Sözcü Plus Giriş
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Olanlar-olmayanlar

Günümüz cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı değilmiş gibi konuşuyor, eleştiriyor, saldırıyor, yanıtlıyor. “Eşitlik fıtrata (yaradılışa) aykırıdır” diyerek konuyu biçimsel yönden ele alıp kadın erkek eşitliğini yadsıyor. Ve “kol koparan, el kıran” başbakanını yönlendirmesi yetmiyormuş gibi yasama organına taşıdığı milletvekillerinden kimilerinin yakışıksız davranışlarını değil, muhalefetin karşı çıkmasını eleştirip Merkez Bankası'nı suçluyor. Neden olduğu sakıncalar ortada. “Vatan hainliği” yakıştırmasının ağırlığına katlanılamaz.
Başbakan da halk dilinde “Efelenme, horozlanma” denilen yüksek sesli çıkışlarıyla ring dövüşçüsü, siyasal manken gibi bağırıp çağırıyor. Beri yandan ülke kesimevine (mezbaha) döndü. Saldırıların, öldürmelerin arkası kesilmiyor. Hiçbir şeyin ölümü ödeyemeyeceği düşünülmüyor. Kadın karşıtlığı, inanç bağımlılığı, erkek egemenliği, eşitsizlik, insanlık değerlerine ve gereklerine uzaklık, acılara yol açıyor.
TBMM'nde kavgaların yansıttığı bağnazlık ve ilkellik utandırıyor. Düşünce yenilgisinin insanlıkdışı tepkileri, adalet ve hukuk yoksunluğunun kınanacak çıkışları. Öte yandan “Paralel Yapı”nın araştırılmasına ilişkin önerinin AKP oylarıyla reddi düşündürüyor. Gerçekte “paralel temizliği” iktidarın kendinden yana olmayanları bu suçlamayla uzaklaştırıp her yere kendi adamlarını yerleştirme çalışmasıdır.

Yöntem

Yalnız devlette değil özel kuruluşlarda bile kendilerine katılmayan, başka görüşte ve çizgide olan, bağımsız ve yansız herkesi cemaatten göstererek, öyle sayarak kindarlıkla, gereksiz soruşturma ve işlemlerle dışlayıp uzaklaştıran, atan iktidarın baskıları “bıçak kemiğe dayandı” deyimini anımsatıyor. Her istediklerini verdikleri Fethullahçılarla yaptıklarını, ortaklık bozulunca, onların üstüne yıkıp polisleri eziyorlar. Şimdi her yerde kendi ağırlıklarını gerçekleştiriyorlar. Görevden uzaklaştırmalar, yer değiştirmeler, meslekten çıkarma kararları yıkım düzeyine geliyor. Adalet ve hukuk kavramlarını özümsememiş, iyi yetişmemiş, görgüsüz, bilgisiz, toplumdışı düşmüş, iktidar etkisine girerek yandaşlığa soyunmuş kimi sözde hukukçuların sorunların artışındaki payları iyi düşünülmedikçe aykırılıklardan ve olumsuzluklardan kurtulma olanağı bulunamaz.
Anayasa Mahkemesi “İffetsiz kadına yönelik suç işleyenin cezasının indirimini” iptal etmişti. Şimdi gerçekçilikle bağdaşmayan, duygusal sayılacak biçimde indirimler uygulanmaktadır. Giyim-kuşam, davranış, konuşma, yaşam biçimi, hiçbir şey, yasal koşullar dışında, kadına saldırıyı haklı gösteremez, indirim nedeni yapılamaz. Savunmanın gerekçelerinden biri olur ama saldırganlığın bahanesi, gerekçesi olamaz. Kışkırtma (tahrik) denilerek anlamsız, zararlı bir hoşgörü, cinsel dürtülere kapılma zayıflığını koruyamaz.
İktidar, doğru bildiğini söylemek özgürlüğü yerine “çekinmek, sakınmak, kaçınmak, korkmak, yılmak, uzak durmak, karışmamak, ilgilenmemek, görmemek, duymamak” aşılamasındadır.

Süreç sürtüşmesi

İmralı'nın on buyruğu, karşılıklı atışmalara, tartışmalara neden oldu. Bay RTE, umre yolunda bile “İki maymunu oynuyorlar” diyerek dokundurdu. Onlu metinde “demokratik siyaset, ortaklık” gibi yuvarlak sözlerin açılımı önemli. Anayasa'nın değiştirilmesi önerilemez ilk üç maddesiyle onun güvencesi 4. madde ne olacak? Ülkede ortaklık için ayrı yanların olması gerek. Böyle bir şey yok. Gelecek puslu. İktidar başa çıkamadığı teröre teslim olmuş görünüyor. İç Güvenlik Tasarısı hukuksal şantaj aracı yapılıyor. HDP dayatmalarının sonucunu aldı. Biz, onluk metin için “Tarihi anlaşma-tarihi dönemeç” nitelemelerini abartılı buluyoruz. Kanımızca “demokrasi” sözcükleriyle sömürü içerikli hukuksuz metin, iktidarla Kürt ırkçılarının seçim peşrevine girişerek birbirini oyalaması ve aldatma aracıdır. Nerede eşitlik yoktur, nerede ayrım vardır? Metin, sakıncalı girişim ve oluşumların kanlı basamaklarından oluşan sallanan merdivenidir. Ayrı bir yazıda irdelenmesini yararlı buluyoruz.

Bir ileti

Siyasal yaşamın en etkili öğesi denetimdir. Kamu yönetimi uzmanı Behzat Güner BAŞARA, devleti tek başına yönetme heveslilerini Fatih Sultan Mehmet'in savunmasında söylediği “Sultanlık ballı börek değil, ateşten gömlektir” sözünü anımsatarak uyarıyor ve tek başına devlet yönetmenin bir şans değil, bir kişiye verilmiş en büyük ceza sayılması gerektiğini anlatıyor. İletisinde yönetimin karar, işlem ve eyleminin hukukun gözetim ve denetiminde olması gerektiğini ilk savunan ve tarihe yazdıran kişinin Tokatlı kadı Feramuşoğlu Mehmet Hüsrev olduğunu belirtiyor. Fatih Sultan Mehmet'i de bu kadının tazminatla yükümlü tutma kararı verdiğini ekliyor. Buna karşın görevden uzaklaştırılmayıp adaleti gerçekleştirmesinden dolayı padişahın övgüsünü kazandığını da vurguluyor. Tarihten bir örneği okurlarımızın bilgisine sunuyoruz.