Sözcü Plus Giriş

MAVİ Marmara olayının ardından İsrail ile başlayan gerginliğin sona ermesi ve düşürülen Rus uçağının ardından 7 ay sonra Rusya ile üst düzeyde görüşmelerin başlamasını değerlendiren Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, dış politikanın durağan bir vaka olmadığını belirterek, "Türkiye'nin menfaati neyi gerektiriyorsa ona göre hareket etmek gerekir" dedi.
Kazan Belediyesi'nce düzenlenen Ramazan etkinlikleri programına AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk ile gazeteci-yazar Serdar Arseven konuk olarak katıldı. İftar programının ardından mikrofonlara konuşan Külünk, dış politikada meydana gelen son gelişmeleri değerlendirdi. Külünk, "Bu coğrafyada İsrail Türkiye'ye muhtaçtır. İsrail'in bu coğrafyada Araplarla, müslümanlarla bir arada yaşayabilmesinin en önemli sebeplerinden birisi, olabilecek tek güç Türkiye'dir. Garip bir İsrail kompleksi var. Dünyanın bütün gücünün İsrail'e kitleyip ve bütün meseleyi İsrail üzerinden okuma biçiminden vazgeçmeli. Başbakanı'nın dün yaptığı açıklamaya dikkat ediniz, 'Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi üzerinden İsrail ekonomisi akıl almaz şekilde kazançlı çıkacak' cümlesi birçok şeyi anlatıyor aslında. Şunu unutuyoruz, Doğu Akdeniz'de 230 bin gemi seyir halinde Süveyş'ten Okyanus'a doğru, Asya Pasifik' doğru gidiyor. Şimdi Doğu Akdeniz enerji terminali. Bu enerji terminalin başında 80 milyon nüfus, dünyanın 17'nci büyük ekonomisi olan Türkiye ve dünyanın en güçlü ordularından birisine sahip olan bir Türkiye var. Bu gücü neden bu kadar hoyratça görmemezlikten geliyoruz. İsrail bu güce muhtaç olduğu için Yahudi tarihinde olmayan bir şey olmuştur özür dilemek. Özür dilemiştir ve beraberinde Türkiye'nin bütün şartlarını kabul etmiş ve bugün Türkiye ile İsrail ilişkilerinin normalleşmesi, Filistinli kardeşlerimizin soluk alması, insani yaşamlarını devam ettirebilmeleri noktasında bir akciğer vazifesi görecektir. İsrail-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesinden kimler rahatsız oluyor sorusunu da ben şu soruyla cevaplandırayım. Kim bu coğrafyada Türkiye-İsrail çatışmasını istiyor. Türkiye-İsrail çatışmasından kim neyi ümit ediyor, kim ne bekliyor?" dedi.
KÖRFEZ ÜLKELERLE İLİŞKİLERİMİZ DAHA GÜÇLÜ HALE GELECEK
Yakın zamanda Körfez'de Türkiye'nin ilişkilerinin çok daha güçlü hale geleceğini belirten Metin Külünk, "Körfezleri göreceksiniz, Türkiye'nin bu süreçte önemli ölçüde tartışma konusu olan birçok dış politika denklemi, Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda bir hale dönüşecektir. Bunlardan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu bir süreç, tabii ki devamı da var. Körfez'de daha da ilişkilerimiz güçlenecek, Rusya ile güçlenecek, bu anlamda Türkiye bu coğrafyanın merkez gücüdür. Birlikte bu coğrafyadaki bütün komşu ve dost ülkelerle beraber bu coğrafyada birlikte huzur içinde yaşamanın, birbirlerinin menfaatlerini gözetmenin esas olacağı bir dış politika denklemi ortaya çıkıyor. Türkiye'nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapacak. Orda da şunu ifade edelim. Biz Rusya ile ne kadar dost olmak durumundaysak, Rusya da Türkiye ile aynı şekilde dost olmak durumunda. Tabii ki devletten devlete, ilişkide yüksek sesle kendi iç kamuoyuna mesaj vermek adına bazı şeyler söylenir, ama masada Rusya'da Türkiye'siz bu coğrafyada nasıl eksik olduğunu hissettiği için tekrar Türkiye ile birlikte olmanın farkındalığını ortaya koyacaktır" dedi.
DIŞ POLİTİKA DURAĞAN BİR VAKA DEĞİL
Metin Külünk açıklamasının devamında, "Bakınız dünyada bir tek biz yokuz ve Ortadoğu, küresel güçlerin kimi zaman vekaletler üzerinden, kimi zaman da kendi gerçeklikleri üzerinden mücadele alanı. Dolayısıyle dış politika durağan bir vaka değil, hareketli dinamik bir vaka. İngiltere'nin referandumu hiç akılda var mıydı? Ya da İngiltere'nin referandumunun içinden böyle bir sonuç çıkacağını kim düşünürdü ? Bir anda bütün dünya dengeleri altüst oldu, bambaşka şeyler konuşulmaya başlandı. Soru, birlik dağılacak mı? Birleşik Krallık dağılacak mı ?  Londra kendine özel statü istiyor. Teksas'tan bir ses yükseliyor, 'biz de referandum istiyoruz'. Siz durağan bir dış politikayı izlerseniz, zaten hiçbir şey yapmanıza gerek yok. O durağanlık devam eder, ama dinamik bir dış politika izliyorsanız var olan ve muhtemel olabilecek gelişmelere karşı kendinizi sürekli yenilemek zorundasınız. O nedenle bir akıl dünyayı 500 devletli hale getirmek istiyor. Dünyayı yüz yıl önce, ulus devlet mantığı üzerinden kanton devletlere esir ettiler, şimdi de butik devletlere, yani ırka dayalı, mezhebe dayalı, farklılıklara dayalı butik devletlere dayalı bir dünya düzeni kurmak istiyorlar. Çünkü dünyada egemen olan para sistemi. Yani bugün dünyada 1.5 katrilyon dolar türev işlemler var. Bu rakam 2008'de 750 trilyon dolar. Şimdi 1,5 katrilyon. Üretime dayalı olmayan para üzerinden para. Tefecilik esaslı düzenin sahipleri önümüzdeki yüzyılda dünyayı şekillendirmede butik devletler üzerinden başarmak istiyor. Dolayısıyla birileri de buna itiraz ediyor. Şimdi bu iki güç arasındaki mücadele kesintisiz şekilde devam ediyor, devam edecek. Kim kazançlı çıkacak, önümüzdeki süreç gösterecek. Ama kazanacak olanın üretim, alın teri emek olduğu. Ülkelerin bütün farklılıkları ile beraber olduğu yapılar olacağına inanıyorum" diye konuştu.

DHA