
Dağılmadan önce AKP, parti içindeki son kavgasını yapıyor.
Erdoğan, ekonomik ve siyasal krizi bu kişilerin üstüne atmayı planlıyor.
Şöyle…

Algı operasyonu

Ayşenur Arslan'a dedim ki:
Başkanlık Sistemi'nin gündeme getirilmesi aynı zamanda bir algı operasyonu.
Şöyle:
Ekonomi çöktü!
Dolar'ın tarihi rekorlar kırdığı bir iktisadi pazarda bu finans krizinin atlatılması çok zor.
AKP'nin umudu; Cumhuriyet'in dişiyle tırnağıyla elde ettiği değerleri 2015'te de satmaya devam etmek!
Neleri satmıyor ki:
BOTAŞ'ın iletim hatlarından, TEİAŞ'a ait kamu hisselerine; TPAO'dan, ETİ Maden'e ait sülfirik ve borik asit fabrikalarına kadar satmak istiyor. Yetmiyor; 25 şeker fabrikasını, otoyol ve köprüleri, bazı limanları, marinaları, Haydarpaşa'yı ve hatta Erzurum Kış Olimpiyatları Tesisleri'ni vs. satarak ekonomiyi rahatlatmak arzusunda!
On yılı aşkındır artık biliyoruz; dış borç alıyor, ‘'yandaş havuzu''na aktarıyor ve borcu Cumhuriyet kazanımlarını satarak ödüyor!
2013'te özelleştirme geliri, 12.4 milyar dolar idi.
2014'te özelleştirme geliri yarı yarıya azaldı.
2015'te özelleştirme gelirinin daha da kötü olacağı biliniyor.
Çünkü:
Neoliberalizm/vahşi kapitalizm sadece Türkiye'de değil, Batı'da da çöktü. İşte, İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan vd. hali…
Yani: AKP Hükümeti'nin satacağı malların alıcısı yok.
Dikkat ederseniz Davutoğlu koltuğa oturur oturmaz, ‘'üretim'' dedi; ‘'ekonomi tek finans ile yürümez'' dedi.
Duymuşsunuzdur; Yerli Malı Haftası'nı canlandırıp yerli malı tüketmeye özendireceklermiş! Belçika kadar tarım toprağımızı yok ettiler.
Marmara Denizi kadar sulak arazimizi kuruttular.
Tarımımızı bitirdiler.
Bakliyat yılı ilan edeceklermiş!
Uzatmayayım…
Türkiye'yi IMF ve Dünya Bankası'nın dayattığı ‘'kumar ekonomisine'' mahkum ettiler. Örneğin bu finans ekonomisi sonucu iç ve dış borç çok arttı:
12 yılda…
Dış borç 129.7 milyar dolardan 396.8 milyar dolara yükseldi.
İç borç ise 149.9 milyar TL'den 422.6 milyar TL'ye ulaştı!
İşsizliği, yoksulluğu, açlığı sizler çevrenizden biliyorsunuz.
AKP 12 yılda, har vurup harman savurdu.
Vergi gelirlerini vs. bırakın; yalnızca borçlanma ve özelleştirme gelirleri hesaba katıldığında, 12 yılda AKP, 322.1 milyar dolar ve 272.7 milyar lira ek kaynak sağladı. Nereye gitti bu paralar?
Evet… Meselenin özüne geliyoruz; yani algı operasyonuna…

Yalan Rüzgarı

Başbakanlık Sistemi'nin gündeme getirilmesi…
Merkez Bankası ile yapılan faiz kavgaları…
Mesele aslında son derece açık:
Erdoğan ‘'denizin suyunun bittiğini'' görüyor; ekonomi çöktü. Yine bildiğimiz
‘'Yalan Rüzgarı'' filmini vizyona sokuyor.
Diyecek ki (ve zaten yandaşlar yazmaya başladı); ‘'siyasette ve ekonomide çok başlılık olunca kriz kaçınılmazdır. Bu nedenle hepsinin bir elde toplanması şarttır!''
Yani: Demek istiyor ki; ‘'ekonomik çöküşün sebebi ben değilim; ben Cumhurbaşkanı olduktan sonra Ahmet Davutoğlu ve hükümeti bu işi beceremedi. Keza, faiz lobisinin emrindeki Merkez Bankası da kendi ülkemiz aleyhine çalışıyor. Kurtuluş bende!..''
İşte tüm mesele bu…
Erdoğan her daim yaptığı gibi, yine yeni bir düşman yaratmaya ihtiyaç duyuyor!
Yeni algı operasyonu bu…
Erdoğan, siyasal ömrünü böyle uzatmayı planlıyor.
Hadi Erdoğan'ı anladık!
Peki… Bizim entel-dantel ekibi ne yapıyor:
Daima yaptığını yapıyor; (biraz argo olacak kusura bakmayınız) ‘'her elimde hıyar var diyene tuz alıp koşuyor!''
Kimi bilinçli yapıyor.
Kimi bilinçsiz yapıyor.
Yazıyor gazete; Başkanlık Sistemi…
Tartışıyor televizyon; Başkanlık Sistemi…
Yerseniz…

Loading...