Olmuyor…

Başları sıkışınca hukuktan medet umanlar, toplum önünde “Hukuk devleti”nden söz edenler, yaradılışları ve yapıları ile yetişmeleri gereği olacak hukuka saygısızlığın ilginç örneklerini veriyorlar. Günümüzdeki devlet ve yönetim anlayışıyla hiç bağdaşmayan bu olumsuzlukların sorumluları arasında önde gelen şimdiki cumhurbaşkanıdır. İçtiği anda tümüyle aykırı davranışları, Yüce Divan'a verilmesini gerektiren boyutlara ulaşmıştır. Cumhurbaşkanlığı'nın özgün ve saygın niteliği, devlet örgütündeki yerinin anlamı bu yolu doğal kılmaktadır.
Yandaş kuruluş toplantılarında yaptığı konuşmalardaki sertlik, seçimlerde bir partiye oy isteme ölçüsüzlüğü, yargı konusu olan konuları değerlendirmesi, başkanlık sisteminin dünya uygulamasına ilişkin yetersiz bilgisiyle ileri sürdüğü görüşler, öncelikle 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet olayını tersine çevrime, rejime “askeri vesayet” yakıştırması, Atatürk, İnönü, laiklik karşıtlığı, başbakanmış gibi her alana atlayışı ve el atışı cumhurbaşkanlığı düzeyiyle uyuşmamaktadır. Anayasa-hukuk ikilemi de böyle.
Anayasa'nın 101. maddesinin son fıkrasına göre “.. partisiyle ilişkisi kesilir” kesinliğine, kağıt üzerinde biçimsel uyumun ötesinde gerçek bağlılık ve saygı görülmektedir.
Cumhurbaşkanı, “Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında 23.05.1987 günlü, 3376 no.lu Kanun”un 5/b-3 maddesine göre isterse 10'ar dakikalık iki konuşma hakkı verilmesinde konuda söz sahibi olabilir. Bunun dışında propaganda konuşması yapamaz. Oysa tehlikeli bir siyasal doyumsuzlukla, güçler odağı-tek egemen olmak istediği anlaşılıyor. Daha önce, inanmadığımızı, güvenmediğimizi yazmakla yanılmamışız.

Sakıncalı olasılıklar

Şimdi “..namusu ve şerefi üzerine” ant içtiği Anayasa'ya uymayan kimse, tek adamlık için uygun bulduğu başkanlık sisteminde (elbet açıkça diktatörlük denilmiyor) neye uyar? Onun için hiçbir anlamı olmayan hukuk ve “ayak bağı” saydığı şimdilerde iyice denetimine alıp buyruğuna bağladığı yargı ne yazar? Huy değişir mi? Başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına geçişinde çok yanlışı arkasında bırakacağını umanlar da sanırız düşkırıklığı içindedir. Kaldı ki şimdiki davranışı başbakanlıkla da bağdaşmaz. Amaçladıkları “Yeni Anayasa” yeni “Güvenlik Paketi”nden de belli ki kendilerini büsbütün sorumsuz tek yetkili kılacak. Önce cemaatle birlikteliklerinin kurgusu olan davalarda savcılığa soyunanlar günümüzde yargıçlık görüntüsü veriyorlar. “..ya!..”lı, argoyu anımsatan seslenişleri yarın kimbilir nelere dönüşür.
Anayasa'ya aykırı tutum ve davranışları olağan karşılayanlarla gerekenleri yapmayanlar sorumluluğa ortak olurlar.

Sıra “Türkiye”de mi?”

Tek adam bayraktarı Bay RTE, nerede “TÜRK” sözcüğü görse silmeye, unutturmaya çalışıyor. Türk dili, Türk abc'si, Atatürk, bunların başlıcaları. Öğrenci andı bunlar arasında sayılabilir. Türk Ulusu'nun yüreğinden ve beyninden silinmesi olanaksız “ÇANKAYA” konusundaki olumsuz tutumları da bu kanıyı doğruluyor. Sanırız bu gidişle “Yeni Türkiye” derken kendilerine göre “Yeni”nin yanına bir ad bulacaklar, “Türkiye” adını da değiştirecek, kaldıracaklar. Tıpkı “Memalik-i Osmaniye” ve “Osmanlı Devleti” gibi. Belki de “Yeni Osmanlı Devleti”ni benimseyecekler. Osmanlıca konusundaki atakları, günümüz Başbakanının Kürtçe sevdası, Osmanlı övgüleri de haklı kuşkuların bir başka nedeni. Bunların hangisinin demokrasiyle ilgisi var?
Yaşadıkça daha neler göreceğiz. Kimi yerlerdeki “T.C.” simgelerini kaldırmadılar mı? Cadde ve sokak adlarını değiştirmediler mi? Kürtçe'ye Türkçe'ye olduğu gibi karşı çıkıyorlar mı? Başbakan'ın haykırarak yaptığı konuşmalara bakmak yeter. Adalet Akademisi öğrencilerinin cezalandırılmış birisinden hukuk yasa konusunu dinlemeleri ilginç. Anayasa, ulusal hukukun kaynağıdır. Cumhurbaşkanı yasaları nasıl çıkardıklarını anlatmış. Ama söylemesini unuttuğu şey “Yasaların Anayasa'ya uygunluğunun bağımsız yargıda aranmasından önce yasamanın bu özeni göstermesi ve kimsenin, hukuk devletinden söz ediliyorsa, Anayasa'nın üstünde ve dışında olamayacağı”dır.
ANIMSATMA: Laiklikle birlikte altı cumhuriyet ilkesini Anayasa'ya işleyen 3115 no.lu yasanın kabulünün 77. yıldönümünü yaşıyoruz.

Loading...