Sözcü Plus Giriş
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Doğru değil

4 Mayıs 2015 Yazarlar

İktidar lehine Beştepe'de seçim amaçlı toplantılar ve illerde mitingler düzenleyen günümüz cumhurbaşkanı AKP'li Bay RTE, Ankara ATO Congresium'da düzenlenen “Pazar Esnafı Buluşması” adlı etkinlikte “Yeni Türkiye”si için “Yeni Anayasa ve başkanlık sistemi” isteğini açıklarken, “Şu parlamentoda yaşananların çoğu yaşanmayacaktır. Çok başlılık, tüm engeller ortadan kalkacaktır” demişti. Sık sık yinelediği anlamsız isteğinin yeni eki de “Parlamenter sistem buraya kadar” çıkışıdır. Son günlerde de “cumhurbaşkanlığının çöktüğünü” söylüyor o zaman kendisi kimdir ve nerededir?
Çok başlılık” yakınması “Her kafadan bir ses geliyor” sözünü anımsatır. Karışanın, el atanın, söz sahibinin ve yetkilinin çokluğunu anlatır. Şimdi böyle bir durum yok. Yasama da, yürütme de kendisi. Yargı da yanında. Kimi kendine ters, haklı çıkışlara tahammülü olmadığı için yakınıyor. Anayasa değişikliğinin koşulu olan nitelikle çoğunluk dışında istediği yasayı çıkarmaya yeterli yasama çoğunluğu elinde. AKP'nin seçmen listelerindeki ağırlığı açık. Yakınması, kendinden başkasına hak, söz, yer tanımama güdüsünden kaynaklanmaktadır. Ne istedi de olmamıştır, neye, hangi engeller çıkarılmıştır, ne zaman ve ne için çok başlılık olmuştur ki başkanlık sistemi diye tutturmuştur?
Engelleme” derken de hukukun sesini duyurmaya çabalayan, HSYK üzerinden yeni atamalar ve görevlendirmelerle iyice iktidara yaklaştırılan yargının kimi yerinde kararlarına değiniyor olsa gerek. Bu da bağımsız yargının nefesini tümüyle kesmeyi amaçladığını gösteriyor. Oysa başkanlık sisteminde yargı daha güçlü ve yetkili olur. Cumhurbaşkanını bile görevden alabilir (ABD'nde Nikson'un başına gelenler unutulmamalı).

ÇOK İYİ DÜŞÜNMELİ
Devlet çocuk oyuncağı değildir. Kurucusunun bile önerilere karşın elinin tersiyle ittiği baskıcı düzene olur verilemez. Parlamenter sistemde yapılanları gözetmek yeter. Başkanlık sisteminde, halk diliyle, inim inim inleteceği tutumundan belli olan kişiye asla inanılamaz ve güvenilemez. Günümüzdeki konuşmaları, ayrımcılığı, karşıtlığı, karalama ve suçlamaları, andına aykırı gidişi, partizanlık sayılacak günlük siyasal çalkantılar içinde bulunması, yanlılığı ve çağdaş hukuk devleti anlayışıyla uyuşmayan görüşleri halkımız iyi değerlendirmelidir. Geriye dönüşü güç olan oluşumlar büyük yıkımlar getirir.

DİKTATÖRLÜK
Buyurganlık, dayatmacılık, zorbalık, “dediğim dedik”çiliktir. Kişisel hukukun geçerli olup halk istencinin (iradesi) geçerli olmadığı, baskıcı, karanlık, hattâ kanlı düzendir. Bir tür hukuk eşkıyalığıdır. Eşkıyalık yalnızca asıp keserek, yakıp yıkarak, öldürerek olmaz. İnsanlar düşünsel ve duygusal ölümler, kimi ruhsal yıkıntılar, düş kırıklıkları da yaşarlar. Hukukun amaçladığı adalet yoksunluğu insanlar için ağır bir yıkımdır. Diktatör, kendinden başkasını tanımayan, yargıyı da kendi elinde, buyruğunda tutan, kimi zaman doğrudan kendisi yargılayan yöneticidir. Devletin sahipliğine soyunan yasadışı güçtür. Hukuksuzluğu kendi hukuku olarak dayatır. “Devlet benim!” zor odağıdır. Tarihimizde kararnamelerle, mutlak ve meşrutî monarşilerle geçen dönemlerin acıları unutulmamaktadır. Yeniden karanlığa girmenin hiçbir akılcı yanı yoktur. Güvencesiz bir düzende yaşamak, yaşarken ölmek sayılır.

NEDEN?
Kanımızca, Bay RTE'nin istediği ve yansızlığını unutup propaganda için alana indiği başkanlık sistemi, kendilerini korumak ve kurtarmak içindir. Anayasa değişikliği için nitelikli çoğunluğu kimileriyle dayanışma ile, kimilerine ödün vererek elde etseler de halkoyuna gitmeden gerçekleştiremeyeceklerini anladıklarından, halkoyunu zorunlu kılan sayıyla muhalefeti korkutmaya çalışıyorlar. Seçmeni kandırma kolaylıklarına güveniyorlar. Millî görüş gömleğini yeniden giydikleri görülenler parlamenter sistemi “dar gelen gömlek” gösterip “hızlı karar almak için başkanlık sistemi gerekli” savını ileri sürüyorlar. Başbakana bu konuda bir şey sormak, onun ne diyeceğine bakmak gereksiz, RTE'ın tersine bir şey söylemesi olanaksız. Bilinmelidir ki başkanlık sistemi kabul edilirse günümüz cumhurbaşkanı yeniden başkanlık seçimine girmek zorundadır.
İktidarın siyasi inadıyla İstanbul'u yasaklar kentine döndüren, polisin acımasız sertliğiyle kötü anılar oluşturan 1 Mayıs olayları unutulması güç çirkinliklerle iktidar hanesine yazılmıştır.

YAZARIN TÜM YAZILARI