Sözcü Plus Giriş

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanlığı, Avrupa Fetva ve Araştırma Meclisi, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve İslam Hilal Gözlem Projesi (ICOP) ile iş birliğiyle düzenlenen Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi'nin açılışına katıldı.
Kurtulmuş, Allah imkan verdiği ölçüde, her vesileyle hem İslam'a hem de İslam ümmetine hizmet etmeye devam edeceklerini söyledi. Dünyanın neresinde, hangi İslam toplumunun ne problemi varsa, bunun aynı zamanda Türkiye'nin problemi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Müslümanların problemlerine deva olmaya, Müslümanların birikmiş sorunlarını çözmeye çalışmanın Türkiye'nin ve Türkiye'yi yönetenlerin öncelikli vazifelerinden biri olduğunu belirtti.

"MÜSLÜMANLAR OLARAK ZOR DURUMDAYIZ"
Bu kongrede ele alınan konunun önemine işaret eden Kurtulmuş, "Farklı günlerde ramazana başlamanın, farklı günlerde bayramlar yapmanın, hac mevsimini farklı günlerde idrak etmenin önemli bir sorun olduğunu, bunun çözülmesinin fevkalade önemli olduğunu ifade etmek isterim. Biz Müslümanlar olarak zor durumdayız. Ülkelerimiz işgal edilmiş vaziyette, iç çatışmalar, siyasi gerginliklerle, dış kuvvetlerin kullandığı birtakım terör örgütleriyle İslam dünyası ciddi bir baskı altındadır. Aynı zamanda İslam dünyasının birçok yerinde ülkelerimizin ekonomik bağımsızlıklarını da kazanabildiklerini söylemek çok kolay değildir. Siyaseten, ekonomik olarak, iç karışıklıklar bakımından fevkalade zor zamanlar geçiriyoruz. Çok kolaylıkla, yaşadığımız bu sorunları dışarıdan gelen tehditlere, tehlikelere ve saldırılara bağlamak mümkündür. Ama anlamamız gereken konu şu; her toplantımızda tevhid-i İslam'dan, Müslüman ümmetin birliğinin ne kadar önemli olduğundan bahsederiz. Ama maalesef Müslüman dünyasının özellikle son 30 yıldır karşı karşıya kaldığı derin fitnelerin bertaraf edilmesi için acaba üzerimize düşen sorumlulukları yeterince yerine getirebiliyor muyuz?" dedi.

"DOLAYISIYLA TARİHİ BİR MESELEDİR, ÖNEMLİ BİR SORUMLULUKTUR"
"İlimsel gerçekleri dışlamayan, ilimsel gerçekler üzerinden günlük hayatımıza ilişkin pratikleri birleştirebilmeyi başaran bir ümmet olmak
zorundayız" diyen Kurtulmuş, yıllardır konuşulan, toplantılar ve çalıştaylar yapılan bu kadar önemli bir meselede sonuç alınamadığını aktardı. Numan Kurtulmuş, fikirlerdeki farklılıkları en aza indirmek ve bunun üzerinde ortak bir takvimin oluşmasını sağlamanın ilim sahibi olan heyetin en temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti. Kurtulmuş, "Bir ülke başka bir gün ramazana başlıyor, öteki ülke başka gün başlıyorsa, daha acısı gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu ülkelerde yaşayan, Avrupa'da, Kanada'da, Avustralya'da, Brezilya'da, Arjantin'de, özellikle Avrupa ve Amerika kıtası gibi Müslümanların nüfus olarak yoğun yaşadığı bölgelerde birisi bir camide bir gün bayram yapıyor, birisi ertesi gün bayram yapıyor. İslam'ın birliğinden ve tevhidinden Allah aşkına nasıl bahsedeceğiz? Oradaki
Müslüman kardeşlerimiz nasıl 'Müslümanlık tevhid dinidir' diye yanındaki gayrimüslim komşularına bunu anlatabilecek. Dolayısıyla tarihi bir meseledir, önemli bir sorumluluktur. Ümit ediyorum ki bu meseleyi, İslam'ın tevhid ruhunun, şuurunun bir parçası olarak ama pratik bir uygulaması olarak da en kısa zamanda ortaya koymak mümkün olur" diye konuştu.

"BU (TAKVİM BİRLİĞİ), MİLLETİN, ÜMMETİN BİRLİĞİNİN PRATİK GÖSTERGELERİNDEN BİRİSİDİR."
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, tevhidin, söylemesi kolay, gerçekleştirilmesi zor bir iş olduğunu kaydetti.
Kurtulmuş, "Irak'taki mezhebi parçalanmışlığı çok kolay bir şekilde siyaseten birleştirmek mümkün olmayabilir. Suriye'de 5 yıldır devam eden savaşı, acımasız bir şekilde halka yapılan, eziyetleri, işkenceleri bir günde durdurmak mümkün olmayabilir ama çok somut, oruç tutan, namaz kılan ve Allah'a inanan herkesin pratik olarak hayatında yaşadığı bir şeyi bu toplantılarla gerçekleştirmenin o kadar zor olmadığı kanaatindeyim. Ancak rüyet-i hilal meselesini, takvim meselesini ve buna benzer İslam ümmetinin birliğini sağlayacak, amellerimize ve günlük icraatlarımıza ilişkin meseleleri siyasi mesele gibi görmeye başlarsak hiç şüphesiz ki bunların çözümünde de zorlanacağımız açıktır. Rüyet-i hilal ya da takvim birliğinin sağlanması meselesi siyasi bir mesele değildir. Şu ülkenin ilim heyetinin söylediğini kabul etmek, bu ülkenin ilim heyetinin söylediğini kabul etmek, o ülkenin siyaseten söylediklerinin etkisi altına girmek anlamına gelmez. Bütün kardeşlerimizin bu meseleyi siyasetin dışında görerek ama siyasi birliğimize de vesile olacak önemli bir ilmi vesile olarak ele almaları şarttır, farzdır, vaciptir. Bu meseleyi siyasetin dışında görmemizi istirham ediyorum. Bu, milletin, ümmetin birliğinin pratik göstergelerinden birisidir" dedi.

KONGRENİN AMACI
İslam dünyasında ve Müslümanlar arasında hicri ay başları konusunda ortak bir karara varılarak uygulama birliğinin sağlanması, farklı uygulamaların ortaya çıkardığı problemlerin çözüme kavuşturulması amacıyla düzenlenen Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi'nde dini bayramların aynı gün yapılabilmesi için ortak karar imkanı aranacak. Kongreye Türkiye, Malezya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, ABD, Katar, Fas, Ürdün'ün de aralarında olduğu 50'ye yakın ülkeden temsilci katıldı.

 

DHA