Sözcü Plus Giriş
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Boşluklar ve yokluklar

14 Mayıs 2015 Yazarlar

Bilimsel ve ülkesel bağlamda Türkiye'miz için sakıncalar içeren başkanlık ya da yarı-başkanlık sistemleri eylemli olarak bunları da aşan tutum ve davranışlarıyla günümüz cumhurbaşkanı tarafından yaşama geçirilmiş durumdadır. Avcunun içine alarak egemen olduğu tüm devlet güçleriyle anayasa ve yasa tanımaz gidişini oy istediği günümüz iktidarın yarınki yapılanmasında, biçimsel hukukla, yasallaştırmak çabasındadır. Cumhurbaşkanlığını kötüye kullanma sayılacak yanlılığı siyaset tarihimizin olumsuz örnekleri arasına çoktan girmiştir. İçtiği anda aykırılığı belirgin konuşmaları, toplantıları, gezileri, açılış töreni adı ve görünümüyle iktidar partisi propagandası, eşitlik ve adalet içinde geçmesi gereken seçimlere şimdiden gölge düşürmüştür. Yüksek Seçim Kurulu'nun yetersiz kalması, hangi nedenle olursa olsun üzerine düşeni yapmaktan kaçınması hem demokrasi, hem de yargı tarihimizde iyi okunmayacak birer sayfa oluşturacaktır. Eleştirilere ve yakınmalara neden olan durum somut biçimde ortada iken bir boşluktan söz edilmesi inandırıcı olmamaktadır. Hukukçu, hukuk yaratarak düzeni sağlar.
Bay RTE'ın Siirt'te “.. Ya bunlar maalesef cami duvarına pislemeye başladılar” diyerek “köpek” yaptığı insanlar T.C. yurttaşı. Üstelik “süreç” dediklerinde birlikte oldukları. Bir cumhurbaşkanının ağzına bu sözcükler, bu benzetmeler yakışmıyor. Birkaç gün önce de “Taksim'i isteyende iyi niyet görmüyorum” demişti. Kendisinin iyi niyetine inanmak için makamına yaraşır davranışlar beklemek ulusun hakkı değil mi?
Günlük siyasete, partiler arasındaki tartışmalara girerek, muhalefet liderlerine lâf yetiştirmeye çalışarak izlediği yol geçerli sayılamaz. Şimdi böyle davranan birisi sistem yasal olarak da başkanlık ya da yarı-başkanlık olursa neler yapmaz, nasıl tutulur, nasıl durdurulur? Bu nedenle önümüzdeki seçimler çok özen, çok dikkat istiyor.

ÖYLEYSE

İktidar teröre karşı olduğunu açıklamakla birlikte teröristlerden çok siyasal karşıtlarına sert çıkıyor. Terörü kınaması, kanımızca, sözde ve biçimsel. Hiçbir gerici ve tutucuya saldırı ya da öldürmeden söz edilmiyor. Ölenler ilerici. Nedeni ve öldüreni gizli kalan saldırılar ilericilere karşı yapıldı. Gözaltılar, tutuklamalar, yargılamalar da öyle. Lâik cumhuriyeti savunanlara, ulusalcılara yönelik işlemler ortada. Dinden anlamayan dincilerle bunları yüreklendirip koruyan din sömürücüleri, tâcirleri. Her yerde, her organda, her taşın altında bunlar. Yuvalanıp dayanışma içinde saldırılarını sürdürüyorlar. Paralelin bir bacağı sıkıntıda ama bir bacağı yüksek sesle alanlarda, medyada. Hattâ yurtdışında.
Bu nedenle “oy” yalın bir kâğıt, geçiştirilecek sıradan bir iş değil. Kutsal sayılması gereken bir görev. Partilerin geçmişine, yöneticilerin önce ne olup şimdi ne deyip ne yaptıklarına, adayların kişilik, bilgi ve deneyimlerine, devlet kurucularına ve cumhuriyetin niteliklerine bağlılık ve saygısına, lâikliğin değerini bilip bilmediklerine, görevlerini iyi yapıp yapmadıklarına, düşkünlüklerine, siyaseti geçim ve çıkar aracı yapıp yapmayacaklarına, ahlâklarına, terbiyelerine, yolsuzluk, rüşvet, hukuksuzluk, adaletsiz lekeleri olup olmadığına, kötülüklere karışıp karışmadıklarına iyi bakmak, oyları bunları gözetip değerlendirerek vermek gerekir. Yoksa, kıyım ve yıkımdan kurtulamaz ve son pişmanlık fayda etmez. Yokluklar ve yolsuzluklar ortada. Yurttaş huzur, esenlik, sağlık, güvenlik, adalet ve yaşam gücü arıyor. “Yeni Türkiye” alalamasıyla sorunları yok sayıp yeni ve daha büyük sorunlara yol açmanın sorumluluğu asla bağışlanamaz.

YARGIDA OLANLAR

Ali Babacan ve Bülent Arınç yargıdaki düşüşe değinirken Danıştay'ın yıldönümü töreninde Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın geleneksel konuşmasını engelleyip basına yasak koyan, iktidara yandaşlık sergileyen Danıştay yönetiminin tutumu düşündürücü ve üzücüdür.

YAZARIN TÜM YAZILARI