Sözcü Plus Giriş

Darbenin ne olduğunu şimdi gördüler

28 Şubat Davası’nın tek sivil sanığı olan YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz SÖZCÜ’ye konuştu:

Saygı ÖZTÜRK
Güncellenme: 15:21, 23/07/2016
Darbenin ne olduğunu şimdi gördüler

Kemal Gürüz, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı yaptı. Üniversitelerde kılık-kılafetle ilgili Anayasa Mahkemesi kararlarını ve yasa ve yönetmelikleri eksiksiz uyguladı. Üniversiteye girişte ikinci sınavı kaldırıp dershanelere ihtiyaç duymayacak sınav sistemini getirdi. İşte bu yüzden irticai grupların hedefi oldu. Önce “Ergenekon” olarak bilinen davanın, ardından da “28 Şubat Davası”nın sivil tek sanığı oldu. Bu davadan 438 gün cezaevinde yattı ve yargılaması devam ediyor…

‘KUMPASLARI YENİ ANLADILAR'

YÖK eski Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, bütün dekanların istifaya çağrılması ve darbe girişimiyle ilgili SÖZCÜ'ye çarpıcı açıklamalar yaptı. Gürüz şunları söyledi:

n Ergenekon Davası'ndan 13 yıl hapis cezasına çarptırıldım. Oradan tutturamıyorlar, bu kez buradan tutturmaya çalışıyorlar. Benim şiddetle, darbeyle ne alakam var? 4 yılı aşkın süredir 28 Şubat Davası'nda tek sivil olarak ben yargılanıyorum. Hükümete darbe yapmakla suçlanıyorum. 28 Şubat'ın neresi darbe? Darbenin ne olduğunu şimdi gördüler. Mahkemeye gönderilen belgelerin sahte olduğu bilirkişi raporuyla da ortaya çıktı. 4 yıldır duruşmalara gidip geliyoruz. Daha bu ne zaman bitecek belli değil? Yazık değil mi bizlere. Bana yapılanların hesabını kim verecek? Yargılamaların arkasında neler yattığını, kumpasları kamuoyu daha yeni yeni anladı.

Şimdi, bin 500'den fazla dekanın istifası isteniyor. Peki sormak gerekiyor dekanları atarken hiç mi bunların durumuna bakmadınız, incelemediniz? Şimdi mi akılları başlarına geldi? Kanunlarda ne yapılacağı belli. Disiplin hükümlerini uyguladığımızda faşistlikle suçlandım. Şimdi, bu kadar dekanın istifası isteniyor. Bu işler toptan yapılırken ‘kurun yanında yaş da yanar' anlayışını unutmamak lazım. Bütün dekanların istifasının istenmesi bana tuhaf geldi.

‘FEVERAN EDERİM ÇÜNKÜ…'

Devletin resmi istihbarat kurumları var. MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı var. Bunlardan gelen yazılar benimle ilgili davada ‘fişleme raporu' diye kamuoyuna yansıtıldı. Şimdi feveran etmekte haksız mıyım? Bugün de benzer belgeler YÖK'e gidiyor. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki benim bilgim dahilinde hiçbir Fethullahçı rektörlüğe, dekanlığa atanmamıştır.

‘HER TARAFA SIZDILAR'

n Kendi gönderdikleri yurtdışındaki doktora öğrencilerini de çağırdılar. Bunları gönderirken bakmadınız mı ‘kimdir bunlar?' diye. Gönderirken hiç araştırmasını yapmadınız mı? Yazık günah. Demek ki devletin her tarafına sızmışlar. Olaylara baktığımızda Türkiye çok kötü günler yaşıyor.

Ergenekon Davasında gizli örgüt üyesi olmakla suçlandım. 2008 yılında dönemin Atatürkçü Düşünce Derneği'nin Genel Başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur'a telefon edip üyelerinin bazılarının yakışıksız davranışlar içinde bulunduğunu ve onların bu tutumundan rahatsız olduğumu, bu tür konuşmalar yapmamaları gerektiğini söyledim. İşte bir telefon konuşmamla beni ‘Ergenekon Örgütü' üyesi yaptılar.

Yayınlanma Tarihi:15:20,