Sözcü Plus Giriş

AES: MEB yönetici görevlendirme yanlışlarında istikrarlı!

MEB'in Yönetici Görevlendirme Kılavuzu'na AES'den tepki: 2016 yılında yürünmesi gereken yolun (kılavuzun) ilgisiz maddelerle doldurulması kabul edilemez.

Güncellenme: 10:31, 24/03/2016
AES: MEB yönetici görevlendirme yanlışlarında istikrarlı!

Ayla ÖZDEMİR / SÖZCÜ

Eğitim Kurumları Müdür Yardımcılığı Sınavı 20 Mart Pazar günü yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) sınavın ardından Yönetici Görevlendirme Kılavuzu yayınladı. Kılavuza göre; aynı eğitim kurumunda aynı unvanda 4 ve 8 yılını dolduran yöneticilerin yöneticilik görevi sona erecek.17 Haziran itibariyle de öğretmenliğe atanacaklar. AES, “MEB yönetici görevlendirme yanlışlarında istikrarlı” diyerek kılavuza tepki gösterdi.

Anadolu Eğitim Sendikası (AES) Genel Hukuk ve Toplu Sözleşme Sekreteri Muhammet Ali Gezici, “2016 yılında yürünmesi gereken yolun (kılavuzun) ilgisiz maddelerle doldurulması kabul edilemez” diyerek kılavuza tepki gösterdi.

Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Kılavuzu yayımlandı. Kılavuza göre, eğitim kurumu yöneticilerinden, 2015-2016 ders yılı sonu itibariyle aynı eğitim kurumunda aynı unvanda toplam dört yılını dolduranlar ile aynı eğitim kurumunda aynı unvanda toplam sekiz yılını dolduran yöneticilerin yöneticilik görevi sona erecek.

Anadolu Eğitim Sendikası (AES) Genel Hukuk ve Toplu Sözleşme Sekreteri Muhammet Ali Gezici, “2016 yılında yürünmesi gereken yolun (kılavuzun) ilgisiz maddelerle doldurulması kabul edilemez” diyerek kılavuza tepki gösterdi.

“EĞİTİMİN YÖNETİM AYAĞINDA SORUNLAR BU GİDİŞLE BİTMEYECEK”

Muhammet Ali Gezici’nin konuya yönelik yayımladığı yazıda şu ifadelere yer verildi:

Eğitim ülkede kanayan bir yara olmaya devam ediyor. Bu yaranın iyileşmeyen, iyileştirilmesi zorlaştırılan, önemli bir kısmı mevcuttur. Yönetici görevlendirme konusu bu yaranın, sürmeye devam ettiği kısımlarından biridir. Yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı konuya bir sistem getirememiş, haksızlıkları beraberinde getiren ve buna ilaveten okulların sistemli bir yapıya kavuşmasının önemsenmediği bir durum içinde bulunmaktayız. Süren mahkemeler, emek, zaman, maddi israfların sonucunda hala bir yola girmemiş, görevin liyakatının önemsenmediği eğitimin yönetim ayağında sorunlar bu gidişle bitmeyecektir.

Milli Eğitim Bakanlığı, 20 Mart Pazar günü yapılan Eğitim Kurumları Müdür Yardımcılığı Sınavının hemen ardından, önceki gün yönetici görevlendirme kılavuzunu yayınladı.

Kılavuzun yürürlükte olan ilgili yönetmelik çerçevesinde hazırlandığını kabul etsek dahi, bu yıl 2016 yılında yürünmesi gereken yolun (kılavuzun) ilgisiz maddelerle doldurulması kabul edilemez. Kılavuzun en dikkat çekici kısımlarından biri; ilgili maddelerde sürekli yöneticilerin aynı eğitim kurumunda 8 yılını doldurmalarından bahsetmesidir. Yaklaşık 6 maddede geçen konuyu daha öncede dile getirmiştik. Buradan Milli Eğitim Bakanlığına tekrar sesleniyoruz. Aynı eğitim kurumunda 8 yılını doldurmuş yönetici yok. 2019 yılına kadar da olmayacak. 2014 yılında getirilmiş olan sisteminize göre de, 2022 yılına kadar da 8 yılını doldurmuş yönetici olmayacak. Kılavuzlar, yönetmeliğin kopyası halinde bir kolaycılıkla hazırlanmaz, yayınlanmaz.

Kılavuzun doğru(!) olduğu düşünülen kısımlarına göz attığımızda, adil ve verilen çabaya göre haksızlığa yol açmayacak bir yol üzerinde yürünmesi gerekirken, bunun gözetilmediğine şahit olmuş bulunmaktayız. Kılavuzun 2.12 maddesinde “Görev süresini dolduran müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarının görev süreleri, yönetmelikteki şartları taşımaları kaydıyla eğitim kurumu müdürünün inhası, il milli eğitim müdürünün teklifi ve valinin onayı ile aynı veya farklı eğitim kurumlarına dört yıl süreyle uzatılabilecektir.”

Dikkatinizi çekerim, görev süresini dolduran ibaresinin ortaya çıkardığı haksızlığı hiçbir mantık kabul edemez. 20 Martta neden sınav yaptınız diye sormazlar mı o zaman? Takvime göre sınavla atanma sürecini en sona bırakarak, yapılan haksızlığın sınava girmiş ve başarmış bütün müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı adaylarına reva görülmesi, sistemin daha fazla çıkmaza sürüklenmesine neden olmaktadır.

Yaptım oldu mantığının vicdanlarda hiçbir zaman karşılığı olmayacaktır. Hukukun insanlar için gerekli, eğitimdeki sistemin oluşması için elzem olduğunu unutmayınız. Adaletin sağlanmasının yerine tek taraflı yöntem üzerinde yürünmesi gelecekte ortaya çıkabilecek haksızlıklara davetiye çıkarmaktadır. Bu yanlışlardan bir an evvel dönülmelidir.”