Sözcü Plus Giriş

‘Depresyon bir bağırsak hastalığıdır’

Doğru beslenme neden bu kadar önemli? Fiziksel ve ruhsal problemlerin temelinde bağırsaktaki sorunlar yatıyor olabilir mi? Alzheimer, kanser ve otizm vakaları neden bu kadar arttı? Prof. Dr. Canan Karatay ve Dr. Ümit Aktaş, beslenmenin sağlıklı yaşamdaki anahtar görevini anlattı. Depresyon hastalarının antidepresanlarla değil, doğru ve doğal gıdalarla iyileşebileceğini ve otizmin doğru beslenme ile tedavi edilebileceğini belirten uzmanlardan çarpıcı açıklamalar...

Güncellenme: 19:08, 05/12/2016
‘Depresyon bir bağırsak hastalığıdır’

Artık insanlar doğru beslenme formülünün peşinde. Sağlıklı bir yaşamın doğal gıdaları doğru ölçüde tüketmekle mümkün olduğunu belirten uzmanlar, birçok hastalığın temelinde yanlış beslenmenin yattığını söylüyor. Peki medyada da çokça yer alan doğru beslenmenin formülü nedir? CNNTürk’te yayınlanan Gündem Özel programında Prof. Dr. Canan Karatay ve Dr. Ümit Aktaş, bu konuyu masaya yatırdı ve artık sağlığın, beslenme ve bağırsak sağlığı çerçevesinde çizilmesi gerektiğini vurguladı. Bizi hasta eden şeyler aslında neler? Depresyon, Alzheimer ve kanser neden artık bu kadar çok görülüyor. Modern tıbbın yanlışları neler? İlaçlar mı, sağlıklı gıdalar mı? İşte Karatay ve Aktaş’ın yanıtları…

KANSER VE ALZHEİMER’IN GÖRÜLME ORANI NEDEN BU KADAR ARTTI?

“İnsan sağlıklı olursa mutlu olur. İlaçlarla, antidepresanlarla mutlu olacağınızı sanmayın. İlaçlarınız besinler olsun, besinleriniz ilaçlarınız olsun.” diyen Karatay, beslenmenin ana rahminde başladığını belirtti. İngiltere’de çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere aylar öncesinden doğru beslenmeleri gerektiğinin önerildiğini belirten Karatay, modern tıbbın yanlışlarına da değindi. “Bütün hamilelere uygulanan bir şablon var. Herkese aynı şey uygulanıyor. Bu mu modern tıp? Modern tıp kişiseldir, her hastaya özel olarak hazırlanır.” açıklamasını yapan Karatay, antibiyotiklerin değil doğru beslenmenin öneminin artık yavaş yavaş kavrandığını anlattı. Karatay, gittikçe artan kanser, Alzheimer ve otizm vakalarının temelinde kötü beslenme ve doğal olmayan gıdaların olduğunun da altını çizdi.

İlginizi ÇekebilirKaratay'dan hareket edin çağrısı!Karatay'dan hareket edin çağrısı!

“MODERN TIP ANTİDEPRESAN VERİYOR, BİZ TURŞU YİYİN DİYORUZ”

Dr. Ümit Aktaş ise modern tıp ve onun depresyona karşı sunduğu çözümü eleştirdi;” Modern tıp ekolü beslenmeyi sadece protein, karbonhidrat, yağ ve kalori seviyesine indirgiyor. Modern tıp beslenmenin önemini o kadar yok sayıyor ki, tıp bölümünde beslenme ile ilgili dersler de verilmiyor. Olay sadece kilo kontrolüne indirgenmiş durumda. Vücudumuzun ikinci en büyük organı bağırsaklarımızdır. Her birimizin bağırsakları bir futbol sahası kadar. Peki neden bu kadar büyük bağırsaklar? Vücudumuzda yer alan bağışıklık sistemi hücrelerinin yüzde 70’i bağırsaklarda bulunuyor. Modern tıp ne bağırsaklardan ne de probiyotiklerden bahsediyor. Probiyotikler olmadan bağışıklık sisteminiz düzgün çalışmıyor hatta gen aktivitenizi bile etkiliyor, gen transferi yapıyor. Depresyon denilince beyin kimyasından bahsediliyor, serotonin salgılanması düşüyor deniliyor. Halbuki depresyonda beyin kimyasının bozulduğuna dair hiçbir bilimsel yayın yok. Bu konu ile ilgili hiçbir kanıt yok. Serotoninin yüzde 95’i bağırsaklarda probiyotikler tarafından yapılıyor. Bu hastalara antidepresan veriliyor ama beslenmesine bakılmıyor. Hastalarınıza antidepresan yazınca modern doktor oluyorsunuz, bizim gibi turşu, yoğurt yiyin derseniz çağ dışı oluyorsunuz. Bize tamamlayıcı hekim diyorlar ama kusura bakmasınlar gerçek hekim biziz. Çünkü modern tıbbın önerdiği her şey 70 yıllıktır. Bizim söylediklerimizi ise Hipokrat da söylüyordu: İlaçlarınız besinler olsun, besinleriniz ilaçlarınız olsun. İbn_i Sina ise şunu söylüyor: Eğer yemek yersen erken kalk çünkü şifa hazmetmektedir. Tıpta daha tehlikeli bir şey görmedim; acıkmadan önce yemek yemekten. Her ikisi de beslenmeye vurgu yapıyor ama modern tıp öyle değil. Depresyon bir bağırsak hastalığıdır. Bağırsak vücudun köküdür. Beslenmeyi düzenlemeden tedavi mümkün değil. ”

İlginizi ÇekebilirKaratay: Türkiye'yi kıtlıktan kurtaracak olan o ağaç...Karatay: Türkiye'yi kıtlıktan kurtaracak olan o ağaç...
“OTİZME ÇARE VAR!”

Aktaş son zamanlarda artan otizm görülme oranını sezaryen doğum ile ilişkilendirdi ve şunları söyledi: “Otizmde beslenmenin önemi konusuna değinilmiyor.  Otizm, 1980 yılında yüz binde bir görülürken bugün 88 çocukta bir görülüyor. Bunu siz genetikle açıklayabilir misiniz? Mümkün değil. Otizmde beslenme tedavileri dünyanın her yerinde yaygın olarak uygulanıyor. Peki biz anne babalara neden normal doğumun önemini anlatmıyoruz? Otizmi tetikleyen en önemli faktörlerden bir tanesi bu; tohum doğumla atılır. Çocuk probiyotiklerini normal doğum sırasında annesinden alıyor. Çocuk doğmadan bir süre önce, annenin doğum kanalında probiyotik yapı değişmeye başlıyor. Ve çocuk doğum kanalından geçerken bu probiyotikleri alıyor. Bütün vücudu koruma kalkanı gibi probiyotiklerle kaplanıyor. İlk gıdası probiyotikler oluyor. Yutuyor onu ve bronşlarına da gidiyor. Çocuk doğduğu zaman probiyotiklerle doğuyor. Ama bu çocuk sezaryenle doğarsa probiyotik almadan doğuyor. Türkiye’de sezeryan oranı 80’lerde yüzde 7’lerde dolaşırken bugün yüzde 80. Anne sütü vermemek, çocukları karbonhidratlarla beslemek tetikliyor. Bütün otistik çocuklarda ağır metal zehirlenmesi riski, gluten intoleransı riski, şekere, laktoza karşı tahammülsüzlük var. Bu çocuklara beslenme tedavileri verilmeli. Beslenmeyle bu çocuklar normal bir hayat sürebilir.”
“EKMEK KESTİĞİNİZ BIÇAKLA, SOĞAN KESERSENİZ…”

“Otizm ana rahminde başlıyor. Obez annelerin bu riski var. Hamilelik sırasında glutensiz beslenmesi, D vitamini almaları, magnezyumlarını yükseltmesi, iyotlarını ölçtürüp yükseltmesi gerekiyor. Otizmli çocukların beslenmesinde gluten çok önemli. ” diyen Karatay, gluten hassasiyeti belirtilerini şöyle sıraladı:

“ALS, dikkat eksikliği, anksiyete, otizm, Tip 1 diyabet, haşimato, romatoid artrit, osteopeni osteoporoz, beyinde bulanıklık, kanserler, sık sık hastalanma, büyüme geriliği, depresyon, mide bağırsak gazı, şişkinlik, kısırlık, migren, sık sık düşük yapma, Alzheimer, sık acıkma, tatlı krizine girme, parkinson, burun tıkanıklığı, kaşıntı ve cilt dökülmeleri. Gluten tüketimi bu nedenle çok önemli. Glutensiz tahıl olmaz. Glutensiz vücut olur. Glutende çapraz bulaşma diye bir şey var. Eğer bulguru pişirdiğiniz bir tencerede iki gün sonra pırasa pişirdiniz. O pırasa otizmli çocuğa, gluten intoleransı olan kişilere dokunur. Ekmek kesilen bıçakla başka bir şey keserseniz de aynı şey geçerli. Glutensiz ekmek diye bir şey olmaz. Çocuklara pirinç veriyorlar gluten yok diye. Ama bu da yanlış. Doğal köy tereyağı, zeytinyağı, evde yapılmış yoğurt ve sirke tüketin. bir de prebiyotikler çok önemli. Kış aylarında lahana, brokoli yemeli.”

Yayınlanma Tarihi:14:42,