Sözcü Plus Giriş
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Tehlikeli olasılıklar

Dünyada ve ülkemizde öyle olaylar yaşanıyor, öyle durumlarla karşılaşılıyor ki insan değişik olasılıkları düşünmeden edemiyor. Amerikalı yetkililerin PKK'nın Suriye'deki kolu PYD'ye desteklerini açıkladıkları günlerde Rus uçaklarının hava sahamıza iki kez girerek uçaklarımızı tâciz ettikleri, bunun bir provokasyon olduğu ileri sürülerek NATO'nun toplandığı bildirilmektedir. Türkiye için etkin bir davranışı görülmeyen NATO yoluyla ABD'nin Türkiye ile Rusya'yı karşı karşıya getirme oyunu mu oynanıyor, NATO üzerinden ABD'nin Türkiye topraklarında yer edinme düzeni mi yaşama geçiriliyor? Tır'larla taşınan ya da gönderilen silâhların PKK'nın eline geçtiği savları da gözetilirse tehlikeli sulara sürüklenmek üzere olduğumuz düşüncesi ağırlık kazanıyor. Akdeniz'de sular ısınmasın.

SEÇİM SÜRECİNDE

Günümüz Cumhurbaşkanı Bay RTE önderliğinde gerçekleştirilen seçimin yenilenmesi olayında yine Bay RTE'nin oluruyla kurulan geçici hükümet “…zamanlarında olağanüstü durum ve sıkıyönetim ilân edildi…” eleştirisini önlemek için buyruklarındaki valiler yoluyla dayanağı tartışılacak “giriş- çıkış yasakları”na başvurmaktadırlar. Seçim güvenliği için Yüksek Seçim Kurulu'nun aldığı “sandık taşımaları iptal” kararının hukuka uygun olmasına karşın Bay RTE ve başbakanıyla iktidarcılar “sorumluluk”tan söz ederek YSK'yı eleştirmekte, seçmeni korkutmaktadırlar.
Bu ortamda Genelkurmay'ın kentlerde asker kullanılmasına karşı çıktığı basında yer almaktadır. Kolluk güçlerinin teröristlere karşı harekât önerilerini geri çeviren valilerin iktidar yanlı tutumundan sonra “çözüm süreci” bozgunuyla etkin duruma sokulan kolluk güçlerinin yararının bu konularda deneyimleri olan önceki kaymakamlardan Avukat Erol ERTUĞRUL'un mektubuyla daha iyi değerlendirilmesi için okurlarımızın bilgisine sunuyoruz.

MEKTUP

6 Eylül 2015 günü yüreklerimize kor düştü. Dağlıca'da on altı askerimiz kalleşçe şehit edilmişlerdi.
8 Eylül 2015 günü Dağlıca'da şehit olan askerlerimizin acısını unutmadan bu kez Iğdır'dan yeni şehit haberleri geldi. Polislerimiz yine pusu kurularak alçakça yöntemlerle şehit edilmişlerdi. 7 Eylül Aydın'ın Kurtuluş Bayramı'nı da 9 Eylül güzel İzmir'imizin kurtuluşunu da içimize sinerek kutlayamadık.
Emperyalizmin uşakları ülkemizi bölmek yolunda eylemler yapıyorlardı. Bay Erdoğan son konuşmalarının birisinde ABD ve AB'ye sesleniyor. “Bizi bölerseniz elinize ne geçecek” diyordu. BOP'un eş başkanı olduğunu, yakın geçmişte göğsünü gere gere “Ben BOP'un eş başkanlarından birisiyim” dediğini unutuyor. On üç yıl ayrılıkçıların yaptıklarını görmezden geldiğini unutuyor. Emperyalistlere yalvararak bir sonuç elde edilemeyeceğini bilmiyor. Ya da biliyor ama boş konuşuyor. Bu ülkenin tarihine bakmıyor, Mustafa Kemal'in emperyalizmi nasıl kovduğunu unutuyor.
Güzel yurdumuzda geçmişte bir yığın ayaklanma olmuş ve hepsi güç kullanılarak bastırılmıştır. Ayaklanmaların bu ayaklanmaları gerçekleştirenlerle görüşerek, onların isteklerini kabul ederek, onlara ödünler vererek bastırılmalarına olanak yoktur. Öyle yaparsanız ayaklanmacılara teslim olursunuz.
2002 yılında ayrılıkçı örgütün başı yakalanmış, cezaevine tıkılmış, terör sıfırlanmış ve gücünü yitirmişti. AKP'nin yönetime gelmesi ile sınır ötesinde oluşturulan planlar uygulanmaya konulmuş ve AKP-ABD anlaşması ile ayrılıkçı örgüt ile güç kullanılarak savaşmak bir yana bırakılmış ve ayrılıkçı örgüt ile görüşmelere başlanmıştır. Ayrılıkçı örgüt sıfırlandığı halde bu görüşmeler sonucunda güç kazanmış ve silahlanarak Doğu ve Güneydoğu illerimizi ele geçirmiştir. Bay Gül'ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde ABD ile yapılan 9 maddelik bir anlaşma ile ayrılıkçı örgüt ile savaş terk edilmiştir. BOP uygulamaya konulmuştur.
Sonuçta Doğu ve Güneydoğu illerimizde hendekler kazılmış, ayaklanmacılar yollarda kimlik denetimi yapmışlar, halktan haraç toplanmış, kimsenin güvenliği kalmamıştır. Ayrılıkçılar öylesine şımartılmıştır ki askeri birliklerimizden şanlı bayrağımız bile indirilmiş, Atatürk büstleri yakılıp yıkılmıştır. Ayrılıkçı örgütün denetiminde bir bölüm belediye başkanı sözde “özerklik” duyurusunda bulunmuşlardır. Tüm bu eylemler emperyalist devletlerin bilgi ve desteği ile yürütülmüş, içerideki bir bölüm aymaz da “insan hakları, özgürlük” adı altında bu bölünmeye destek olmuştur. Yaşadığımız olay bir terör olayı değildir. Emperyalizmin desteğinde ülkemizin bölünmesi amacı ile başlatılmış bir ayaklanmadır.
Emperyalizme karşı en büyük Kurtuluş Savaşı'nı vermiş bir ulus bunlara susamazdı. Cumhuriyet Ordusu ayrılıkçı örgütü yok etmek üzere gerekeni yapmaya başlamış, ayaklanmacılar etkisiz hale getirilmeye başlanmıştır. Bu savaş, ulusumuzun savaşıdır. Verdiğimiz şehitler ikinci Kurtuluş Savaşımızın şehitleridir. Bu bir vatan savunmasıdır. Bir avuç aymaz, ABD ve AB desteğinde kendi ülkelerine ihanet etmişlerdir. Anadolu, ihaneti bağışlamaz.
EROL ERTUĞRUL