Sözcü Plus Giriş

İstanbul Haberi: TMMOB/MMO: Sanayideki küçülme eğilimi 2017'de güçlenebilir

TMMOB/MMO: Sanayideki küçülme eğilimi 2017'de güçlenebilir

Güncellenme: 10:46, 21/11/2016
TMMOB/MMO: Sanayideki küçülme eğilimi 2017'de güçlenebilir

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO), sanayide bir süredir devam eden küçülme eğiliminin 2017 yılında güçlenebileceği uyarısında bulundu.
MMO'nun İktisatçı-yazar Mustafa Sönmez’in katkısıyla hazırladığı sanayinin sorunları bülteninin 22’ncisini "Sanayide küçülme sorunu" konusuna ayırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kalkınma Bakanlığı, Uluslararası Para Fonu (IMF), Hazine Müsteşarlığı ve çeşitli bakanlık verileri kullanılarak yapılan analizde, sanayinin yılın son çeyreğine küçülme eğilimleri taşıyarak girdiği ve 2017’de bu eğilimlerin güçlenebileceği konusunda uyarılar yapıldı.

"Türkiye ekonomisi yılın son çeyreğine düşük büyüme, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik ile girdi" uyarısı yapılan analizde, "Ekonomide özellikle dış denge kaynaklı kırılganlık devam ediyor. Politik ve jeopolitik riskler her geçen gün biraz daha artıyor. Özellikle basın ve ifade özgürlüğüne, muhalif partilere dönük hukuksuz icraatın Türkiye’nin risk primini yukarı çekerek, ülkeyi Brezilya’nın ardından ikinci yüksek riskli ülke yapması, alarm vericidir" denildi ve şu konuların altı çizildi:
"Risklerin yükselmesinin etkisiyle, küresel derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu indirmiş ve bu da ekonominin bel bağladığı dış kaynak girişini yavaşlatmıştır. Bunların etkisiyle Türk Lirası ABD doları karşısında hızla değer yitirmekte, bu, ekonomiyi daraltıcı bir etki yaparken, birikmiş dış borç yükünün de faturasını hızla ağırlaştırmaktadır. Ekonomik daralma, istihdamı, işsizliği ve gelir eşitsizliklerini artırıyor."
Sanayi üretimindeki büyümenin "düşük tempoda" ilerlemekte olduğuna dikkat çekilen MMO analizinde, "Eylül ayı itibariyle yıllık düşüş yüzde 2.2’yi buldu, özellikle dayanıklı tüketim mallarındaki yüzde 9.5 iniş dikkat çekti. Yıllık büyümenin, revize edilen OVP’deki yüzde 3.2’ye dahi ulaşmayacağı görülüyor" denildi ve şu uyarı yapıldı:
"IMF’nin Kasım ayı tahmini yüzde 2.9 düzeyinde bulunuyor. Bu düşük tempolu büyüme eğiliminin önümüzdeki yıl da sürme ihtimali yüksek. Türkiye’nin yükseltilen riskleri, dış sermaye girişini azaltırken, azalan girişlerin büyümenin de rüzgarını keseceği biliniyor.  Bu bütünlük içinde sanayi üretiminde büyüme düşük tempoda ilerliyor ve bazı alt sektörlerde şimdiden küçülme yaşanıyor. Sanayide yatırımlar neredeyse durdu. Üretim ve yatırımlardaki düşüş, sanayi istihdamına yansımış ve sanayideki istihdamın toplamdaki payı yüzde 19’a kadar indi. Sanayi net ihracatının büyümeye katkısı sıfıra düştü. Tamamen iç talebe bağımlı hale getirilen sanayide, otomobil, beyaz eşya, ev elektroniği gibi dayanıklı tüketim malları üretiminde önemli bir daralma yaşanıyor."
Sermaye girişinde azalmanın olumsuzluklarını en yakından yaşayan sektörün sanayi olduğuna işaret edilen analizde, "Sanayide üretim, yatırım ve istihdamda düşük tempolu dönem 2017’de de süreceğe benziyor" denildi ve ekonomide büyüme oranı düşük seyrederken cari açık, turizm geliri düşüşleri, yükselmeye başlayan enerji fiyatları ve kâr transferlerinin hızlanması sonucu tekrar yükselmeye başladığına dikkat çekildi.
Türkiye ekonomisinin "yumuşak karnı" olarak nitelendirilen cari açığın, büyük ölçüde kısa vadeli sermaye hareketleri ve kaynağı belirsiz net hata noksan kalemiyle finanse edilmekte olduğu vurgulanan MMO analizinde, bunun da "kalitesi düşük ve riskli" bir finansman yolu olduğu uyarısı yapıldı.
İç denge ya da mali istikrar açısından birincil öneme sahip olan bütçenin de açık vereye başladığına da işaret edilen MMO analizinde, "Türkiye ikiz açık olarak tarif edilebilinecek bütçe ve car açık tuzağı ile karşı karşıya kalabilir" uyarısı yapıldı ve şöyle devam edildi:
"2017-2019 dönemine ait açıklanan Orta Vade Program hedefleri oldukça iyimser temelde hazırlanmıştır, hedeflerle gerçeklik arasında büyük çelişkiler bulunuyor. Ekonomideki olumsuzlukları aşmanın yolu sadece ekonomik önlemlerden değil, ülkedeki politik ve jeopolitik riskleri azaltmaktan, bu da gerilimlere yol açan anti demokratik iklimden uzaklaşmaktan geçiyor. Dolayısıyla, tüm ekonomik aktörlerin de ekonomik ve politik iklimi normalleştirme, demokratikleştirme gayreti içinde olmaları zorunludur."
 

DHA