Sözcü Plus Giriş

Cuntalar hem demokrasiyi hem ekonomiyi baltalıyor

Darbe dönemlerinde kişi başına gelir düşüyor, ekonomik büyüme yavaşlıyor reformlar geriye gidiyor. Başarısız darbe girişimleri ise ekonomiyi küçültüyor

Engin ESEN
Güncellenme: 06:40, 21/07/2016
Cuntalar hem demokrasiyi hem ekonomiyi baltalıyor

Geçen 65 yıl içinde meydana gelen 450'den fazla cunta hareketini inceleyen uzmanlara göre, son yıllarda darbe sayısı azalsa da, bu girişimlerin başarı oranı önceki yıllara göre artış gösterdi. Uzmanlar, sanıldığının aksine darbe dönemlerinde ekonomik reformların ve büyümenin hızlanmadığını, aksine olması gerekenden daha geriye gittiğini belirtti.
Kentucky Üniversitesi'nden Jonathan Powell ve Clayton Thyne, 1950-2010 arasında 94 ülkede meydana gelen 457 cunta hareketinin yüzde 37'sinin Afrika'da, yüzde 32'sinin Orta ve Güney Amerika'da, yüzde 16'sının Ortadoğu'da, yüzde 13'ünün Asya'da, yüzde 2'sinin ise Avrupa'da olduğunu belirtti.

YENİDEN ARTIŞA GEÇTİ

Financial Times'ın araştırmasına göre, cunta sayıları 1960'ların ve 1970'lerin ortaları ile 1990'ların başlarında yoğunlaştı. En son cunta hareketleri ise 2013'te Mısır'da, 2014'te Tayland'da ve son olarak Türkiye'de cereyan etti.
Stockholm School of Economics'ten (Stockholm Ekonomi Okulu) Yrd. Doç. Erik Meyersson, 2001'e kadar yapılan darbe girişimlerini incelerken, demokrasiyi ortadan kaldıran cunta dönemlerinde kişi başına gelir büyümesini sonraki 10 sene boyunca, yılda yüzde 1 ila 1.3 düzeyinde düşürdüğünü bulguladı.
Gerçekleştirilmesi zor ekonomik reformların darbe dönemlerinde hızlıca hayata geçirildiği iddiasını da yalanlayan Meyersson, “Darbelerin bunda başarısız olmalarının yanı sıra, özellikle finans sektöründeki önemli ekonomik reformları geriye çevirme eğiliminde olduklarını gösterdim. Dahası, darbeler sistematik olarak borçluluğu artırıyor, net dış mali pozisyonda genel bozulmaya yol açıyor, sert ekonomik kriz eğilimini artırıyor” dedi.

BÜYÜME ZAYIFLIYOR

1973'te Şili'de, 1980'de Türkiye'deki askeri darbeler sonrasında ekonominin liberalleştiğine, özelleştirmelerin ve işçi haklarında gerilemelerin yaşandığına değinen Meyersson, aslında her iki ülkenin de darbeler öncesinde öngörülenden daha düşük büyüme kaydettiğini dile getirdi. İsveçli akademisyen, bu iki ülkenin, benzer durumdaki ülkelerden de geriye düştüğünü vurguladı.
Baskıcı rejimlerde meydana gelen darbeleri izleyen 10 senelik dönemlerde ise her yıl ortalama yüzde 0.7'lik büyüme kaydedildiğini ifade eden Meyersson, Afrika ülkelerindeki başarısız cunta hareketlerinin ardından ise ülke ekonomilerindeki büyümenin düştüğünü belirtti.

Aşırı reaksiyon vermeyin

Uluslararası Para Fonu (IMF) Baş Ekonomisti Maurice Obstfeld, başarısız darbe girişimine aşırı reaksiyon verilmesi halinde uzun vadeli ekonomik büyümenin tehlikeye girmesi riski yaratılacağı uyarısında bulundu. “Türkiye'de demokratik kurumların korunması çok önemli” diyen Obstfeld, Merkez Bankası'nın finansal piyasalarda oynaklığı yatıştırmak için etkin şekilde hareket ettiğini belirtirken, Türk otoritelerin piyasalardaki gelişmelere karşı tetikte olmaya devam etmelerinin gerekeceğini de vurguladı.

Darbe girişimi parayı yönetenleri üçe böldü

Türkiye'deki darbe girişimi, dünya çapındaki yatırım kuruluşlarını da zor kararlar almak zorunda bıraktı. ABD merkezli yayın kuruluşu Bloomberg'in derlemesine göre, Türk ekonomisinin gelişmelerden nasıl etkileneceğini yorumlayan uzmanlardan kimileri kötümser, kimileri fırsatçı, kimileri ise bekle-gör politikası yanlısı.

ALIM FIRSATI VAR

Türkiye'de darbe girişimiyle birlikte oluşan siyasi belirsizlik nedeniyle yatırımlarını çekme niyetinde olan kötümserlerden biri, ABD'li Wells Fargo bankası. Bankanın yatırım uzmanı Derrick Irwin, “Çok fazla uzun dönemli siyasi belirsizlik var ve düşük değerler için bu riske girmeye değmez” dedi. İsviçreli bankacılık ve finans devi Credit Suisse'in stratejisti Alexander Redman da “güven şoku” yaşandığını belirtti.

BEKLE-GÖR DİYENLER

ABD'li yatırım danışmanlığı şirketi Brandes Investment uzmanı Gerardo Zamorano ise Türk borsasındaki satış dalgasının hisse senetlerini ucuzlattığına dikkat çekerek, satın almaya yöneldiklerine dile getirdi. Bank of America uzmanı David Hauner, ucuza alım fırsatı için bir süre beklemekten yana olduklarını bildirdi.
Alman bankacılık devi Deutsche Bank ile İskoçya merkezli Aberdeen varlık yönetimi şirketi stratejistleri ise meydana gelen şokun kalıcı makro ekonomik etkileri olup olmayacağını görmek için beklemekten yana olduklarını açıkladı.
Aberdeen uzmanı Viktor Szabo, “Eğer Türkiye'deki durumda önemli bir kötüleşme olmazsa, uzun süreli bir elden çıkarma hareketi görmeyiz. Türkiye, güçlü temeller ile bozulan jeopolitik durumun iç içe geçtiği bir karmaşa” dedi.