Sözcü Plus Giriş

Ekonomide gündem faiz

Faizler şu anda piyasanın gerçekleriyle örtüşüyor mu? Merkez Bankası'nın faiz hamleleri beklentileri karşılıyor mu? Faizler yüksek mi? Merkez Bankası önümüzdeki dönemde ne gibi bir hamlelerde bulunur? Faiz kararı dolar/TL'yi nasıl etkiledi? Vatandaşın merak ettiği tüm soruları uzmanlar sozcu.com.tr'ye yorumladı.

Can MUMAY
14:09 -
Ekonomide gündem faiz

Merkez Bankası 7 ay boyunca daralttığı faiz koridorunun üst bandına geçtiğimiz haftaki Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısında sabit bırakma kararı aldı. Merkez ayrıca politika faizine de dokunmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Faize düşmanım, sömürü aracı olarak görüyorum” derken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ekonominin koşullarına vurgu yaparak “Faizleri yüzde 1’e indiren kanuna destek vereceğim” diyor.İLGİLİ HABERKonut kredisi faizine ‘psikolojik' müdahaleKonut kredisi faizine ‘psikolojik' müdahale

Merkez Bankası’nın geçen hafta verdiği karar sonrası piyasaların  gözü faize çevrildi. Uzmanlar Merkez Bankası’nın faizlere dokunmama hamlesini, piyasaların beklentilerini, kurun hareketini sozcu.com.tr’ye değerlendirdi.

‘ENFLASYON HEDEFLENEN SEVİYELERE GELMELİ’

IŞIK FX Başanalisti Gizmen Nalbantlı, Türkiye’de enflasyonun hedeflenen seviyelere ulaşmasıyla faizlerin düşeceğini belirtti. Nalbantlı “Öncelikle bir ekonomi dış kaynağa muhtaç ise ve o ülkede enflasyon yüksek ise faizlerin yüksek olması kaçınılmazdır. Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda faizler Brezilya'da yüzde 14, Rusya'da yüzde 10, Güney Afrika'da ise yüzde 7 seviyesinde. Enflasyon ise Brezilya'da yüzde 8.48, Rusya'da yüzde 6.4, Güney Afrika'da ise yüzde 6.1. Bir ekonomide enflasyon ne kadar yüksek ise faizlerde o seviyede yüksek olmalı. Türkiye'de ise yüzde 7.5 faiz oranına karşılık yüzde 7.28 enflasyon oranı mevcut. Geçtiğimiz aylarda enflasyon yüzde 8.79'a çıktığında da faizler aynı seviyedeydi. Burada uzun vadede enflasyonun gerçekten hedeflenen seviyelere gelmesi gerekiyor ki faizler gerçekten düşsün.” dedi.

‘RİSK PRİMLERİ KONTOL ALTINA ALINMALI’

Gizmen Nalbantlı, risk priminin kontrol altına alınmasıyla da faizlerin düşeceğini söylerken sözlerini şöyle sürdürdü: Son dönemde ABD'de, Avrupa'da, Japonya'da faizler bu kadar düşükken bizde niye yüksek diye sorular soruluyor. Bence bunu sorgulamak yerine onlarda enflasyon düşükken bizde niye bu yüksek diye sormalıyız. Ülkede Reel faizin nasıl düşeceğini konuşmalıyız. Reel faizi düşürmek sadece Merkez'in işi değil. Burada risk primini de kontrol etmemiz gerekiyor. Risk priminin için siyasi ve jeopolitik belirsizlikler yer alıyor. Kurdaki yükseliş, politika faizi indirimi için uygun ortamı oluşturmuyor. Hem girdi maliyetlerini artırıp enflasyonun yükselmesine hem de reel sektörün döviz pozisyonlarının artmasına neden oluyor. Şahsi görüşüm, reel faiz konusunda hassas olan politikacıların öncelikle risk primini yükseltecek açıklamalardan kaçınmaları gerekiyor.

MERKEZ’İN ÖNÜNDE İKİ YOL VAR

A1 Capital Araştırma direktörü Belgin Maviş doları etkileyen iç ve dış etkenler olduğunu belirtti. Merkez’in elindeki araçları minimum kullanarak maksimum verim almak istediğini belirten Maviş, “ABD seçimlere gidiyor. Aralık ayında Fed toplantısı var. Merkez Bankası önemli bir dönemde” dedi. Merkez’in önünde iki yol olduğunu belirten Maviş, “Bunlardan biri rezervleri kullanarak doları frenlemekti ki bu güçlü piyasa karşısında iyi bir seçenek değildi. İkinci seçenek ise faizleri yukarı çekmekti ki bu da stratejik olarak uygun değildi. Merkez Bankası o yüzden faizleri sabit tutma yolunu seçti” diye konuştu.

MERKEZ FED’İ İZLEYECEK

Merkez Bankası’nın belirlediği faizlerin şu an gerçek faizler olmadığını ifade eden Maviş, “Kredi kartlarına taksit imkanı geldi, kredi yapılandırılması 48 ay ve 72 ay şekilinde yapıldı. Fakat mevduat faizleri aşağıya çekilmedi. Merkez faizde sadeleşirken orta noktada yer edinmek istiyor. Piyasada yüzde 12-13’lük mevduat faizleriyle karşı karşıya geliyoruz” ifadelerini kullandı. “Sayın Cumhurbaşkanı mevduat faizlerini ve uygulanan faizleri gördüğü için yüksek değerlendirmesinde bulunuyor”diyen Maviş, “Merkez piyasayı da negatif etkilemeden faiz indirmek isityor. Bu zor bir ihtimal Fed’i izleyecek olan merkez indirimlere bir süre ara verdi” açıklamasında bulundu.

İLGİLİ HABERSon dakika Merkez faiz kararını açıkladıSon dakika Merkez faiz kararını açıkladı

MERKEZ NEDEN FAİZ İNDİRMEDİ?

Kapital FX Araştırma Uzmanı Enver Erkan, Merkez Bankası’nın geçen haftaki toplantısında faiz indirme kararı almış olması durumunda dolar/TL’nin yukarı doğru hızlı hareketine devam edebileceğini ve bu yükselişin iflaslara yol açabileceğini ifade etti. Bu yüzden Merkez’in faize dokunmadığını belirtti. Erkan Merkez Bankası’nın PPK toplantısı sonrası aldığı faiz kararını şöyle yorumladı:

REEL FAİZ ÖNEMLİ

Nominal faizin enflasyondan arındırılmasıyla reel faiz elde edilir, dolayısıyla enflasyon nominal faizden yüksekse reel faiz negatif olur. Piyasa oyuncularının Türkiye için 2016 yılsonu enflasyon tahmin medyanı yüzde 8 seviyesindedir. Aynı şekilde 2017 yılı için de yüzde 7,8 enflasyon öngörülmektedir. Bu durumda faizin yüzde 8 seviyesi aşağısında dengelenmesinin risk oluşturacağını ve kırılganlığı artırabileceğini düşünüyoruz. Bu söz konusu beklentilerin yeni datalarla beraber revizyona uğrama olasılıkları da vardır. Rasyonel olan; nominal faiz ile enflasyon arasında; faizin lehine olan bir marj bırakmaktır. Bu da ya enflasyonun gerilemesiyle, ya da faizi enflasyon oranıyla uyumlu şekilde belirlemeyle olabilir. Reel faiz önemli; çünkü negatif reel faiz olursa negaif ayrışma katsayısı da artar.

İLGİLİ HABERSon dakika Merkez faiz kararını açıkladıSon dakika Merkez faiz kararını açıkladı

TÜRK FAİZLERİ VE ABD FAİZLERİ ARASINDAKİ SPREAD BİR SÜREDİR İSTİKRARLI

Bir diğer gösterge Türkiye'nin 10 yıllık Eurobond faizi ile ABD 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki spread karşılaştırması olacaktır. Türkiye'nin 2026 vadeli Eurobond faizi yüzde 4,51'de, ABD 10 yıllık tahvilinin getirisi ise yüzde 1,77 düzeyinde. Bu makas açılıyorsa ve ABD faizlerinde çok ciddi bir oynama yoksa, bu durum Türkiye'nin risk primindeki değişimden kaynaklanıyor demektir. Bir başka deyişle Türkiye'de risk primi artıyordur. 2016 yılında bu spread muhafaza edilmiş, yani spread tarafında çok ciddi bir açılma veya daralma yok. Şu anki durumu da şöyle ele alalım: Türk faizleri ve ABD faizleri arasındaki spread bir süredir istikrarlı, belli bir bant muhafaza ediliyor. Bu bant da yaklaşık olarak 1,5 yıllık bir süredir belli bir istikrarı koruyor. Bu sürede de dolar/TL'de yukarı trend hakim.

‘KURUN 3,50’Yİ GÖRMESİYLE İFLASLAR BAŞLAYABİLİRDİ’

Merkez Bankası faiz indirmedi, eğer faiz indirseydi bu bahsettiğimiz spread hızlı bir şekilde açılacak ve dolar/TL'de de yukarı hareket hızlı bir şekilde devam edecekti. Merkez'i geri adım attıran durum bu, dolar/TL'nin 3,10 üzerinde kalarak 3,40 – 3,50 gibi seviyelere gitmesi rahatsız edici. 3,50'nin üzerinde iflaslar başlayabilir. Şu anki seviyeler ise yüksek oranda firmalar hedge pozisyonlarını aldıkları için kabul edilebilir. Hatta ihracatçı mmenun bile. En azından kur artık 3 üzerine yerleşti diyebiliriz. Eğer Merkez Bankası faiz indirmeye devam ederse, teknik yaklaşım dolar/TL'nin hareket aralığını geniş vadede belirttiğimiz seviyelere kadar uzatıyor, hatta 2 yıl içinde 1 USD, 4 TRY de olabilir. Faizde mevcut seviyelerin altı tehlikedir.

ENFLASYON BEKLENTİSİ

Normal olarak adlandırılabilecek piyasa koşullarında; beklenen uzun vadeli faizlerin, kısa vadeli faizlerden yüksek olmasıdır. Zira bizim getiri eğrimizde de bu mevcut. Ancak istenilen, faizler arasında makul bir farkın olması ve bu farkın korunmasıdır. Farkın azalması ya da artması, finans lugatındaki değimiyle makasın açılması ya da daralması, ekonominin gidişatıyla ilgili beklentilerin değişim gösterdiği anlamına gelmektedir. Başarısız darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz’dan, TCMB’nin faizleri sabit tutma kararı aldığı 20 Ekim’e kadar 3 aylık ve 5 yıllık getirilerin aralarındaki farkın açıldığını gözlemliyoruz. Eş zaman aralıklarında 2 ve 10 yıllık tahvil faizlerinde de benzer bir seyir gözlemliyoruz. Bunu da; bu duruma neden olan görüşün ileriki dönemlerde de süreceği algısının korunması olarak adlandırabiliriz. Makasın açılması şu manaya gelmektedir; ileriki vadede enflasyonun artış göstermesi bekleniyor. Enflasyondaki artış, reel getirinin azalmasına neden olan bir etmendir. Haliyle daha uzun vadede yatırımcı, reel getirisini korumak için daha yüksek faiz talep edecektir. 20 Ekim’den bu yana aradaki farkın sabit seyretmesi; enflasyonun giderek artacağı algısının yerini, enlasyonun belli bir seviyede kalacağı beklentisine bıraktığını söylemek mümkün.

Son güncelleme: 14:19 26.10.2016
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more