Sözcü Plus Giriş

Başbakan’dan bir günlük öğretmenlik anısı

Başbakan Binali Yıldırım memleketi Erzincan'daki yeni eğitim-öğretim yılı açılış töreninde konuştu.

12:10 -
Başbakan’dan bir günlük öğretmenlik anısı

Yıldırım konuşmasında öğretmen olan eşi Semiha Yıldırım’la yaşadıkları bir anısı anlatarak öğretmenliğin ne denli zor olduğunu anlattı.

Zaman zaman eşinin raporlama işlerine evde yardım ettiğini anlatan Yıldırım, bir gün Semiha hanım rahatsızlandığı için onun yerine okula gitmek zorunda kaldığını anlattı. Eşinin yerine bir gün öğretmenlik yapan Yıldırım, yaşadığı o günü şu sözlerle anlattı: “Hanım birinci sınıfları okutuyor. Sınıfa girdim bir de ne gördüm. Masanın üzerinden atlayanlar bağıranlar koşanlar ağlayanlar. Sınıftan bir uğultu çıkıyor. Önce güzellikle yapmayın dedim. Kimse duymadı. Ön sıradan bir çocuğu tutum havaya kaldırdım. Hepsi bir anda sustu. Ondan sonra o yavruyu da oturttum yerine. Ders bitti, müdür geldi “Ya çok teşekkür ederiz ama dersler boş geçse daha iyi olur sanki” dedi. Öğretmenlik öyle kolay iş değil”

Başbakan Yıldırım’ın konuşması şöyle:

“Bir gün okula müfettiş geldi, hinlik yaptı, “Çocuklar bakın size de soruyorum, “Çocuklar şurada su var, burada da saman var. Bunun ortasında da bir duvar. Duvarın üzerinde de bir horoz var. Horoz suya mı yumurtlar, samana mı yumurtlar?” Şimdi soruyu duyunca bak geliyor ses… Bizim çocuklar da aynen “Samana” diye bağırdı.Müfettiş beyin keyfi yerine geldi. “Ula çocuklar, soru kolay olunca nasıl da bildiniz” Çok üzülmüştük ölünce, çünkü bize hiç çarpmıyor, vurmuyor, ödev de vermiyordu. Yavrular, güzel evlatlar… Biz okula gittiğimizde derse başlardık, kapı tık tık vurulurdu. Sonra kapı çalardı, açılınca baba geliyordu “Öğretmen bey müsaade et, çocukla tohum ekmeye gideceğiz” diyordu. O kadar kötü hissediyor ki insan, “Onlar ne güzel okuyor, ben niye tarlaya gidiyorum” diyordum.

Değerli öğrenciler, öğretmenler. Hava çok sıcak. Ancak birkaç hususu bütün milletimize, 920 bini geçen öğretmenlerimizle paylaşmak istiyorum.

AKP hükümetleri olarak geçtiğimiz 14 yıl içerisinde eğitime büyük yatırımlar yaptık. Şöyle ki; MEB’e ayrılan pay bütçede 100 milyarın üzerine çıktı. Helali hoş olsun. Çünkü değerli vatandaşlarım, taşa toprağa yapacağınız yatırımın bir ömrü var. Yol yaptınız, tünel yaptınız, köprü yaptınız, bunların ömrü bilemediniz 50, bilemediniz 100 yıl. Ancak eğitimin ömrü sonsuza kadar sürer. Yatırım yapmaya devam ediyoruz, devam da edeceğiz. Çünkü siz Türkiye’nin aydınlık geleceğisiniz. Gençlerimizi beğenmeyen bazı çok bilmişler, 15 Temmuz’da gördüler Türk gencinin neleri yapmaya muktedir olduğunu gördüler.

Tanklara, toplara, helikopterlere karşı göğüslerini siper ederek bayrağımızı yere düşürmediler. Asker kılığındaki o terör örgütü mensuplarına bu ülkeyi teslim etmediler. Ülkesinin sorunlarıyla ilgilenmiyor diye düşünen insanlar bir kez daha Türk gençliğinin neleri yapmaya muktedir olduğunu gördüler.
Değerli vatandaşlar, eğitime yatırım yapmaya devam ediyoruz. Şöyle ki; okullaşma oranı kız çocuklarda yüzde 97 seviyesine çıktı.

Ayrıca 4+4+4 sistemi devreye girdi, eğitimde dört dörtlük dönem başladı. İlkokuldan lise sonuna kadar her yönüyle eğitim. Eğitim sistemimizde sosyal liseler, sanat liseleri, spor liseleri dönemini başlattık. bugün 920 bin civarında öğretmen var, bu öğretmenlerin 542 bini bizim iktidarımız döneminde işe başladı. Allah’a şükür bugün öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 14 yıl öncesine kadar yüzde yüz azaldı. Yani bir öğretmen 60 öğrenciye bakarken şimdi bu sayı 30’a düştü. Ayrıca bilişim Türkiye’nin geleceği. Bilişim sınıfları kuruldu. 30 binden fazla bilişim ve teknoloji sınıfı kuruldu. Türkiye’deki bütün okullar, bütün derslikler akıllı tahtayla donatıldı. Akıllı tahta ne? Bir bilgisayar. Artık tebeşir tozu derdi yok. “Hasta oldum okula gidemiyorum” derdi yok. Marifet tahtada değil, marifet o tahtanın içine o bilgiyi koyan da. Onları kim koyuyor? İnsanlar. Dolayısıyla her şey insan için. Atalarımız boşuna dememişler, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

Sevgili öğretmenler, bu ülkede maalesef FETÖ terör örgütü mensupları birçok kuruluşa sızıp çalışmalarını sürdürdüler.

Çocuklarımızı ülkesini seven, milletini seven, bayrağını seven, devletini seven birer genç olarak yetiştirmek sizin boynunuzun borcudur. Bunu da en güzel şekilde yaptığınızı görüyoruz. Sizlerle de gurur duyuyoruz, sağ olun var olun.
Öğretmenlik çok mukaddes bir görevdir. Yine bir tecrübeyle anlatayım.

Benim eşim de ilkokul öğretmeni. O öğretmenlik yaparken uzun defterler var, karınca gibi yazılar yazardı. Durmadan gündüz okulda, akşam da evde ha babam onları yazar doldururdu. Bazen bana “Sen de yaz” dedi ben de ederdim.

Hasta oldu bir gün, okula gidecekti. “Ya nasıl gideceksin ben gideyim senin yerine” dedim. Gittim okula birinci sınıfları okutuyorum. Girdim sınıftan içeri, girer girmez bir göreyim bir gürüldü, bir uğultu. Göz gözü görmüyor, masalardan atlayanlar, birbirinin tepesine binenler. Bağırıp durdum kimse bizi takmıyor. Oradan çocuğun birini tuttum böyle havaya kaldırdım. Kaldırınca çıt çıkmadı herkes sus pus oldu. Herkes oturdu yerine, ondan sonra o yavruyu da oturttum yerine. Ders bitti, müdür geldi “Ya çok teşekkür ederiz ama dersler boş geçse daha iyi olur sanki”

Onun için öğretmenlik mesleğinin ne kadar ulvi olduğunu tekrar belirtiyorum. Ülkemizin, devletimizin imkanları artacaktır. Ne gerekiyorsa yapacağız.

Geçen Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Bakanlar Kurulu’nda bir karar aldık. Eğitim sistemimize çok büyük yatırımlar yaptık bu zamana kadar. Fatih Projesi mesela, dünyada eşi benzeri yok. Birazdan bu okullara da gideceğiz. Çok anı anlattım ama bakın dinleyin.

Lisede okuyorum öğretmenin biri ders verdi. Yaz tatilinde Alpullu şeker fabrikasının tarihi araştırın dedi. Kütüphaneye gidiyoruz yok, kitaplara bakıyoruz yok. Atladım gittim Kırklareli’ne, yalvar yakar bilgileri aldım ödevimi yaptım. Ama şimdi bilgisayarlar, tabletler var.

Hemen gidip öğreniyorsunuz. Bilgi artık elinizin altında, dünyanın bütün bilgilerine bir anda erişebiliyorsunuz. Ödevinizi yapabilirsiniz, güncel olayları öğrenebilirsiniz. Her şeyi artık internetten kolayca öğrenebilirsiniz. Bilgi sevgili gençler, en büyük güç. Artık dünyada tankla, topla değil bilgiyle öne geçebiliriz.

Onun için bilgiye sahip olacağız, üreteceğiz, paylaşacağız ve böylece hak ettiğimiz dünya medeniyetinde saygın yerimizi alacağız. 2016-2017 yılının bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bundan sonra müfredatımızı daha çok zenginleştireceğiz. Çünkü alt yapıda lazım olan her şeyi aşağı yukarı yaptık. Yüzde 97’lerdeyiz. Öğrencilerimiz de aynı şekilde, öğretmenlerimizde de sayılarda bir sıkıntı yok. Öğrencilerimizin en iyi şekilde donanım sahibi olması için gereken çalışmaları yapacağız. Hepinizi tekrar selamlıyorum, Allah başarılarınızı daim eylesin.”

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Son güncelleme: android-time 13:06 19.09.2016
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more