Sözcü Plus Giriş
UĞUR DÜNDAR

Talih kuşu omuzlara uzaktan kumandayla mı konuyor?

12 Şubat 2015 Yazarlar

Hiç unutmam bir gün “Gazinocular Kralı“ olarak ünlenen merhum Fahrettin Aslan‘la, The Marmara Oteli'nin altındaki kafede sohbet ediyorduk. Masada onu ve o alemi yakından tanıyan, güvendiğim bir dostum da vardı. Laf lafı açtı ve Aslan, Taksim'de Maksim adıyla işlettiği “casino-kumarhane”ye nasıl ruhsat aldığını anlatmaya başladı.
İddiasına göre orası beş yıldızlı otel olmadığı için ruhsat işi yokuşa sürülmüş ve kendisinden rüşvet istenmiş. O da bir bond çantayı tıka basa dolarla doldurup, dönemin ilgili bakanına kendi eliyle götürmüş. Bunları söylerken Levent'teki evin içini tarif ediyor, çantayı hangi odaya bıraktığını tüm ayrıntılarıyla anlatıyordu. Biz de şaşkınlıktan ağzımız bir karış açık dinliyorduk.
Sonra sözü kumarhanelere getirdi. Kendisinin bu işten çok para kazandığını ama “casino” denilen bu ışıltılı kumar tuzaklarının bir daha açılmamak üzere kapanmalarının çok iyi olduğunu açık yüreklilikle belirtti.
“Seni kutlarım, yoksa daha çok yuva yıkılacak, nice ocak sönecekti” dedi.
Bu arada tanık olduğu birçok acı olayı anlattı.
Ömrü vefa etseydi çarpıcı olaylarla dopdolu anılarını da paylaşacaktı.
O yaşamını yitirdi ama The Marmara'daki sohbetimize katılan dostum maşallah dimdik hayatta.

* * *

“Gazinocular Kralı” haklıydı.
Lüks otellerdeki “casino”lar, özellikle “tek kollu canavar” adı verilen makinelerle kumar tutsaklarını pençelerine alıyor ve mahvetmeden bırakmıyorlardı…
Makineler sürekli olarak patrona para getirecek biçimde ayarlanıyor, müşterilerin ise nadiren ve gösteriş amacıyla para kazanmalarına göz yumuluyordu.
Nitekim her şeyini kaybeden bir yurttaş, sürüklendiği bunalım sonucunda Antalya'daki “Lara Casinosu”nun önüne gelmiş, herkesin gözü önünde şakağına kurşun sıkarak, yaşamını noktalamıştı.
Tüm parasının yanı sıra malını, mülkünü kaybedenlerin haddi hesabı yoktu.
Borçlanıp ödeyemeyenler dövülüyor, işkenceyle kolu bacağı kırıldıktan sonra bir yol kenarına atılıyordu.
“Ah”lı paraları sadece patronlar kazanıyordu
Üstelik kazandıklarının vergisini de vermiyor, günün 24 saati çalışan kumarhaneler Horhor Çeşmesi gibi para akıtarak, onları siyasete el koyacak birer güç haline getiriyorlardı.
Kumarhane Kralı Ömer Lütfü Topal, bu nedenle, yani siyasete yön verme noktasına geldiğinde öldürülmüştü.

* * *

Ekipçe bu beş yıldızlı soygun yuvalarının kapanması için büyük uğraşlar verdik. Arena'da ve o dönemde çalıştığım Hürriyet'te çarpıcı haberler yaptık. Sonuçta canavarların o tek kollarını yok etmeyi ve “casino”ları, bir daha açılmamak üzere kapattırmayı başardık.
Kapatma kararını veren dönemin Kültür ve Turizm Bakanları Mustafa Tınaz Titiz ile Bahattin Yücel'e, halk adına bir kez daha teşekkür ediyorum.

* * *

Kumar tutkusuyla bir bağlantısı yok ama bizim toplumda şans oyunu denilince akla hemen Milli Piyango gelir. Örneğin birçok aile için yılbaşı gecelerinin en büyük heyecanı Milli Piyango'nun büyük çekilişidir.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart bir süredir Milli Piyango idaresiyle ilgili iddialar dile getiriyor, soru önergeleri veriyor.
Örneğin son basın toplantısında vaktiyle bu kurumun bünyesinde görev yapmış bir kişinin kendisine yolladığı itiraf mektubundan yola çıkarak “bazı ikramiyelerin çekilişinde oynamalar olduğunu ve talih kuşunun konmasıyla ilgili ciddi şaibeler bulunduğunu” öne sürdü. İkramiyelerin sık sık belirli kentlere çıkmasının ve birçok özel televizyondan teklif götürülmesine rağmen çekilişlerin canlı yayınlanmamasının da manidar olduğunu iddia etti.

* * *

Milli Piyango İdaresi ise tüm çekilişlerin noter ve halk huzurunda yapıldığını belirterek, en ufak bir şaibenin söz konusu olamayacağını belirtti.

* * *

Şaibe var mıdır, yok mudur bilemiyorum.
“Vardır” demediğim gibi en ufak bir şaibe imasında bile bulunmuyorum.
Ama hırsızlıkta, yalancılıkta, sahtekarlıkta sınırların çoktan aşıldığı ülkemizde “asla olamaz” da diyemiyorum.

YAZARIN TÜM YAZILARI